Ortaklık ve ⿻ Kamular

Bölümü dinle

Savaşın uğultusu Ortadoğu kentinin dar sokaklarında yankılanırken, amansız bir silah sesi bombardımanı ve alevlerin hayaletimsi dansı metropolün üzerine bir kefen örtüyor, bir elektrik kesintisi kentin neredeyse yarısını korkuyla dolu bir karanlığa gömüyordu. Bir zamanlar birbirine bağlı bir parlaklığın simgesi olan kentin dijital belkemiği paramparçaydı: hükûmet veri tabanları harabeye dönmüş, iletişim ağları usta düşman hacklemeleriyle kesilmişti; kentin koruyucuları denetimi kaostan geri almak için kalan her stratejiye sarılıyordu.

Kaosun ortasında bütün bir ulusun umudu bir hacker grubuna kalmıştı. Onlar savunmanın son kalesi, son koruyuculardı. Bu merkezî olmayan grup, yerinde bir adla "Guard" adlı bir hackathon düzenledi. Faisal onlardan biriydi. Kaosa gömülü bir dünyada grubun sarsılmaz kararlılığı ve becerisi onları bir umut ışığına dönüştürmüştü.

Kulaklığını takıp yardımcı ajanını etkinleştirdi, izlenemez bir internet adresi kurdu. Dijital cüzdanının mahremiyet seçeneğini açtı; yurttaşlık kanıtını ve geçmiş hackathon'lardan sayısız belgesini gösterdi. Bu karanlık zamanlarda böylesi önlemler zorunlu hâle gelmişti.

Faisal "Guard" arayüzüne girdiğinde, orası başka herhangi bir çevrimiçi sohbet odası gibi görünüyordu. Anonimlik elle tutulur cinstendi; kimse konuşmuyor, hatta mesaj bile yazmıyordu. Görülebilen tek şey katılımcıları temsil eden sessiz avatarlardı. Ama fark güvenli temelindeydi; bu temel, odadaki hiç kimsenin içeriği dışarıdakilere göstermesine izin vermezken, oradaki herkesin bu son umut kalesinde söylenenleri tam olarak duymasını da güvence altına alıyordu.

Sessiz odadaki tek ses olan sunucu başladı: "Birazdan ekranınızda birkaç tanıtım ve temel kural görünecek. Her birinize varlığınızı doğrulamak için sorular sorulacak." Ardından bir uyarı geldi; uymama ya da şüphe durumunda atılma riskini vurguluyordu.

Kısa süre sonra ekranda sanal bir Romalı asker belirdi ve "Guard"ın büyük vizyonunu ortaya koydu: dijital kent için merkezî olmayan bir savunma sistemi kurmak. Faisal soruları hızla geçti ve ana odaya döndüğünde başlangıçtaki katılımcıların yalnızca yarısının kaldığını gördü. Bu süzme süreci buzları kırmış gibiydi; oda sohbetle canlandı.

Vakit kaybetmeden koruyucular görevlerine başladı. Uzmanlığıyla Faisal doğal olarak elektrik şebekesi güvenliği grubuna çekildi. Ama konuşmaları ani bir zil sesiyle kesildi. Faisal telefonu açtı; karşıdaki ses aceleyle sordu: "Bir şey bulabildin mi? Kalan elektrik şebekelerini de düşürmemiz gerek."

Sesteki aciliyet elle tutulur gibiydi. Faisal yanıtladı: "Gizli bir giriş yolu bulamıyorum. Güvenlik protokollerle kapatılmış. Resmî olarak erişim talep edebilirim ama herkesin onay vermesi gerek." Devam etti: "Tek bir katılımcı bile itiraz ederse bir kopya alabilirim, ama gerçek olup olmadığını ayırt edemem."

"Özgün kodu çoğaltmanın hiçbir yolu yok mu?" diye sordu ses; çaresizliği belliydi.

"Denemeye devam edeceğim," diye söz verdi Faisal.


Fransız aristokrat ve gezgin Alexis De Tocqueville, Amerika'da Demokrasi'deki gözlemlerinin klasik özetinde, yurttaş derneğinin Amerikan öz yönetimi için merkezîliğini vurgular: "Hiçbir şey… Amerika'nın düşünsel ve ahlaki derneklerinden daha çok dikkatimizi hak etmez." Dahası, bireyler arasındaki eşitlik büyük ölçekli eylemi yalnız bireyler için olanaksız kıldığından, bu tür derneklerin siyasal eylem ve toplumsal iyileşme için zorunlu olduğuna inanıyordu: "İnsanlar uygar kalacaksa… birlikte ortaklık kurma sanatı, koşulların eşitliğinin arttığı oranda büyümeli ve gelişmelidir."[1]

Hiçbir birey tek başına siyasal, toplumsal ya da iktisadi bir değişim yaratmamıştır. Siyasal partiler, yurttaş dernekleri, sendikalar ve işletmeler yoluyla kolektif çabalar her zaman zorunludur. ⿻ için bunlar ve daha az resmî diğer toplumsal öbekler, toplumsal doku açısından bireyler kadar temeldir. Bu anlamda ortaklıklar, en temel haklarda kişiliğin Yang'ına karşılık Yin'dir ve aynı nedenle tiranların baş belasıdır. Yine De Tocqueville'den alıntılarsak: "İnsan kalbinin hiçbir kusuru [despotizme] bencillik kadar uygun düşmez; bir tiran, uyrukları birbirini sevmedikleri sürece, kendisini sevmemelerini bağışlayacak kadar rahattır." Ancak anlamlı bir faillikle yeni ortaklıklar kurma kapasitesini kolaylaştırıp koruyarak özgürlüğü, öz yönetimi ve çeşitliliği umabiliriz.

Bilgisayarların ve ağların böylesi bir ortaklığı kolaylaştırma olanağı, Lick ile Taylor'ın "İletişim Aygıtı Olarak Bilgisayar" vizyonunun çekirdeğiydi: "Bunlar ortak konumun değil, ortak ilginin toplulukları olacak."[2] Nitekim bu satırlar yazılırken popüler İngilizce sözlük Merriam-Webster'ın çevrimiçi sürümü ortaklığı tam da böyle tanımlıyordu: "ortak bir ilgiyi paylaşan kişilerden oluşan bir örgüt".[3] Paylaşılan hedefleri, inançları ve eğilimleri göz önüne alındığında Lick ve Taylor, bu toplulukların dijital öncesi ortaklıklardan çok daha fazlasını başarabileceğine inanıyordu. Yazarların öngördüğü tek zorluk, "'çevrimiçi olmanın'… bir ayrıcalık" değil "bir hak" olmasını güvence altına almaktı. Bu vizyonun büyük bölümü elbette inanılmaz ölçüde önsezili çıktı; bugünün en öne çıkan siyasal hareketlerinin ve yurttaş örgütlerinin pek çoğu çevrimiçi oluştu ya da en büyük başarısını orada elde etti.[4]

Ne var ki belki paradoksal biçimde, internetin yükselişinin özgür ortaklığın çekirdek özelliklerinden bazılarını fiilen tehdit ettiği önemli bir anlam var. Lick ile Taylor'ın vurguladığı gibi, bir ortaklık ya da topluluk oluşturmak, ortaklık ve onun içindeki iletişim için bir bağlam oluşturan bir arka plan paylaşılan inançlar, değerler ve ilgiler kümesi kurmayı gerektirir. Dahası, Simmel ile Nissenbaum'un vurguladığı gibi, bu bağlamı dış gözetimden korumayı da gerektirir: bireyler ortaklıklarına yaptıkları iletişimin dışarıdakilerce izlendiğine inanırlarsa, sözlerinin bu iletişimin kendileri için amaçlanmadığı kişilerce yanlış anlaşılacağı korkusuyla çoğu zaman paylaşılan topluluk bağlamından yararlanmaya isteksiz olurlar.

İnternet, çok daha geniş bir olası ortaklıklar yelpazesine olanak tanırken, bağlamın kurulmasını ve korunmasını daha zorlu kıldı. Bilgi daha uzağa ve daha hızlı yayıldıkça, kiminle konuştuğunuzu ve onunla ne paylaştığınızı bilmek zorlaştı. Dahası, meraklı dışarıdakilerin ortaklıkları gözetlemesi ya da üyelerinin bilgiyi amaçlanan bağlamın dışında uygunsuz biçimde paylaşması her zamankinden kolaylaştı. Bu yüzden Lick ile Taylor'ın düşünü gerçekleştirmek ve böylece dijital dünyanın ⿻ ortaklıkların serpildiği bir dünya olmasını sağlamak, bilgisel bağlamı anlamayı ve onu destekleyip koruyan ⿻ sistemler kurmayı gerektirir.

Bu yüzden bu bölümde ortaklık için bilgisel gereklilikler kuramının ana hatlarını çizeceğiz. Sonra bağlamın kurulmasına ve korunmasına yardım etmeye başlamış ya da yardım edebilecek mevcut teknolojileri tartışacağız. Ardından bu teknolojileri birleştirerek mahremiyete ya da aleniyete değil, "⿻ kamular"a, yani dış gözetimden korunmuş pek çok ortak anlayış ortaklığının serpilmesine nasıl ulaşılacağına dair bir vizyonu ve bunun diğer dijital hakları desteklemek için neden bu kadar kritik olduğunu vurgulayacağız.

Ortaklıklar

İnsanlar "ortak bir ilgiyi paylaşan kişilerden oluşan bir örgüt"ü nasıl kurar? Yalnızca bir ilgiyi paylaşan bir grup insanın yetersiz olduğu açık. İnsanlar bir ilgiyi paylaşıp birbirlerinden habersiz olabilir ya da birbirlerini tanıyıp paylaştıkları ilgiden habersiz olabilirler. Sosyal bilimcilerin ve oyun kuramcılarının son dönemde vurguladığı gibi, "örgüt"ün ima ettiği kolektif eylem, ortak bir "ilgi", "inanç" ya da "hedef"e sahip olmanın ne demek olduğuna dair daha güçlü bir kavrayış gerektirir. Bu alanların teknik terimleriyle, gereken durum onların (yaklaşık) "ortak bilgi" dedikleri şeydir.

Bunun bir oyun kuramcısı için ne anlama geldiğini kavramak adına, bir inancı yalnızca paylaşmanın etkili ortak eyleme neden yetmediğini düşünmek yararlı olabilir. Hepsi ortak bir ikinci dili konuşan, ama hiçbiri diğerlerinin de konuştuğunu bilmeyen bir grup insanı düşünün. Hepsi farklı ana diller konuştuğuna göre, başlangıçta kolayca iletişim kuramayacaklardır. Dili bilmek onlara pek bir yarar sağlamaz. Bunun yerine öğrenmeleri gereken şey, diğerlerinin de dili bildiğidir. Yani yalnızca temel bilgiye değil, başkalarının bir şeyi bildiğine dair "üst düzey" bilgiye de sahip olmaları gerekir.[5]

Böylesi üst düzey bilginin kolektif eylem için önemi öyle bir aşikârlıktır ki halk anlatılarına bile girmiştir. Hans Christian Andersen'in klasik masalı "İmparatorun Yeni Giysileri"nde bir dolandırıcı, imparatoru kendisine değerli yeni bir kıyafet dokuduğuna inandırır; oysa aslında onu çırılçıplak bırakmıştır. Seyircilerin hepsi onun çıplak olduğunu görse de, hepsi bunu dile getirmekten aynı ölçüde korkar; ta ki bir çocuğun kahkahası yalnızca imparatorun çıplak olduğu anlayışını değil, başkalarının da bu olguyu fark ettiği ve dolayısıyla her birinin bunu kabul etmesinin güvenli olduğu anlayışını yaratana dek. Benzer etkiler çeşitli toplumsal, iktisadi ve siyasal ortamlardan tanıdıktır:

  • Banka hücumlarını durdurmak için çoğu zaman son derece görünür güvence açıklamaları gerekir; çünkü herkes başkalarının hücum edeceğini düşünürse kendisi de edecektir.[6]
  • Kötülüklerin (örneğin cinsel taciz) "açık sırlarının" ifşası çoğu zaman bir suçlama seline yol açar; çünkü suçlayanlar, "#MeToo" hareketinde olduğu gibi başkalarının "arkalarında durduğunun" farkına varır.[7]
  • Kamusal protestolar, hoşnutsuzluğun siyasal güce dönüşen ortak farkındalığını yaratarak, halkın uzun süredir karşı çıktığı hükûmetleri devirebilir.[8]

Matematiksel olarak "ortak bilgi", bir grup insanın bir şeyi bilmesi, ama aynı zamanda hepsinin bunu bildiğini bilmesi ve hepsinin, hepsinin bunu bildiğini bildiğini bilmesi ve böyle ad infinitum sürmesi durumu olarak tanımlanır. "Ortak inanç" (çoğu zaman bir inanç derecesiyle nicelleştirilir), bir grubun hepsinin, hepsinin, hepsinin inandığına inanması durumudur… Kapsamlı bir oyun kuramsal çözümleme, yukarıdakiler gibi, yeterince kişi eşgüdüm sağlarsa bireylerin ortak bir hedefe ulaşabildiği ama başkalarının desteği olmadan davranırlarsa zarar gördüğü "riskli kolektif eylem" durumlarında böylesi ortak inancın eşgüdümlü eylemin kritik bir önkoşulu olduğunu göstermiştir.[9]

Bir grup insanın ortak inançları açıkça ortalama üyelerinin fiilen paylaştığı inançlarla ilişkili olsa da, kavramsal olarak ayrıdırlar. Hepimiz, bir grup içinde neredeyse herkes bireysel ve özel olarak katılmamasına karşın bir "yerleşik kanının" ya da normun sürdüğü örnekleri biliriz; nitekim iktisatçı J.K. Galbraith'i "yerleşik kanı" fikrini ortaya atmaya iten tam da bu gözlemdi.[10] Dahası, bu topluluk kavramını yalnızca olgulara ilişkin inançlar için değil, ahlaki ya da niyetsel inançlar için de kullanabiliriz. Bir topluluğun (ahlaki anlamda) "ortak inancını", herkesin başka herkesin ahlaki ilke olarak benimsediğine inandığı ve herkesin, herkesin benimsediğine inandığına inandığı şeyler vb. olarak düşünebiliriz. Benzer biçimde bir "ortak hedef", herkesin başkalarının niyetlendiğine inandığı ve herkesin, herkesin niyetlendiğine inandığına inandığı şey olabilir ve böyle sürer. Böylesi "ortak inançlar" ve "ortak niyetler", çoğu zaman "meşruiyet" denen şey, yani neyin uygun olduğuna ilişkin ortak anlaşılmış kavrayış için önemlidir.[11]

Oyun kuramında bireyleri niyet/tercih ve inanç toplulukları olarak modellemek yaygındır. Bu topluluk kavrayışı, grupları kendilerini oluşturan bireylere benzer ama onlardan ayrı biçimde düşünmenin bir yolunu verir; çünkü ortak inançların ve niyetlerin, o grubun parçası olan bireylerinkiyle (ortalamada) aynı olması gerekmez: grup inançları ve hedefleri, o grubun ortak inançları ve hedefleridir. Bu anlamda ortaklık kurma özgürlüğü, ortak inançlar ve hedefler yaratma özgürlüğü olarak anlaşılabilir. Ne var ki ortaklık kurmak yeterli değildir. Bir önceki bölümde sırları korumanın bireysel kimliği sürdürmek için kritik olduğunu savunduğumuz gibi, ortaklıkların da kendilerini gözetimden koruyabilmesi gerekir; çünkü ortak inançları herkesin inançları hâline gelirse, tıpkı bütün sırlarını döken bir bireyin koruyacak bir kimliği kalmaması gibi, ayrı bir ortaklık olmaktan çıkarlar. Bu bakımdan dış gözetimden ya da içeriden aşırı paylaşımdan korunan mahremiyet, ortaklıkların özgürlüğü için onları kurmak kadar kritiktir.

Öyleyse, örgütlenme özgürlüğünü düşündüğümüzde akla gelen tarihsel teknoloji ve mekânların pek çoğunun tam da ortak inançlara ulaşmaya ve ortak inançları dışarıdakilerin inançlarından korumaya yönelik olması şaşırtıcı değil. Çevrimiçi görsellerde ya da siyaset filozoflarının yazılarında "örgütlenme özgürlüğü" arandığında, tipik olarak kamusal alanlardaki protestoların, parklar ve meydanlar gibi kamusal alanlardaki toplantıların ve özel kulüplerdeki grup tartışmalarının görüntüleri çıkar.[12] Yukarıda gösterildiği gibi, grup toplantıları ve grup üyeleri önünde açıkça yapılan açıklamalar, o grup içinde ortak inançlara ve anlayışa ulaşmak için kritiktir. Özel broşürler bireysel ikna sağlayabilir, ama ortak gözlem eksikliği göz önüne alındığında oyun kuramcıları, bunların çocuğun kamusal kahkahası gibi paylaşılan bir bildirimin yarattığı biçimde kamusal inançlar yaratmakta zorlandığını savunmuştur.

Ama salt kamusal alanların önemli sınırlılıkları vardır: grupların görüşlerini oluşturmasına ve eylemlerini daha geniş kamunun gözü önünde olmadan eşgüdümlemesine olanak tanımazlar. Bu, bütünlüklerini, dışarıya birleşik bir yüz gösterme yetilerini ve içsel bir bağlamdan yararlanarak etkili iletişim kurma yetilerini baltalayabilir. Ortaklıkların bu yüzden çoğu zaman yalnızca üyelere açık kapalı toplanma yerleri vardır: Simmel'in grup etkililiği ve bütünlüğü için kritik olarak vurguladığı gizliliğe olanak tanımak için.[13] Böylece karşımızdaki kritik soru şudur: ağ iletişimi sistemleri, "ilgi toplulukları"ndan oluşan cesur yeni dünyaya, korunan ortak inançlar yaratmak için bu aynı ya da daha da etkili olanakları nasıl sunabilir?

Bağlamı kurmak

Parklar ve meydanlar protestonun ve kolektif eylemin mekânı olduğu ölçüde, pekâlâ dijital bir kamusal meydan arayabiliriz; pek çok platformun bu işlevi gördüğünü iddia ettiği bir mekân.[14] Özgün World Wide Web'deki siteler, çeşitli insanların mesajlarını erişilebilir kılması için görülmemiş fırsatlar sundu. Ama Nobel ödüllü iktisatçı Herbert Simon'ın ünlü biçimde gözlemlediği gibi, bu bilgi seli bir dikkat kıtlığı yarattı.[15] Kısa sürede bir web sitesiyle ve Google gibi tescilli arama sistemleriyle bir izleyiciye ulaşılıp ulaşılmadığını, kime ve nasıl ulaşıldığını bilmek zorlaştı. Facebook ve Twitter gibi tescilli sosyal ağlar dijital iletişimin tercih edilen platformları hâline geldi, ama izleyicileri anlamaya yönelik olanakları sınırlı (ve genellikle ücretli) olduğundan sorunu ancak kısmen ele aldılar. Dijital kamusal meydan özel bir imtiyaza dönüşmüştü; bu şirketlerin CEO'ları gururla kendilerini dijital çağın kamu hizmeti kuruluşu ya da kamusal meydanı ilan ederken bir yandan da hedefli reklamcılık yoluyla kullanıcı etkileşimlerini gözetliyor ve paraya çeviriyordu.[16]

Son dönemdeki bir dizi çaba bu soruna eğilmeye başladı. World Wide Web Konsorsiyumu (W3C), Christine Lemmer-Webber ile Jessica Tallon'ın ActivityPub standardını, sosyal ağ için açık bir protokole olanak tanımak üzere bir tavsiye olarak yayımladı; bu standart Mastodon gibi açık sistemlerin dünya genelinde milyonlarca insana Twitter'a benzer federe, merkezî olmayan hizmetler sunmasını sağladı. Twitter'ın kendisi de sorunu fark etti ve 2019'da BlueSky girişimini başlattı; bu girişim, Twitter'ın (onun yönetiminde artık X) Elon Musk tarafından satın alınmasının ardından hızla dikkat çekti. Hayırsever Frank McCourt, merkezî olmayan ağ için bir başka blokzincir temelli temel olarak Project Liberty'ye[17] ve onun Merkezî Olmayan Sosyal Ağ Protokolü'ne büyük yatırım yaptı. Bunlardan tam olarak hangisinin serpileceğini, nasıl birleşeceklerini vb. öngörmek zor olsa da, X'in son dönemdeki zorlukları bu alandaki canlı etkinliğin çeşitliliğiyle birleştiğinde, kullanılabilir dijital yayıncılık için açık bir protokolde işbirliği ve yakınsama olasılığına işaret ediyor.

Ne var ki aleniyet, topluluk ve ortaklık yaratmakla aynı şey değildir. Çevrimiçi paylaşım yapmak, kamusal bir protesto düzenlemekten çok bir broşür dağıtmaya benzer. Bir paylaşımı görenlerin aynı bilgiyi başka kimlerin ve kaç kişinin tükettiğini bilmesi, kaldı ki bu konudaki görüşlerini ölçmesi zordur. Paylaşım onların inançlarını etkileyebilir, ama tanımlanabilir bir yurttaşlar grubu arasında ortak inançlar yaratması zordur. Paylaşımların viralliğini ve dikkatini öne çıkaran özellikler bir miktar yardımcı olabilir, ama yine de bir mesajın izleyicisinin hizalanmasını fiziksel kamusal alanlarda mümkün olandan çok daha kaba kılar.

Son yıllarda bu zorluğu ele almaya yönelik en ilginç olası çözümlerden biri, blokzincirler dâhil dağıtık defter teknolojileri (DDT) oldu. Bu teknolojiler paylaşılan bir bilgi kaydı tutar ve bu kayda bir şeyi ancak eklenmesi gerektiğine dair bir "uzlaşı" (eklenecek ögenin yeterince paylaşılan kabulü) olduğunda ekler. Bu, kriptografları ve oyun kuramcılarını, DDT'lerin üzerinde depolandıkları makineler arasında ortak inançlar yaratmakta özel bir vaat taşıdığı sonucuna götürdü.[18] Tartışmasız biçimde bu sistemlerin yeni para birimleri ve başka toplumsal deneyler konusunda eşgüdümü desteklemesinin nedeni budur.

Ne var ki makineler arasındaki böyle bir topluluk bile, bu makineleri işleten insanlar arasında topluluk olduğunu doğrudan ima etmez. Bu sorun (topluluk yaratma açısından), blokzincirleri sürdürmenin finansal teşvikleriyle ağırlaşır; bu teşvikler, finansal kazançla güdülenen katılımcıların çoğunu etkinliği doğrudan izlemek yerine "doğrulayıcı" yazılım çalıştırmaya yöneltir. Bu ayrıca katılanların, ortak ve ticari olmayan eylemle ilgilenenler değil, kâr edebilecek kişiler olması olasılığını ima eder. Yine de aşağıda yapacağımız gibi, DDT'lerin gelecekteki bir ortaklık altyapısının önemli bir bileşeni olduğunu hayal edebiliriz.

Bağlamı korumak

Bağlamı kurmak öncelikle güçlü toplumsal aleniyet kavrayışları yaratmakla ilgiliyse, bağlamı korumak güçlü toplumsal mahremiyet kavrayışlarıyla ilgilidir. Ve tıpkı aleniyet teknolojilerinde olduğu gibi, mahremiyet teknolojileri de öncelikle ⿻ toplumsallığı destekleyen yönlerde değil, daha atomcu ve monist bir yönde geliştirildi.

Kriptografi alanı uzun süredir bilginin güvenli ve mahrem biçimde nasıl iletileceğini inceliyor. Kanonik "açık anahtarlı kriptografi" düzeninde bireyler ve örgütler bir açık anahtar yayımlarken onu denetleyen eşini özel tutar. Bu, herkesin anahtar sahibine yalnızca özel anahtarıyla çözülebilen şifreli bir mesaj göndermesine olanak tanır. Ayrıca anahtar denetleyicisinin mesajları imzalamasını ve böylece başkalarının mesajın gerçekliğini doğrulayabilmesini sağlar. Bu tür sistemler internette ve dijital dünyanın her yerinde güvenliğin temelidir; e-postayı gözetlemeden korur, Signal gibi uçtan uca şifreli mesajlaşma sistemlerine ve dijital ticarete olanak tanır.

Bu temelin üzerine inşa ederek ve ondan dallanarak, son yıllarda bir dizi güçlü mahremiyet artırıcı teknoloji (MAT) geliştirildi. Bunlar arasında şunlar var:

  • Sıfır bilgi kanıtları (ZKP): Altta yatan veriyi sızdırmadan bir olgunun güvenli biçimde kanıtlanmasına olanak tanır. Örneğin biri, bu iddianın dayandığı ehliyetin tamamını göstermeden belirli bir yaşın üzerinde olduğunu kanıtlayabilir.
  • Güvenli çok taraflı hesaplama (SMPC) ve homomorfik şifreleme: Bir grup bireyin, her birinin bir bölümüne sahip olduğu verileri içeren bir hesaplamayı, bölümleri diğerlerine açıklamadan yapmasına olanak tanır ve sürecin hem kendilerince hem başkalarınca doğrulanmasını sağlar. Örneğin seçim sonuçlarının güvenli biçimde doğrulanmasına izin verirken gizli oy korunabilir.[19]
  • Sahtesi yapılamaz ve inkâr edilemez imzalar: Anahtar denetleyicilerinin, anahtara erişim olmadan sahtesi yapılamayacak ve/veya anahtarın ele geçirildiğini iddia etmek dışında inkâr edilemeyecek biçimlerde beyanları imzalamasına olanak tanır.[20] Örneğin bir (akıllı) sözleşmeye giren taraflar, sahtesinin yapılması ve inkârı zor olan fiziksel imzaların analog sözleşmeler için önemli olması gibi böyle dijital imzalarda ısrar edebilir.
  • Gizli hesaplama: Yukarıdakilere benzer sorunlara bu çözüm kriptografiye daha az bağlıdır; bunun yerine benzer hedefleri, bilgi sızdırmaya karşı çeşitli fiziksel engelleri olan "hava boşluklu" dijital sistemlerle gerçekleştirir.
  • Diferansiyel mahremiyet: Bir hesaplamanın çıktısının açıklanmasının, hesaplamaya giren hassas bilgiyi istemeden ne ölçüde sızdırabileceğini ölçer.[21] Teknoloji insanları, genellikle açıklamalara gürültü ekleyerek bu tür sızıntıların olmayacağını güvence altına alan teknikler geliştirdi. Örneğin ABD Nüfus Sayımı hem kamu siyasasına yol göstermek için özet istatistikler açıklamak hem de kaynak verileri gizli tutmakla hukuken yükümlüdür; bu hedefler son dönemde diferansiyel mahremiyeti güvence altına alan mekanizmalarla birlikte karşılanmıştır.
  • Federe öğrenme: Temel bir mahremiyet tekniğinden çok, diğer tekniklerin gelişmiş bir uygulaması ve birleşimi olan federe öğrenme, fiziksel olarak dağınık biçimde bulunan veriler üzerinde büyük makine öğrenmesi modellerini eğitme ve değerlendirme yöntemidir.[22]

Kriptografiye en çok bağlı olan bu tekniklerin (özellikle ilk üçünün) iki temel sınırlılığını kabul etmek önemli; yani iki kritik varsayıma dayanırlar. Birincisi, anahtarlar istenen kişinin elinde kalmalıdır; bu, bir önceki bölümde tartıştığımız kimlik ve kurtarma sorularıyla yakından ilgili bir sorundur. İkincisi, bugün kullanılan kriptografinin neredeyse tamamı kırılacak ve pek çok durumda güvenceleri kuantum bilgisayarların gelişiyle geçersizleşecektir; gerçi kuantuma dirençli düzenler geliştirmek etkin bir araştırma alanıdır.

Dahası, bu teknik çözümler mahremiyeti destekleyen bir dizi teknik standart ve kamu siyasasıyla giderek daha çok kesişip bütünleşiyor. Bunlar arasında hükûmetlerin belirlediği kriptografik standartlar, AB Genel Veri Koruma Tüzüğü gibi mahremiyet düzenlemeleri ve hakları ile şifrelemenin birlikte çalışmasına ilişkin standartlar yer alıyor.

Ne var ki bütün bu çalışmanın temel bir sınırlılığı, iletişimi içeriden aşırı paylaşımdan çok dış gözetimden korumaya odaklanmasıdır. Dışarıdan gözetlemeyi önlemek açıkça ilk savunma hattıdır, ama ABD Ulusal Güvenlik Ajansı sızdırıcısı Edward Snowden destanını izleyen herkes, içerideki köstebeklerin ve sızıntıların bilgi güvenliğine yönelik en önemli tehditlerden biri olduğunu bilir. Askerî istihbarat en çarpıcı örnek olsa da, bu nokta özellikle internet çağında çok daha ileri gider. Giderek yaygınlaşan oltalama saldırıları saldırganın "şifreyi kırma" yetisine değil, sosyal mühendisliğe dayanır. danah boyd'un klasik çalışması It's Complicated'dan Dave Eggers'ın kitabı ve filmi The Circle'a uzanan yapıtlarda vurgulandığı gibi, dijital bilgiyi inandırıcı biçimde paylaşmanın kolaylığı, aşırı paylaşım tehlikesini mahremiyet için sürekli bir tehdit hâline getirdi.[23]

Temel sorun şu: kriptografinin ve düzenlemelerin çoğu mahremiyeti bireylerle ilgili sayarken, mahremiyetten söz ederken genellikle kastettiğimiz şeyin çoğu gruplarla ilgilidir. Ne de olsa tam olarak tek bir bireye ilişkin, doğal olarak ortaya çıkan neredeyse hiçbir veri yoktur. Bir önceki bölümdeki verinin toplumsal yaşamına dair bazı örnekleri yeniden ele alalım.

  • Genetik veri: genler elbette bir aile içinde büyük ölçüde paylaşılır; bu da bir bireyin genetik verisinin açıklanmasının ailesi ve daha az ölçüde ona uzaktan akraba olan herkes hakkında şeyler açığa çıkardığı anlamına gelir. Benzer savlar, genetik durumlar ve bulaşıcı hastalıklarla ilgili olanlar gibi pek çok tıbbi veri için de geçerlidir.
  • İletişim ve finansal veri: iletişimler ve işlemler doğaları gereği çok taraflıdır ve dolayısıyla birden çok doğal göndergesi vardır.
  • Konum verisi: pek az insan zamanının çoğunu, o anda ortak konumlarına dair ortak bilgiye sahip olduğu en az bir başka kişiden fiziksel olarak uzakta geçirir.
  • Fiziksel veri: Kimseye kişisel olmayan pek çok veri vardır (örneğin toprak, çevre, jeoloji verileri). Gerçekten bireyci olan tek veri türlerinden biri, kimlik düzenlerinin parçası olarak kasten bireyci olma amacıyla yaratılan bürokratik kimlik numaralarıdır; bunlar bile aslında yalnızca bireye değil, onun veren bürokrasiyle ilişkisine ilişkindir.

Bu, neredeyse her ilgili durumda bir bireyin veriyi tek taraflı açıklamasının başka bireylerin meşru mahremiyet çıkarlarını tehdit ettiği anlamına gelir.[24] Bu yüzden mahremiyeti korumak, tek taraflı aşırı paylaşıma karşı korumayı gerektirir. Bunun dışarıdan uygulatılmasının esasen olanaksız olduğu düşünülmüştür; çünkü bir şeyi bilen herkes o bilgiyi bir başkasıyla paylaşabilir. Bu yüzden stratejiler öncelikle aşırı paylaşıma, dedikoduya vb. karşı normlara, bireylerin neyi paylaşmamaları gerektiğini hatırlamasına yardımcı araçlara, gizlice aşırı paylaşımı zorlaştırma girişimlerine ve aşırı paylaşım yapanları ex post facto cezalandıran siyasalara odaklandı. Bunların hepsi önemli stratejilerdir: yazın, medya ve gündelik deneyim, aşırı paylaşım için utandırma ve sızdıranlara karşı yaptırımla doludur. Yine de bunlar, meraklıları yalnızca kınamakla kalmayıp onları sistemlerin dışında kilitleyen kriptografinin dayattığı güvencelerin çok gerisinde kalır.

Aşırı paylaşım için benzer bir şey yapma şansı var mı? Yaygın bir yaklaşım basitçe verinin kalıcılığından kaçınmaktır: SnapChat kaybolan mesajlarla öne çıktı ve o zamandan bu yana pek çok mesajlaşma protokolü benzer yaklaşımları benimsedi. Daha iddialı bir başka kriptografik teknik, gerçekliği yalnızca tek bir alıcıya kanıtlarken başka herkese olası sahte görünen "belirlenmiş doğrulayıcı kanıtları"dır (DVP).[25] Böyle bir yaklaşım yalnızca bağımsız olarak doğrulanamayan bilgi için yararlıdır: biri bir topluluk parolasını aşırı paylaşırsa DVP'ler pek işe yaramaz; çünkü amaçlanmayan alıcılar parolanın çalışıp çalışmadığını hızla denetleyebilir.

Ne var ki bilgi türlerinin çoğunu bağımsız ve anında doğrulamak daha zordur. Gömülü hazinenin konumu bile peşine düşüp kazmak için ciddi kaynak gerektirir; yoksa bu konudaki pek çok macera öyküsü yakınından bile bu kadar ilginç olmazdı. Üretken temel modeller ikna edici aldatmayı giderek ucuzlattıkça, doğrulamanın önemi büyüyecek. Böyle bir dünyada doğrulamayı bir bireye yöneltme ve aşırı paylaşılan bilginin güvenilmezliğine dayanma yetisi giderek daha güçlü olabilir. Bu bakımdan bilgiyi gözetlemenin yanı sıra aşırı paylaşımdan da daha tam olarak korumak giderek daha mümkün olabilir.

⿻ kamular

Yeni bir ağ standartları kuşağında düzgün biçimde birleştirilirse, bu araçların bir bileşimi bize "aleniyet" ile "mahremiyet" arasındaki yüzeysel geleneksel ayrımın ötesine geçip çevrimiçi gerçek örgütlenme özgürlüğünü güçlendirme kapasitesi verebilir. Aleniyeti ve mahremiyeti genellikle tek boyutlu bir yelpaze olarak düşünsek de, bir başka boyutun da aynı ölçüde önemli olduğunu görmek kolaydır.

Önce "göz önünde saklı", ilgisiz olgular yığınında kaybolmuş, herkese açık ama kimsenin farkındalığına ulaşmayan bilgiyi düşünün; biraz, çocukların çizgili tişörtlü bir adamı bir resimde bulmak zorunda olduğu popüler Amerikan çocuk oyunu "Waldo Nerede?"deki Waldo gibi. Bunu, kabaca 100.000 kişi arasında paylaşılan ama dünyanın geri kalanından keskin biçimde gizlenen Manhattan Projesi'nin varlığı sırrıyla karşılaştırın. Her ikisi de "mahremiyet"e karşı "aleniyet" yelpazesinin orta noktasına yakındır; çünkü her ikisi de önemli biçimlerde hem geniş biçimde paylaşılmış hem de belirsizdir. Ama bir başka yelpazenin karşıt uçlarında dururlar: yoğunlaşmış ortak anlayışa karşı yayılmış erişilebilirlik.

Bu örnek, "mahremiyet" ile "aleniyet"in özgür ortaklığın altında yatan ortak bilgi örüntülerini betimlemek için neden fazlasıyla basit kavramlar olduğunu gösterir. Herhangi bir basit betimleyici, araştırmayı sürdürmemiz gereken zenginliğin gerisinde kalacak olsa da, daha ilgili bir model başka yerde "⿻ kamular" dediğimiz şey olabilir. ⿻ kamular, dış dünyadan korunan güçlü içsel ortak inançlara sahip çeşitli toplulukların bir arada var olmasına olanak tanıyan bilgi standartları yaratma özlemidir. Buna ulaşmak, Shrey Jain, Zoë Hitzig ve Pamela Mishkin'in "bağlamsal güven" dediği şeyi sürdürmeyi gerektirir; bir sistemin katılımcılarının iletişimlerinin bağlamını kolayca kurup koruyabildiği durumu.[26]

Neyse ki son yıllarda hem mahremiyet hem aleniyet açık standart teknolojilerindeki liderlerin bazıları dikkatini bu soruna çevirdi. ActivityPub ile tanınan Lemmer-Webber, son birkaç yılını ⿻ kamular ruhuna uygun olarak kendi kendini yöneten ve güçlü biçimde bağlantılı özel topluluklar yaratma projesi olan Spritely üzerinde çalışarak geçirdi; proje, bireysel kullanıcıların açık standartlarda topluluk bağlamlarını açıkça ayırt etmesine, aralarında gezinmesine ve onları ayırmasına olanak tanıyor. Web3 ve blokzincir topluluklarında büyüyen bir araştırmacı grubu, bunları mahremiyet teknolojileriyle, özellikle ZKP'lerle birleştirmek üzere çalışıyor.[27]

Bu araştırmanın açtığı en ilginç olasılıklardan biri, ortak bilgi ile açıklama olanaksızlığının bileşimlerine ilişkin resmî güvenceler elde etmektir. Örneğin DVP'ler kullanarak bir topluluk grubunun üyeleri arasında dağıtılmış defterler yaratılabilir. Bu, bu topluluk için ortak bilgi olan bir bilgi kaydı yaratır ve bu bilginin (ve ortak bilgi statüsünün) bu topluluğun dışında inandırıcı biçimde paylaşılamamasını güvence altına alır. Ayrıca protokolün "uzlaşı"yı belirleme usulü, aşağıdaki oylama bölümümüzde betimlediğimiz gibi şimdikinden daha gelişmiş oylama kurallarına dayansaydı, mevcut defterlerden daha zengin ve daha incelikli ortak bilgi kavrayışlarını somutlaştırabilirdi.

Dahası, bu konuların çevresindeki alanın tamamı standartlar üzerine çalışmalarla doludur: kriptografi, blokzincirler, ActivityPub gibi açık iletişim protokolleri vb. için. Bu yüzden bu standartların dinamik olarak evrilen ama geniş kabul gören teknik bir "ortaklık" kavrayışında yakınsadığını ve dolayısıyla ortaklıkların çevrimiçi oluşmasına ve kendini korumasına olanak tanıyan geniş biçimde gözetilen standartların doğduğunu hayal etmek için büyük hamleler gerekmez. Böyle bir gelecek, dijital örgütlenme özgürlüğü hakkını kutsallaştırabilir.

Ortaklık, kimlik ve ticaret

1995'te De Tocqueville'in en öne çıkan mirasçılarından biri olan siyaset bilimci Robert Putnam, "Tek Başına Bowling" adlı makalesinde Amerikan yurttaşlık yaşamının 1960'lardan başlayan gerileyişini belgelemeye başladı. Bunu, kardeşlik örgütleri, dinî gruplar ve okul aile birlikleri gibi katılımcı topluluk ortaklıklarındaki buna karşılık gelen azalmaya bağlıyor; bu da onu, bowling oynayan daha çok insan ama daha az bowling ligi olduğu esprisine götürüyor. Ortaklık davranışındaki azalmanın, "karşılıklı yarar için eşgüdümü ve işbirliğini kolaylaştıran" sosyal sermayenin ve güvenin gelişimini doğrudan etkilediğini savunuyor.[28]

Putnam birkaç olası nedeni ele alıyor ama özellikle televizyona ve boş zamanımızın "özelleşmesine" odaklanıyor; "televizyonun topluluklarımızı… daha geniş ve daha sığ kıldığını" belirtiyor. Makalesi modern İnternet'ten önce geldi, ama savına çağdaş dijital yaşamlarımızdan bir söz ekleyebiliriz: bunun bir uygulaması var. Öyleyse 21. yüzyıl dijital teknolojisinin olağanüstü erişimi için bir zorluk, o gücü anlamlı topluluklar ve daha derin toplumsal etkileşimler oluşturmak için kullanmaktır. Güçlü topluluk katılımı ayrıca, toplumsal ve siyasal sorunların yurttaşlarca enine boyuna tartışılabildiği sağlam bir yurttaşlık söylemini besler.

Dijital örgütlenme özgürlüğü, kitabın bu kısmında tartıştığımız diğer özgürlüklerle sıkı sıkıya bağlıdır. Bir önceki bölümde gördüğümüz gibi, "mahremiyet" kimlik sistemlerinin bütünlüğünün çekirdeğindedir; ne var ki genellikle böyle etiketlenen kaygılar, bireyci anlamda mahremiyetten çok bir bireyin içinde yol aldığı bağlamların çeşitliliğiyle daha uygun biçimde ilişkilendirilir. Böylece örgütlenme özgürlüğü hakkı ile kişiliğin bütünlüğü hakkı ayrılmazdır: bizi bir kişi olarak ayrı kılan şey çeşitli toplumsal gruplara dolanmışlığımızsa, ayrı kişilik ancak o çeşitliliğin bütünlüğünü koruyarak mümkün olur. Ve elbette gruplar insanlardan oluştuğuna göre, bunun tersi de doğrudur: iyi eklemlenmiş kimlikleri olan insanlar olmadan, bu kişiler arasındaki ortak bilgiyle tanımlanan gruplar yaratmanın bir yolu yoktur.

Dahası, özgür ortaklık hakkı, ticaretin ve sözleşmelerin üzerine kurulduğu temeldir. İşlemler ortaklığın en basit biçimleri arasındadır ve dijital işlem sistemlerinin, çoğu zaman nakdin çekirdek yararı olarak öne sürülen mahremiyeti nasıl yeniden üretebileceği, hangi işlemleri kimin hangi çözünürlükte görebileceğine sıkı sıkıya bağlıdır. Sözleşmeler ortaklığın daha gelişmiş biçimleridir, şirketler daha da gelişmiş. Hepsi büyük ölçüde bilgi bütünlüğüne ve yükümlülüklerin ortak anlaşılmasına dayanır. Bu anlamda bu bölümde ana hatlarını çizdiğimiz örgütlenme özgürlüğü, bir öncekindeki kimlikle birlikte, kitabın geri kalanında gelecek olanın mihenk taşlarıdır.


  1. Alexis De Tocqueville, Democracy in America, (Lexington, Ky: Createspace, 2013), also available at https://www.gutenberg.org/files/815/815-h/815-h.htm. ↩︎

  2. Joseph Licklider, and Robert Taylor, “The Computer as a Communication Device,” Science and Technology, April 1968, also available at https://internetat50.com/references/Licklider_Taylor_The-Computer-As-A-Communications-Device.pdf. ↩︎

  3. Bkz. https://www.merriam-webster.com/dictionary/association. ↩︎

  4. Japon filozof Kojin Karatani bu kavramı "NAM İlkesi" kitabında inceler. Karatani, bireylerin yalnızca coğrafi bölgelere değil, ilgilerine dayanan küresel "bölgelere" de ait olduğunu savunur. Buna "rizomatik ortaklık" der ve çeşitli "bölgelerden" oluşan bir ağ oluşum sistemi olarak resmeder. Bu kavram, küçük ve sıkı örülü toplulukların birbirine bağlandığı ağ yapısına benzer. Kojin Karatani (2000). "NAM原理" 太田出版 (Japonca yayımlanmıştır. İngilizceye çevrilmemiştir). O yıl Karatani Japonya'da Yeni Ortaklıkçı Hareket'i kurdu. Yerel Takas Ticaret Sistemleri deneylerinden esinlenen, kapitalizm karşıtı, ulus-devlet karşıtı bir ortaklıktı. ↩︎

  5. Ortak bilginin tam da iletişimin kendisini eniyilemesi gereken bağlamın temeli olduğu, Zachary Wojowicz tarafından "Context and Communication" (2024) çalışmasında zarif biçimde ve resmî olarak kanıtlanmıştır: https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=4765417. ↩︎

  6. Stephen Morris and Hyun Song Shin, "Unique Equilibrium in a Model of Self-Fulfilling Currency Attacks", American Economic Review 88, no. 3 (1998): 587-597. ↩︎

  7. Ing-Haw Cheng and Alice Hsiaw, "Reporting Sexual Misconduct in the #MeToo Era", American Economic Review 14, no. 4 (2022): 761-803. ↩︎

  8. Timur Kuran, Private Truth, Public Lies: The Social Consequences of Preference Falsification (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1998). ↩︎

  9. Stephen Morris and Hyun Song Shin, "Social Value of Public Information", American Economic Review 92, no.5 (2002): 1521-1534. ↩︎

  10. John Kenneth Galbraith, The Affluent Society (New York: Houghton Mifflin, 1958). ↩︎

  11. Vitalik Buterin, "The Most Important Scarce Resource is Legitimacy" March 23, 2021 at https://vitalik.eth.limo/general/2021/03/23/legitimacy.html. ↩︎

  12. Pragmatist siyaset filozofu Richard Rorty şöyle yazmıştı: "Modeli, çok ama çok sayıda seçkin özel kulüple çevrili bir çarşı olan bir dünya düzeninin kurulmasını savunabiliriz." Richard Rorty, "On ethnocentrism: A reply to Clifford Geertz" Michigan Quarterly Review 25, no. 3 (1986): 533. ↩︎

  13. George Simmel. “The Sociology of Secrecy and of Secret Societies.” American Journal of Sociology 11, no. 4 (January 1906): 441–98. https://doi.org/10.1086/211418. ↩︎

  14. Eli Pariser, "Musk’s Twitter Will Not Be the Town Square the World Needs", WIRED October 28, 2022 at https://www.wired.com/story/elon-musk-twitter-town-square/. ↩︎

  15. Herbert Simon, Designing Organizations for an Information-Rich World (Baltimore, MD: Johns Hopkins University Press, 1971): pp. 37-52. ↩︎

  16. danah boyd, "Facebook is a utility; utilities get regulated" May 15, 2010 at https://www.zephoria.org/thoughts/archives/2010/05/15/facebook-is-a-utility-utilities-get-regulated.html. ↩︎

  17. Frank McCourt, and Michael Casey, Our Biggest Fight: Reclaiming Liberty, Humanity, and Dignity in the Digital Age, (New York: Crown, 2024). ↩︎

  18. Joseph Y. Halpern and Rafael Pass "A Knowledge-Based Analysis of the Blockchain Protocol" (2017) available at https://arxiv.org/abs/1707.08751. ↩︎

  19. Josh Daniel Cohen Benaloh, Verifiable Secret-Ballot Elections, Yale University Dissertation (1987) at https://www.proquest.com/openview/05248eca4597fec343d8b46cb2bef724/1?pq-origsite=gscholar&cbl=18750&diss=y. ↩︎

  20. David Chaum and Hans van Antwerpen, "Undeniable Signatures" Advances in Cryptology -- CRYPTO' 89 Proceedings 435: 212-216 https://link.springer.com/chapter/10.1007/0-387-34805-0_20. ↩︎

  21. Cynthia Dwork, Frank McSherry, Kobbi Nissim and Adam Smith, "Calibrating Noise to Sensitivity in Private Data Analysis", Theory of Cryptography (2006): 265-284. ↩︎

  22. Brendan McMahan, Eider Moore, Daniel Ramage, Seth Hampson and Blaise Aguera y Arcas, "Communication-Efficient Learning of Deep Networks from Decentralized Data" Proceedings of the 20th International Conference on Artificial Intelligence and Statistics (2017). ↩︎

  23. danah boyd, It's Complicated: The Social Lives of Networked Teens (New Haven, CT: Yale University Press, 2014). Dave Eggers, The Circle (New York: Knopf, 2013). ↩︎

  24. danah boyd, "Networked Privacy" June 6, 2011 at https://www.danah.org/papers/talks/2011/PDF2011.html. Daron Acemoglu, Ali Makhdoumi, Azarakhsh Malekian and Asu Ozdaglar, "Too Much Data: Prices and Inefficiencies in Data Markets" American Economic Journal: Microeconomics 14, no. 4 (2022): 218-256. Dirk Bergemann, Alessandro Bonatti and Tan Gan, "The Economics of Social Data" The RAND Journal of Economics 53, no. 2 (2022): 263-296. ↩︎

  25. Markus Jakobsson, Kazue Sako and Russell Impagliazzo, "Designated Verifier Proofs and Their Applications", Advances in Cryptology--EUROCRYPT '96 (1996): 143-154. ↩︎

  26. Jain Shrey, Zoë Hitzig, and Pamela Mishkin, “Contextual Confidence and Generative AI,” ArXiv (New York: Cornell University, November 2, 2023), https://doi.org/10.48550/arxiv.2311.01193. Ayrıca bkz. Shrey Jain, Divya Siddarth and E. Glen Weyl, "Plural Publics" March 20, 2023 from the GETTING-Plurality Research Network at https://gettingplurality.org/2023/03/18/plural-publics/. ↩︎

  27. Elena Burger, Bryan Chiang, Sonal Chokshi, Eddy Lazzarin, Justin Thaler, and Ali Yahya, “Zero Knowledge Canon, Part 1 & 2,” a16zcrypto, September 16, 2022, https://a16zcrypto.com/posts/article/zero-knowledge-canon/.https://a16zcrypto.com/posts/article/zero-knowledge-canon/. ↩︎

  28. Robert Putnam, “Bowling Alone: America’s Declining Social Capital,” Journal of Democracy 6, no. 1 (1995): 65–78 and Bowling Alone: The Collapse and Revival of American Community (New York: Simon & Schuster, 2000). ↩︎