Politika

Bölümü dinle

⿻ başarılı olursa, on yıl içinde hükûmetler, özel teknoloji geliştirme ve açık kaynak/sivil toplum arasında ve boyunca dönüşmüş bir ilişki hayal ediyoruz. Bu gelecekte kamusal finansman (hem hükûmetlerden hem hayır girişimlerinden) temel dijital protokoller için başlıca mali destek kaynağıdır; bu tür protokollerin sağlanması ise hükûmetlerin ve hayırsever aktörlerin gündeminde merkezî bir madde hâline gelir. Bu altyapı, bu hedeflere odaklanmış uluslararası bir hükûmet liderleri ağınca desteklenen sivil toplum işbirlikleri ve standart belirleme kuruluşlarınca ulus ötesi biçimde geliştirilir. Bu ağların ve geliştirdikleri, standartlaştırdıkları ve korudukları açık protokollerin yarattığı doku, yeni bir "uluslararası kurallara dayalı düzen"in, ulus ötesi bir ⿻ toplum için bir işletim sisteminin temeli olur.

Bunları biraz daha kesinleştirmek, böyle bir geleceğin ne kadar farklı olabileceğine gözlerimizi açıyor. Bugün araştırma ve geliştirmenin çoğu ve yazılım geliştirmenin ezici çoğunluğu kâr amaçlı özel şirketlerde gerçekleşiyor. Hükûmetlerin araştırma ve geliştirmeye harcadığı az miktardaki finansman (ortalama bir OECD ülkesinde GSYH'nin yüzde yarımı) öncelikle dijital dışıdır ve ezici çoğunlukla "temel araştırma"yı fonlar. Bu, çoğu yurttaşın, sivil grubun ve işletmenin doğrudan kullanabileceği açık kaynak kod ve protokollerle karşıtlık içindedir. Kamusal yazılım Ar-Ge harcaması, çoğu ülkenin fiziksel altyapıya harcadığı GSYH'nin yüzde birkaçının yanında sönük kalıyor.

Gelecekte hükûmetlerin ve hayır kurumlarının GSYH'nin kabaca yüzde 1'ini dijital kamusal araştırmaya, geliştirmeye, protokollere ve altyapıya ayırmamızı güvence altına alacağını hayal ediyoruz; bu, küresel olarak yılda yaklaşık bir trilyon ABD dolarına ya da bilgi teknolojisine mevcut küresel yatırımın kabaca yarısına denk gelir. Bu, kamusal yatırımı en az iki büyüklük mertebesi artırır ve açık kaynak yazılıma ve diğer kamusal yatırımlara sınırlı mali yatırımın bile ne kadar gönüllü yatırımı teşvik edebildiği göz önüne alındığında, dijital sanayilerin karakterini tümüyle değiştirirdi: "dijital ekonomi" ⿻ bir toplum hâline gelirdi. Dahası, kamu kesimi yatırımı öncelikle ulusal ya da bölgesel (örneğin Avrupa Birliği) düzeyde gerçekleşti ve daha geniş kamulardan büyük ölçüde gizli kaldı. Hayal ettiğimiz yatırım, araştırma işbirlikleri, özel yatırım ve açık kaynak geliştirme gibi, bugünkü internet protokollerine benzer uluslararası birlikte çalışabilir uygulamalar ve standartlar yaratmayı amaçlayan ulus ötesi ağlarca üstlenilirdi. Kamu için en az yapay zekâ ve kripto gibi yakın zamanda abartılan teknolojiler kadar odak olurdu.


Önceki kısımda vurguladığımız gibi, ⿻ yenilik tek bir hükûmetin siyasasını başlıca çıkış noktası olarak almaz: çeşitli ve genellikle orta büyüklükteki kurumlardan dışarı doğru ilerler. Yine de hükûmetler dünya genelinde merkezî kurumlardır; iktisadi kaynakların büyük bir payını doğrudan yönlendirir ve çok daha fazlasının tahsisini biçimlendirir. Hükûmetlerin hem ⿻ teknolojinin kullanıcıları hem de ⿻'nin gelişiminin destekçileri olarak katılımı olmadan ⿻'ye giden bir yol hayal edemiyoruz.

Elbette böylesine tam bir kucaklayış, tıpkı ⿻ gibi bir süreç olurdu ve sonunda hükûmetlerin doğasının ta kendisini dönüştürürdü. Kitabın şimdiye dek büyük bölümü bunun ne anlama geleceğine işaret ettiğinden, bu bölümde bunun yerine yukarıda hayal ettiğimiz geleceğe ulaşmak için önümüzdeki on yılda neler olabileceğine dair bir vizyona odaklanıyoruz. Taslağını çizdiğimiz siyasa yönergesi yukarıda vurguladığımız çeşitli örneklere (ARPA, Tayvan ve daha az ölçüde Hindistan gibi) dayansa da, bugün "büyük güçlerin" kullandığı standart modellerin hiçbirini doğrudan izlemez; bunun yerine her birinden ögeler alıp birleştirerek ve genişleterek, bunların hiçbirinin bugün izlediğinden daha iddialı bir gündem oluşturur. Bağlam sağlamak için bu yüzden, tarihsel modellerden dersler çıkarmadan önce bu "modellerin" stilize bir betimlemesiyle başlıyoruz. Bunların bugünün ulus ötesi ağlarının küresel kapsamına nasıl uyarlanabileceğini, bu tür yatırımların mali olarak nasıl desteklenip sürdürülebileceğini ve son olarak, bir sonraki bölümün odaklandığı, bu siyasaların ihtiyaç duyacağı toplumsal ve siyasal desteği inşa etmenin yolunu betimliyoruz.

Dijital imparatorluklar

Bugün teknoloji siyasasının en yaygın anlaşılan modelleri, hukukçu Anu Bradford'un Digital Empires kitabında yakalanmıştır.[1] ABD'de ve teknoloji ihracatını tüketen dünyanın büyük bölümünde teknoloji geliştirmeye basitleştirici, özel sektör güdümlü, neoliberal bir serbest piyasa modeli egemendir. Çin Halk Cumhuriyeti'nde (ÇHC) ve ihracatını tüketenlerde teknoloji geliştirme, devletçe egemenlik, kalkınma ve ulusal güvenlik çevresinde dönen ulusal hedeflere doğru ağır biçimde yönlendirilir. Avrupa'da başlıca odak, yurt dışından teknoloji ithalatını Avrupa'nın temel insan hakları standartlarını koruyacak biçimde düzenlemek ve başkalarını bu "Brüksel etkisi"ne uymaya zorlamak olmuştur. Bu üçleme biraz klişeleşmiş olsa ve her yetki alanı bu stratejilerin her birinden ögeler içerse de, ana hatlar betimlemek istediğimiz alternatif modeli değerlendirmek için yararlı bir karşıt zemindir.

ABD modeli, 1970'lerden bu yana geniş biçimde belgelenen, hükûmetin ve sivil kesimin ekonomiden ve teknoloji geliştirmeden çekilip bunun yerine "refah" ve ulusal savunma işlevlerine odaklanması yönündeki geniş bir eğilimle sürüklenmiştir.[2] ARPANET'e öncülük etmesine karşın ABD, kişisel bilişimin, işletim sistemlerinin, fiziksel ve sosyal ağların ve bulut altyapısının neredeyse bütün sonraki gelişimini özelleştirdi.[3] J.C.R. Licklider'in (Lick) öngördüğü özel tekeller bu alanları doldurdukça, ABD düzenleyicileri öncelikle, birkaç durumda (Microsoft davaları gibi) piyasa dinamiklerini etkilese de genellikle çok az ve çok geç olarak anlaşılan antitröst eylemleriyle karşılık verdi.[4] Özellikle, arama, akıllı telefon uygulaması, bulut hizmetleri ve birkaç işletim sistemi piyasasında tekelci egemenliğin ya da sıkı oligopolün belirmesine izin verdikleri düşünülüyor. Daha yakın dönemde "Yeni Brandeis" hareketinin önderliğindeki Amerikan antitröst düzenleyicileri, mahkemede sınırlı başarıyla antitröst araçlarının başlıca kullanımına daha da yüklendi ve beliren tekellerin zorluklarının çip ve üretken temel model piyasasında yalnızca genişlediğini gördü.[5]

ABD'nin başlıca rakip modeli ÇHC olmuştur; orada Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi, son yıllarda giderek çeşitli devlet gücü kollarını teknoloji geliştirmeye yatırım yapmaya ve yönünü biçimlendirmeye yönlendiren bir dizi Beş Yıllık Plan hazırladı.[6] Bu eşgüdümlü düzenleyici eylemler, yerli teknoloji şirketlerine parti güdümlü yönergeler ve öncelikle hükûmet güdümlü araştırma ve geliştirme yatırımları, son yıllarda Çin teknoloji gelişiminin yönünü ticari ve tüketici uygulamalarından uzaklaştırıp donanım ve fiziksel teknolojiye, ulusal güvenliğe, çip geliştirmeye ve gözetim teknolojilerine doğru çarpıcı biçimde yönlendirdi. Büyük temel modeller gibi ABD'ye koşut giden yatırımlar, sansür ve muhalefetin izlenmesi önceliklerine uyumu güvence altına alacak biçimde hükûmetçe sıkı ve doğrudan yönlendirildi. Bu vizyonun parçası olmayan iş etkinliğine yönelik tutarlı bir baskı, son yıllarda Çin teknoloji sektörünün büyük bölümünde, özellikle web3 dâhil finansal teknoloji çevresinde etkinlikte çarpıcı bir düşüşe yol açtı.

ABD ve ÇHC'nin tersine, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK), (birkaç dikkate değer istisna dışında) öncelikle bu iki jeopolitik gücün ürettiği teknik çerçevelerin ithalatçısı olarak davrandı. Ne var ki AB, o roldeki pazarlık gücünden yararlanarak bir "düzenleyici güç merkezi" olarak davranmaya, diğer iki gücün teknolojik üstünlük yarışında çoğu zaman göz ardı ettiğinden korktuğu insan hakları çıkarlarını korumak için müdahale etmeye çalıştı. Bu, Genel Veri Koruma Tüzüğü ile mahremiyet düzenlemesi için küresel standardı belirlemeyi, Yapay Zekâ Yasası ile üretken temel modellerin (ÜTM) düzenlenmesinde öncülüğü almayı ve Dijital Hizmetler Yasası, Dijital Piyasalar Yasası ve Veri Yasası dâhil bir dizi yakın tarihli ön düzenlemeyle rekabetçi piyasaların standartlarını biçimlendirmeye yardım etmeyi içerdi. Bunlar alternatif bir olumlu teknolojik model tanımlamamış olsa da, Avrupa pazarına satış yapmak isteyen hem ABD'li hem Çinli şirketlerin davranışını kısıtladı ve biçimlendirdi. AB ayrıca hizmet verdiği piyasalar arasında sıkı birlikte çalışabilirliği hedefliyor; bu da çoğu zaman başka yetki alanlarında taklit mevzuata yol açıyor.

Daha az gidilen bir yol

Tayvan'ın Yushan (Yeşim) Dağı'nın Avrasya ve Pasifik tektonik levhalarının kesişiminden yükselmesi gibi, Bir Dijital Demokrasinin Yaşamı bölümümüzde zirvesinden incelediğimiz siyasa yaklaşımı da, Şekil A'da gösterildiği gibi bu üç dijital imparatorluğun ardındaki felsefelerin kesişiminden doğar. ABD modelinden Tayvan, özellikle açık kaynak ekosistemi içinde ölçeklenebilir ve ihraç edilebilir teknolojiler üreten, dünyaya açık, dinamik, merkezî olmayan, özgür, girişimci bir ekosisteme yapılan vurguyu almıştır. Avrupa modelinden, hem temel dijital kamu altyapısının gelişimi için hem de dijital ekosistemin geri kalanının dayandığı temel özlemler olarak insan haklarına ve demokrasiye odaklanmayı almıştır. ÇHC modelinden, teknolojiyi öngörülü biçimde ilerletmek ve toplumsal çıkarlara doğru yönlendirmek için kamusal yatırımın önemini almıştır.

Şekil, Çin Halk Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği bayraklarını kıta sahanlıkları gibi yeniden biçimlendirilmiş hâlde, Yushan'ın taçlandırdığı merkezî bir Tayvan adasında kesişirken gösteriyor. ÇHC bir kuklacıyla, ABD başıboş koşan bir çocukla, Avrupa bir trafik polisiyle simgeleniyor. Merkezdeki Tayvan ise işbirliği yapan insanlarla simgeleniyor.

Şekil 7-0-A. Tayvan siyasa modelinin ÇHC, ABD ve AB'nin rakip alternatiflerinin kesişiminden nasıl doğduğunun bir çizimi. Kaynak: yazarlarca üretilmiştir; Gan Khoon Lay, Alexis Lilly, Adrien Coquet ve Rusma Trari Handini'nin Noun Project'teki logolarından CC BY 3.0 kapsamında yararlanılmıştır: https://thenounproject.com/.



Bunlar birlikte, kamu kesiminin başlıca rolünün, insan hakları ve demokrasi ilkelerini protokollerde somutlaştıran bir dijital yığını öngörülü biçimde inşa etmeyi hedefleyen, özel sektörce tamamlanan ama sivil toplum öncülüğündeki teknoloji geliştirmeyi güçlendirmek ve korumak için etkin yatırım ve destek olduğu bir modele ulaşır.

Tayvan'daki Başkanlık Hackathon'u, kamu kesimi desteğini sivil toplum yeniliğiyle harmanlayan bu benzersiz modelin başlıca örneğidir. 2018'deki başlangıcından bu yana bu yıllık etkinlik, hepsi Tayvan'ın ⿻ altyapısını geliştirmek için işbirliği yapan binlerce toplumsal yenilikçiyi ve kamu görevlisini ve pek çok ülkeden ekipleri çekti. Her yıl beş seçkin ekip, girişimlerini gelecek mali yılda destekleme yönünde bir başkanlık taahhüdüyle onurlandırılıyor; böylece başarılı yerel ölçekli deneyler ulusal altyapı projeleri düzeyine yükseltiliyor.

Başkanlık Hackathon'unun kilit bir özelliği, en iyi 20 ekibin seçiminde kamu katılımı için karesel oylama kullanmasıdır. Bu, etkinliği salt bir yarışmanın ötesine taşıyarak sivil toplum liderliği için güçlü bir koalisyon kurma platformuna dönüştürür. Örneğin su ve hava kirliliğini izlemeye odaklanan çevre grupları, 160 milyon ABD dolarlık ciddi bir yatırımla desteklenen Sivil Nesnelerin İnterneti projesi aracılığıyla katkılarının ulusal öneme kavuştuğunu gördü; bu, Tayvan modelinin tabandan gelen girişimlerin etkisini ve erişimini nasıl etkili biçimde yükselttiğini gösteriyor.

Geçmişten dersler

Elbette "Tayvan modeli" son on yılda de novo ortaya çıkmadı. Bunun yerine, yukarıda vurguladığımız gibi, Tayvan'ın kooperatif girişimi ve sivil toplumu kamusal olarak destekleme geleneğinin (bkz. Yushan'dan Bir Bakış bölümümüz) Kayıp Dao'da vurguladığımız, Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı'nın İleri Araştırma Projeleri Ajansı'nda (ARPA) interneti kuran modelle senteziyle inşa edildi. ABD'nin ve pek çok başka gelişmiş ekonominin "neoliberalizm"den uzaklaşıp "sanayi siyasası"na döndüğü bir anda, ARPA öyküsü kritik dersler ve uyarılar barındırıyor.

Bir yandan, Lick'in yönettiği ARPA'nın Bilgi İşleme Teknikleri Ofisi (IPTO), Amerikan ve belki de dünya tarihinde sanayi siyasasının belki de en başarılı örneğidir. IPTO, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), Stanford, Kaliforniya Üniversitesi Berkeley, Carnegie Teknik Okulları (şimdi Carnegie Mellon Üniversitesi ya da CMU) ve Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles'ta üniversite temelli bilgisayar etkileşimi projelerinden oluşan bir ağın gelişimi için tohum finansmanı sağladı. Bu yatırımların dikkate değer sonuçları arasında şunlar vardı:

  1. Bu araştırma ağının modern internete dönüşecek şeyin tohumlarına gelişmesi.
  2. Bu ağı oluşturan grupların, dünyanın ilk ve hâlâ en öne çıkanları arasındaki pek çok bilgisayar bilimi ve bilgisayar mühendisliği bölümüne gelişmesi.
  3. Bu üniversitelerin çevresinde, Silikon Vadisi ve Boston Route 128 koridoru dâhil dünyanın önde gelen bölgesel dijital yenilik merkezlerinin gelişmesi.

Ne var ki bu teknoloji merkezleri dünya genelinde (tipik olarak başarısız) bölgesel kalkınma ve sanayi siyasasının kıskançlığı ve özlemi hâline gelmiş olsa da, Lick'in vizyonunun altında yatan özlemlerin taklitçilerininkinden ne kadar temelden farklı olduğunu hatırlamak kritiktir.

Sanayi siyasasının standart hedefi doğrudan bir Silikon Vadisi'nin gelişimi gibi sonuçlara ulaşmakken, Lick'in niyeti bu değildi. Bunun yerine insan-bilgisayar simbiyozuna, saldırıya dayanıklı ağa ve iletişim aygıtı olarak bilgisayara dayanan bir bilişimin geleceği vizyonu geliştirmeye odaklanmıştı. ⿻, Lick'in fazlasıyla tamamlanmamış vizyonu üzerine yakından inşa edilir. Lick katılan üniversiteleri bölgesel iktisadi kalkınmaya ilgiye dayanarak değil, bilişimin geleceği vizyonuna ulaşma şansını enbüyüklemek için seçti.

Sanayi siyasası çoğu zaman büyük ölçekli, sınai "ulusal şampiyonlar" yaratmayı amaçlar ve çoğu zaman, tipik olarak aşırı yoğunlaşmış sınai gücü kısıtlamayı amaçlayan antitröst ve rekabet siyasalarıyla karşıtlık içinde görülür. Lick'in 1980 tarihli "Computers and Government"ta betimlediği gibi ve bu iki geleneğin tersine, IPTO çabası antitröstün kaba hedeflerini (açık ve merkezî olmayan bir piyasa olasılığını güvence altına almak) aldı ama bunlara ulaşmak için sanayi siyasasının araçlarını (etkin kamusal yatırım) uyguladı. IPTO, dijital öncesi piyasa rekabetinin kazananlarını kısıtlamak yerine, dijital dünyanın gereksiz güç yoğunlaşmalarından kaçınacak biçimde üzerinde oynanacağı bir ağ altyapısı yaratmayı amaçladı. Lick'in, dijital yaşamın kritik işlevlerinin o sırada "IBM" olarak betimlediği ama bugünün başat teknoloji platformları (Microsoft, Apple, Google, Meta, Amazon vb.) olduğu ortaya çıkan şey tarafından tekelleştirilmesine yol açacağını öngördüğü şey, bu yatırımın 1970'ler ve sonrasında sürdürülememesiydi. Bu yaklaşımı tamamlar biçimde Lick, çoğu sanayi siyasasının yaptığı gibi özel, kâr amaçlı sanayinin gelişimini doğrudan beslemek yerine, savunma, hükûmet ve özel sektörleri destekleyecek temel altyapının sivil toplum temelli (öncelikle üniversite güdümlü) gelişimini destekledi.[7]

Lick'in yaklaşımı, o sırada ileri bilişim gelişiminin merkezî odağı oldukları için çoğunlukla üniversitelerde oynansa da, ABD Ulusal Bilim Vakfı gibi fon sağlayıcıların temel, merak güdümlü araştırmaya geleneksel desteğiyle keskin karşıtlık içindeydi. Genel akademik inceleme ve araştırma için değil, açık bir misyonu ve vizyonu ilerletmek için destek sundu: fiziksel ve toplumsal mesafe boyunca iletişimi ve ortaklığı olanaklı kılan, ölçeklenebilir işbirliğine olanak tanımak için diğer ağlarla bağlanan ve kaynak paylaşan, kolay erişilebilir hesaplama makinelerinden oluşan bir ağ kurmak.

Yine de bu misyonu dikte ederken Lick, ona ulaşmak için doğru bileşenleri önceden yargılamadı; bunun yerine her biri bu sistemlerin farklı bileşenlerinin prototiplerini geliştirmek için deney yapan ve yarışan, sonra birbirleriyle etkileşim içinde standartlaştırılıp ağ boyunca yayılabilecek "rekabetçi işbirliği" içindeki araştırma laboratuvarlarından oluşan bir ağ kurdu. Özel sektör işbirlikçileri bu gelişmeye katkıda bulunmakta önemli roller oynadı; Bolt Beranek and Newman (Lick'in IPTO'daki rolünden hemen önce Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı ve internet için bir dizi prototip sistem kuran) ve Xerox PARC (Lick'in desteklediği araştırmacıların pek çoğunun daha sonra, özellikle federal finansman azaldığında toplanıp çalışmalarını sürdürdüğü) dâhil. Yine de bir kentte altyapı ve kamu işlerinin geliştirilmesi ve tedarikinde standart olduğu gibi, bu roller ARPANET'i oluşturan ağsal, çok kesimli ittifakın geliştirdiği genel bir vizyon ve planın bileşenleriydi. Bunu, çoğu kişisel bilişim ve mobil işletim sisteminin, sosyal ağın ve bulut altyapısının temeli olan, öncelikle özel şirketlerin çıkarına geliştirilen ve sürülen bir modelle karşılaştırın.

Yukarıda defalarca belirttiğimiz gibi, esin için yalnızca ARPANET'in ya da Tayvan'ın "eski güzel günlerine" bakmamız gerekmiyor. Hindistan'ın "India Stack"i geliştirmesi pek çok benzer özelliğe sahip.[8] Daha yakın dönemde AB, Avrupa Dijital Kimliği ve Gaia-X dâhil girişimler geliştiriyor. Brezilya ve Singapur kadar farklı yetki alanları benzer yaklaşımlarla başarıyla deney yaptı. Bu girişimlerin her birinin güçlü ve zayıf yanları olsa da, sivil toplumla işbirliği içinde ve özel sektörün katılımı ama egemenliği olmaksızın merkezî olmayan yeniliği güçlendiren altyapı yaratmayı amaçlayan bir kamusal misyon fikri, çoğu zaman "dijital kamu altyapısı" (DKA) olarak adlandırılan, giderek yerleşen bir örüntü. Büyük ölçüde, öncelikle bu yaklaşımın ölçeklendirilmesini ve küresel ⿻ toplumun gelişiminde merkezî yaklaşım hâline gelmesini savunuyoruz. Ne var ki bunun gerçekleşmesi için ARPA ve Tayvan modellerinin bu potansiyel olarak çarpıcı biçimde artmış ölçek ve iddia için güncellenmesi ve ayarlanması gerekiyor.

Yeni bir ⿻ düzen

Güncellenmiş bir modelin kilit nedeni, Lick'in daha 1980'de fark etmeye başladığı gibi, ARPA modelinin çağdaş dijital yaşamın biçimine kötü uyan temel ögeleri olmasıdır. Çok kesimli bir çaba olsa da ARPA, Amerikan askerî-sınai kompleksi ve onun Amerikan akademisindeki işbirlikçileri çevresinde merkezlenmişti. Bu, ABD'nin iki büyük dünya gücünden biri olduğu, bilimsel finansmanın ve misyonun Sovyetler Birliği'yle çekişmesine derinden bağlı olduğu ve dijital teknolojinin çoğunun akademide geliştirildiği 1960'lar bağlamında anlamlıydı. Ne var ki Lick'in gözlemlediği gibi, 1970'lerin sonuna gelindiğinde bu zaten kötü bir uyum hâline geliyordu. Bugünün dünyası (yukarıda tartışıldığı gibi) önde gelen DKA'nın gelişiminde bile çok daha çok kutuplu. Başlıca sivil teknoloji geliştiricileri açık kaynak topluluğunda, özel şirketler dijital dünyanın büyük bölümüne egemen ve askerî uygulamalar, çağdaş yaşamın her yönünü giderek daha çok biçimlendiren dijital teknolojiye ilişkin kamu vizyonunun yalnızca bir yönü. Uyum sağlamak için bugün ⿻ altyapı vizyonu, kamuyu dijital bakanlıklar gibi kurumlar aracılığıyla teknolojinin misyonunu belirlemeye katmalı, ulus ötesi ağ kurmalı ve açık kaynak teknolojiden yararlanmalı ve özel sektörü daha etkili biçimde yeniden yönlendirmelidir.

Lick ve ARPANET işbirlikçileri, internetin ve ⿻'nin zeminini hazırlayan olağanüstü bir vizyon biçimlendirdi. Ne var ki Lick bunun projesinin meşruiyetini uzun süre temellendiremeyeceğini gördü; vurguladığımız gibi özlemlerinin merkezinde "bilgisayar teknolojisinin geliştirilmesine ve kullanımına ilişkin kararların yalnızca 'kamu yararına' değil, kamunun kendisine geleceğini biçimlendirecek karar alma süreçlerine girme olanağı verme yararına da alınması gerektiği" vardı. ⿻'nin, ⿻ altyapıyı merkeze almak için gereken yatırımları yapmaya yetecek meşruiyete ve kamu desteğine ulaşması için askerî teknokrasi gündemi belirlemenin başlıca odağı olamaz. Bunun yerine, ulus ötesi kamuları IPTO'nunkine benzer eşgüdümlü bir çabayı güdüleyebilecek bir misyon üzerinde örtüşen bir uzlaşıya ulaşmaya katmak için yukarıda tartıştığımız ⿻ teknolojilerin tüm takımından yararlanmamız gerekecek. Bu araçlar arasında her yurttaşın ⿻ geleceği biçimlendirmede kendini güçlü hissetmesini sağlayacak ⿻ yetkinlik eğitimi, yurttaşları uzun vadeli teknoloji planlamasına etkin biçimde davet eden Japonya'nın Miraikan'ı gibi kültürel kurumlar, yurttaşların gelecek tasavvuru üzerinde işbirliği yaptığı ve bu vizyonları daha geniş biçimde tüketilebilecek medyaya dönüştürmeleri için hükûmetler ve hayır kurumlarınca desteklendiği ideathon'lar, hizalama meclisleri ve teknolojinin yönü üzerine diğer genişletilmiş müzakereler ve dahası yer alıyor.

Dünya genelinde beliren dijital (umarız yakında ⿻) bakanlıklar, geleneksel askerî ev sahiplerini aşarak, vizyoner hedefleri katılımcı biçimde belirlemek için daha doğal bir forum olduğunu kanıtlıyor. Tanınmış bir örnek, 2019'dan bu yana Dijital Dönüşüm Bakanı olan Ukrayna'nın Mykhailo Fedorov'udur. Tayvan bu alanda da öncüydü; 2016'da bir dijital bakan atadı ve 2022'de resmî bir Dijital İşler Bakanlığı kurdu. Salgın sırasında dijitalleşmenin aciliyetini fark eden Japonya, Tayvan'la görüşmelerden esinlenerek 2021'de kabine düzeyinde Dijital Ajans'ını kurdu. AB, hem popüler televizyon dizisi Borgen'e hem de bu kitabın yazarlarından birinin kızının göbek adına esin vermeye yardım eden Margrethe Vestager'in Dijital Çağa Uygun Bir Avrupa'dan Sorumlu Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı olarak önderliğinde dijital portföyünü giderek resmîleştirdi.[9]

Doğası gereği işbirliğine dayalı olan bu bakanlıklar, diğer hükûmet sektörleri ve uluslararası kuruluşlarla yakın çalışır. 2023'te G20 dijital bakanları DKA'yı, BM küresel hedefleriyle uyumlu biçimde, dünya çapında işbirliği için kilit bir odak olarak belirledi.[10] ARPA gibi kurumların tersine dijital bakanlıklar, kamuyu ve sivil toplumu içeren uluslararası misyonlar başlatmak için daha uygun bir platform sunar. Dijital zorluklar küresel güvenliğin merkezine yerleştikçe, daha çok ulusun dijital bakan ataması ve açık, bağlantılı bir dijital topluluğu beslemesi olası.

Ne var ki ⿻ altyapının ulusal yuvaları, çadırını ayakta tutan direklerden yalnızca birkaçıdır. Bugün tek başına bu tür çabaların başlıca odağı olabilecek ya da olması gereken bir ülke yoktur. Bunlar, tıpkı internet gibi, en azından uluslararası ve muhtemelen ulus ötesi ağlar olarak kurulmalıdır. Dijital bakanlar, görevleri oluşturuldukça, bu çalışmaya uluslararası destek sağlayabilecek ve ARPANET'in üniversite temelli düğümler için yaptığı gibi ulus temelli düğümleri birbirine bağlayabilecek bir ağ oluşturmalıdır. Katılan açık kaynak projelerinin pek çoğunun kendisinin tek bir başlıca ulusal varlığı olmayacak; pek çok yetki alanına yayılacak ve bazı durumlarda ulusal dijital bakanlıklarınkine kabaca eşit koşullarda saygı görecek ulus ötesi bir topluluk olarak katılacaklar. Örneğin Ethereum topluluğu ile Tayvan Dijital İşler Bakanlığı arasındaki kabaca eşitlik ilişkisini düşünün.

Yalnızca üst düzey hükûmetten hükûmete ilişkiler, mevcut uluslararası ilişkilerin daha geniş durumuyla ciddi biçimde sınırlıdır. İnternetin serpildiği ülkelerin pek çoğunun, serpildiği diğer ülkelerle zaman zaman sorunlu ilişkileri olmuştur. Pek çok sivil aktörün, hükûmetlerinin hükûmetler arası düzeyde desteklemeyi kabul edeceğinden daha güçlü ulus ötesi ilişkileri vardır; bu, örneğin din ve insan hakları savunusu yoluyla sivil bağların tek başına uluslararası ilişkilerden daha güçlü bir işbirliği temeli yarattığı tutarlı tarihsel örüntüleri yansıtır. Teknoloji, iyi ya da kötü, çoğu zaman sınırları ve ideoloji sınırlarını antlaşmaların müzakere edilebileceğinden daha kolay geçer. Örneğin web3 toplulukları ile g0v ve RadicalxChange gibi yurttaş teknolojisi örgütleri, ulusal siyasetinde yaygın biçimde "demokratik" anlaşılmayan ülkelerde bile kayda değer varlığa sahiptir. Daha büyük ölçeklerde benzer örüntüler ulus ötesi çevre, insan hakları, dinî ve diğer hareketlerin merkezinde yer almıştır.[11]

Bu tür etkileşimlerden daha geniş demokratikleşmeye zorunlu bir yol olmasa da, tam hükûmetten hükûmete hizalanmayı beklerken mümkün olan alanlarda birlikte çalışmanın kapsamını genişletme fırsatını kaçırmak da önemli bir hata olurdu. Önde gelen uluslararası ilişkiler araştırmacısı Anne-Marie Slaughter, A New World Order kitabında bu tür ulus ötesi siyasa ve sivil ağların dünya genelinde hükûmetleri giderek nasıl tamamlayıp onlarla işbirliği yapacağını ve ulus ötesi bir işbirliği dokusu oluşturacağını çizdi.[12] Bu doku ya da ağ, Birleşmiş Milletler gibi mevcut uluslararası kuruluşlardan daha etkili olabilir. Bu bakımdan, bu tür girişimlere (örtük) desteğin dijital bakanlıkların rolü için birbirleriyle doğrudan ilişkileri kadar önemli olmasını beklemeliyiz.

Dijital bakanlıkların kilit tamamlayıcılarını oluşturacak ulus ötesi ağların bazıları akademik işbirlikleri olabilir. Ne var ki bugün hükûmetlerce en çok ihmal edilen dijital ekosistem ögesi, hâlâ milyarlarca dolar araştırma desteği alan akademi değildir. Bunun yerine, büyük ölçüde göz ardı edilen açık kaynak ve diğer kâr amacı gütmeyen, misyon güdümlü teknoloji geliştiricileri dünyasıdır. Kapsamlı biçimde tartıştığımız gibi, bunlar zaten küresel teknoloji yığınının büyük bölümünün belkemiğini sağlıyor. Yine de çalışmaları (çoğunlukla) tümüyle kamu malına ait olmasına ve çoğunlukla kamu yararına geliştirilmesine karşın, hükûmetlerden neredeyse hiç ölçülebilir mali destek ve hayır kurumlarından çok az destek alıyorlar.

Dahası bu sektör, tıpkı fiziksel dünyadaki kamu altyapısının genellikle akademi tarafından inşa edilmemesi gibi, pek çok bakımdan altyapı geliştirmeye akademik araştırmadan daha uygundur. Akademik araştırma, geniş biçimde kullanılabilir sivil altyapının saygı göstermesi olası olmayan disipliner odaklar ve sınırlarla ağır biçimde kısıtlanmıştır. Akademik kariyerler atıfa, kredi'ye ve yeniliğe, çoğu zaman görünmez, "sıkıcı" olabilen ve olması gereken ve diğer altyapıyla olabildiğince kolay birlikte çalışabilir olan (ona karşı "yeni" olmaktan çok) altyapının en iyi özlemleriyle hizalanması olası olmayan bir biçimde bağlıdır. Akademik araştırma çoğu zaman, ideal kullanıcı deneyiminden türce farklı bir titizlik ve ikna edicilik derecesine ve disipliner üslubuna odaklanır. Akademik araştırmaya kamusal destek kritik olsa ve bazı alanlarda akademik projeler ⿻ altyapıya katkıda bulunabilse de, hükûmetler ve hayır kurumları öncelikle akademik araştırma sektörüne bakmamalıdır. Ve akademik araştırma küresel olarak yılda yüz milyarlarca dolar finansman alırken, açık kaynak toplulukları, Şekil B'de gösterdiğimiz gibi bilinen kaynaklar hesaba katıldığında bütün tarihleri boyunca muhtemelen iki milyar dolardan az almıştır. Bu kaygıların pek çoğu "merkezî olmayan bilim" hareketince incelenmiş ve vurgulanmıştır.[13]

Şekil, AKY projelerinin kümülatif tarihsel finansmanını risk sermayesiyle karşılaştırıyor ve ikincisinin kabaca 3 büyüklük mertebesi daha büyük olduğunu gösteriyor.

Şekil 7-0-B. Açık kaynak yazılımın bilinen finansmanı ile risk sermayesi yatırımının karşılaştırılması. Kaynak: Yazarların grafiği, çeşitli kaynaklar için dipnota bakınız.[14]



Dahası, açık kaynak toplulukları, kamu yararına, sivil toplum güdümlü teknoloji geliştirme için mümkün olabileceklerin yalnızca buzdağının görünen kısmıdır. Mozilla ve Wikimedia Vakıfları gibi örgütler, öncelikle açık kaynak projelerle etkileşip onları sürerken, salt açık kaynak kod geliştirmenin ötesinde, sunduklarını dünya için çok daha erişilebilir kılan kayda değer geliştirme etkinliklerine sahiptir. Dahası, kamu yararına teknolojinin açık kaynak kodun bütün özelliklerini devralması için bir neden yoktur.

OpenAI ve Anthropic gibi üretken temel modeller geliştiren bazı örgütlerin, bu modelleri yalnızca serbestçe erişilebilir kılma konusunda meşru kaygıları vardır; ama açıkça bunları kamu yararına geliştirmeye ve lisanslamaya adanmışlardır ve bu misyonlara sadık kalmalarını güvence altına almak için yalnızca kârı enbüyüklemeyecek biçimde yapılandırılmışlardır.[15] Finansman taleplerinin ve kendi vizyonlarının sınırları göz önüne alındığında bu özleme ideal biçimde sadık kalmayı başarıp başaramadıklarından bağımsız olarak, hem bu gibi örgütleri ⿻ teknolojileri kullanarak bu hedeflere ulaşabileceklerini güvence altına alacak biçimde biçimlendirmek hem de kamu siyasasını bu gibi daha çok örgütün çekirdek ⿻ altyapısının gelişiminde merkezî olmasını güvence altına alacak biçimde yapılandırmak kesinlikle hayal edilebilir. Diğer örgütler kâr amacı gütmeyen ⿻ altyapı geliştirebilir ama (bazı otoyolların tıkanıklığı ve bakımı karşılamak için ücretli olması gibi) ögeleri için ücret almak isteyebilir; diğerlerinin tescilli bir iddiası olmayabilir ama hassas ve özel verilerin yalnızca kamuya açık kılınmamasını güvence altına almak isteyebilirler.

Dahası, ideal yapılar ne olursa olsun, bu tür kamu yararına kurumların son on yıllarda inşa edilen büyük, özel dijital altyapının yerini basitçe alması olası değildir. Pek çok sosyal ağı, bulut altyapısını, tek oturum açma mimarisini vb. basitçe çöpe atmak savurganlık olurdu. Bunun yerine, Oylama, Medya ve İşyeri bölümlerimizde tartıştığımız biçimde, kamusal yatırımı yönetişimi kamu girdisine saygı gösterecek biçimde kaydırma anlaşmalarıyla eşleştirerek bu yatırımlardan kamu yararına yararlanmak muhtemelen anlamlıdır. Bu, Dewey'nin yakından ilişkili olduğu önceki bir iktisadi demokrasi reformu dalgasının özel olarak yaratılmış elektrik üretimini basitçe rekabette alt etmeyip bunun yerine onları kamu hizmeti kurulları aracılığıyla kısmen yerel demokratik denetim ağına sokmaya çalışmasına yakından benzer. Teknoloji dünyasındaki pek çok lider platformlarına "kamu hizmeti", "altyapı" ya da "kamusal meydan" diyor; ⿻ dijital altyapı programının bir parçasının, gerçekten öyle davranmaları için onları reforme etmek olması akla yatkın.

Açık kaynak modelleri de dâhil ama onlarla sınırlı olmayan, ⿻ kamulara hizmet eden ⿻ bir örgütler ekosistemini beslemek, akademik ARPA modelinin sınırlarının ötesine geçmek için kritik olacak. Neyse ki böyle bir ekosistemi beslemek için siyasa yapıcıların elinde çeşitli ⿻ teknolojiler var.

⿻ düzenleme

Böyle bir ekosistemin serpilmesine olanak tanımak, hukuki, düzenleyici ve finansal sistemlerin bu tür örgütleri güçlendirecek biçimde yeniden yönlendirilmesine bağlı olacak. Onları toplumsal ve mali olarak sürdürülebilir kılmak için, ideal olarak yalnızca ⿻ ile tutarlı olmakla kalmayıp onu doğrudan teşvik eden biçimlerde vergi geliri toplanması gerekecek.

Hükûmetlerin ve hükûmetler arası ağların en önemli rolü tartışmasız biçimde eşgüdüm ve standartlaştırma olacak. Çoğu ulusal ekonomide en büyük aktör olan hükûmetler, hangi standartları benimsediklerine, hangi kuruluşlardan satın aldıklarına ve yurttaşların kamu hizmetleriyle etkileşimini nasıl yapılandırdıklarına dayanarak bütün dijital ekosistemin davranışını biçimlendirebilir. Örneğin India Stack'in özel sektör için bu kadar merkezî hâle gelmesinin çekirdeği budur; özel sektör, kamu kesiminin ve dolayısıyla desteklediği sivil projelerin izinden gitti.

Ne var ki yasalar, ne tür yapıların var olabileceğini, hangi ayrıcalıklara sahip olduklarını ve hakların farklı kuruluşlar arasında nasıl bölündüğünü tanımlamanın da merkezindedir. Açık kaynak örgütleri, kâr amacı gütmeyen yönelimlerini ve uluslararası varlıklarını aynı anda sürdürmeyi amaçlarken şimdi zorlanıyor. Open Collective Foundation gibi örgütler neredeyse yalnızca bunu yapmalarına olanak tanımak amacıyla yaratıldı ve bu projeyi desteklemeye yardım etti; ama proje gelirlerinden ciddi bir pay almasına karşın kendini sürdüremedi ve bu yüzden bu satırlar yazılırken feshedilme sürecinde. Üçüncü Sektör teknoloji sağlayıcılarının rekabet dezavantajı bundan daha çarpıcı olamazdı.[16] Dağıtık Özerk Örgütler (DAO'lar) gibi pek çok başka yenilikçi, demokratik, ulus ötesi örgüt biçimi, yalnızca Wyoming Eyaleti gibi birkaç yetki alanının ele almaya henüz başladığı hukuki engellere sürekli çarpıyor. Bunların nedenlerinin bazıları meşru olsa da (finansal dolandırıcılıklardan kaçınmak vb.), ulus ötesi demokratik kâr amacı gütmeyen örgütsel biçimleri destekleyen ve savunan hukuki çerçeveler kurmak için çok daha fazla çalışma gerekiyor.

Diğer örgütsel biçimlerin muhtemelen daha da fazla desteğe ihtiyacı var. Mülkiyet ve Sözleşme bölümümüzde tartıştığımız gibi, yaratıcıların ya da ilgili biçimde kolektif veri çıkarları olanların veri haklarını kolektif olarak korumayı amaçlayan veri koalisyonlarının, sendikalar ve diğer toplu pazarlık örgütlerininkine benzer, yalnızca şu anda sahip olmadıkları değil, verideki bireysel haklara aşırı vurguları göz önüne alındığında pek çok yetki alanının (AB gibi) fiilen sahip olmalarını engelleyebileceği bir korumaya ihtiyacı olacak. Tıpkı çalışma hukukunun çalışanlar için toplu pazarlığı güçlendirmek üzere evrilmesi gibi, hukuk da veri işçilerinin haklarını kolektif olarak kullanmasına olanak tanıyacak biçimde evrilmek zorunda kalacak; böylece ya yoğunlaşmış model kurucularına göre dezavantajlı olmaları ya da iddialı veri işbirliğine aşılmaz engeller oluşturacak kadar dağınık olmaları önlenecek.

Örgütsel biçimlerin ötesinde, hukuki ve düzenleyici değişiklikler verinin paylaşılan hedefler için adil ve üretken kullanımını güçlendirmek için kritik olacak. Geleneksel fikrî mülkiyet rejimleri son derece katıdır; bir kullanımın "dönüştürücülük" derecesine odaklanır ve ya bütün model geliştirmeyi ağır ve işlemez sınırlamalara tabi tutma ya da yaratıcıları, bu modellerin işlevi için bu kadar kritik olan çalışmalarını sürdürmek için ihtiyaç duydukları ahlaki ve finansal haklardan yoksun bırakma riskini taşır. Yargıçlar, yasa koyucular ve düzenleyiciler, teknoloji insanları ve kamularla yakın işbirliği içinde, çeşitli verilerin modellerin çıktısını besleme biçiminin karmaşık ve kısmi doğasını hesaba katan ve ilişkili değerin, tıpkı eğitim sürecinde modellerin içinde yaratılan ara verilere olduğu gibi veri yaratıcılarına "geri yayıldığını" güvence altına alan yeni standartlar geliştirmelidir.[17] Bunlar gibi yeni kurallar, radyo spektrumunun yeniden amaçlandırılmasını güçlendiren mülkiyet hakları reformlarının üzerine inşa edilecek ve Mülkiyet ve Sözleşme bölümümüzde tartıştığımız gibi çeşitli başka dijital varlıklar için geliştirilmelidir.

Dahası, böyle bir vizyonla düzgün biçimde uyumlaştırılırsa antitröst yasaları, rekabet kuralları, birlikte çalışabilirlik zorunlulukları ve finansal düzenlemeler, yeni örgütsel biçimlerin belirmesini ve mevcut olanların uyarlanmasını teşvik etmede önemli bir rol oynayabilir. Antitröst ve rekabet hukuku, yoğunlaşmış ticari çıkarların müşteriler, tedarikçiler ve çalışanlar üzerinde biriktirdikleri gücü kötüye kullanamamasını güvence altına almayı amaçlar. Bir şirket üzerindeki doğrudan denetimi bu karşı taraflara vermek, rekabet siyasasının ölçekli işbirliğini engelleme gibi olağan sakıncaları olmadan bu hedefe ulaşmanın doğal bir yoludur. ⿻ teknolojiler, İşyeri bölümünde tartıştığımız gibi bu paydaşlar için anlamlı ses somutlaştırmanın doğal araçlarını sunar. Antitröst otoritelerinin bu tür yönetişim reformlarını rekabete aykırı davranışa ya da birleşmelere alternatif çözümler olarak zorunlu kılmayı giderek daha çok değerlendirmesi ve yönetişim temsilini cezai eylemin gerekliliğini değerlendirmede hafifletici bir etmen olarak görmesi doğal olurdu.[18]

Bu standartların anlamını ve biçimini geliştiren standart belirleme süreçleriyle işbirliği içinde birlikte çalışabilirliği zorunlu kılmak, bu tür standartları işler kılmak ve gayrimeşru bir özel tekelin egemenliğinden kaçınmak için kritik bir kaldıraçtır. Finansal düzenlemeler, çeşitli yetki alanlarında ne tür yönetişimin kabul edilebilir olduğunu tanımlamaya yardım eder ve ne yazık ki, özellikle ABD ve BK'de, zarar verici ve tekelci tek-hisse-tek-oy kurallarına ağır biçimde yüklenmiştir. Finansal düzenleme reformu, tek-hisse-tek-oyun baskın alımlara eğilimini "zehirli hap" gibi özel hükümlerle dengelemek yerine, güç yoğunlaşmalarını sürekli olarak hesaba katan ve ele alan Karesel ve diğer ⿻ oylama biçimleri gibi daha kapsayıcı yönetişim sistemleriyle deney yapmayı teşvik etmelidir.[19] Ayrıca çalışan, tedarikçi, çevresel karşı taraf ve müşteri sesini barındırmalı ve desteklemeli ve aksi hâlde sistemik tekelci etkileri olabilecek yoğunlaşmış varlık sahiplerini benzer araçlar kullanmaya yönlendirmelidir.

⿻ vergiler

Ne var ki kurallar, yasalar ve düzenlemeler yalnızca yatırımdan, yenilikten ve geliştirmeden doğan olumlu çerçevelere destek sunabilir. Tamamlayacak bunlar olmadan her zaman savunmada olacak, özel yenilikle tanımlanan bir dünyayı yakalamaya çalışacaklar. Böylece kamusal ve çok kesimli yatırım, tamamlamaları gereken çekirdektir ve bu tür yatırımlar yapmak açıkça gelir gerektirir; bu da doğal olarak ⿻ altyapıyı kendi kendini sürdürür kılmak için gelirin nasıl toplanabileceği sorusunu doğurur. Hizmetler için doğrudan ücret almak büyük ölçüde özel sektörün tuzaklarına geri dönerken, öncelikle "genel gelir"e dayanmanın sürdürülebilir ya da meşru olması olası değildir. Dahası, vergilerin kendilerinin ⿻'yi teşvik etmeye yardım edebileceği pek çok durum vardır. Şimdi dikkatimizi bu tür vergilere çeviriyoruz.

Dijital sektör, ilgili değer kaynaklarının pek çoğu coğrafi olarak belirsiz biçimde yaratıldığı ya da başka türlü soyut olduğu için vergilendirilmesi en zor sektörlerden biri olduğunu kanıtladı. Örneğin şirketlerdeki çalışanlar arasındaki, çoğu zaman ulusal sınırları aşan veri ve işbirliği ve bilgi birikimi ağları, çoğunlukla daha yüksek oranlı yetki alanlarında gerçekleşse bile çoğu zaman düşük kurumlar vergisi oranlı ülkelerde kayda geçirilebilir. Pek çok ücretsiz hizmet örtük bir gözetim pazarlığıyla gelir; bu da ne hizmetin ne de örtük emeğin, bu fiyat açık olsaydı olacağı gibi vergilendirilmesine yol açar. G20 ve İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün üzerinde anlaştığı, asgari bir kurumlar vergisi oranı yaratmaya yönelik son reformlar yardımcı olacak gibi görünse de, dijital ortama sıkı biçimde uyarlanabilir değiller ve dolayısıyla zorluğu muhtemelen ancak kısmen ele alacaklar.

Ne var ki bunlar bir yandan bir zorluk oluştururken, öte yandan vergilerin, şirketin ikamet etmeyi seçebileceği herhangi bir yere epey keyfî biçimde değil, ⿻ altyapıyı desteklemeye gidebilecek açıkça ulus ötesi bir biçimde toplanması için bir fırsat sunuyor. İdeal olarak bu tür vergiler birkaç ölçütü olabildiğince tam karşılamayı hedeflemelidir:

  1. Doğrudan ⿻ (D⿻): Dijital vergiler ideal olarak yalnızca gelir toplamamalı, ⿻ hedefleri doğrudan teşvik etmeli ya da hayata geçirmelidir.[20] Bu, vergilerin sisteme bir yük değil çözümün parçası olmasını güvence altına alır.
  2. Yetki alanı hizalanması (YH): Vergilerin toplandığı ve doğal olarak toplanabileceği yetki alanı ağı, bu vergileri tasarruf eden yetki alanına karşılık gelmelidir. Bu, vergileri yasalaştırmak için gereken koalisyonun, geliri tasarruf eden işbirliğini kurmak için gerekenle benzer olmasını güvence altına alır.
  3. Gelir hizalanması (GH): Gelir kaynakları, gelirin kullanılmasıyla yaratılan paylaşılan değerin ürettiği değere karşılık gelmeli ve geliri tasarruf edenlerin misyonlarının başarısında doğal bir çıkarı olmasını güvence altına almalıdır. Ayrıca vergiyi ödeyenlerin genellikle onunla yaratılan mallardan yararlanmasını güvence altına alarak vergiye siyasal muhalefeti azaltır.
  4. Finansal yeterlilik (FY): Vergi, gereken yatırımı fonlamaya yetmelidir.

Sosyal Piyasalar bölümümüzde betimlediğimiz "döngüsel yatırım" ilkesi, sonunda bunların hepsinin genel olarak birlikte karşılanabileceğini düşündürüyor. Süpermodüler paylaşılan malların yarattığı değer sonunda altmodüler getirilerle bir yerde birikmelidir ve bu, o değerlerin kaynaklarını desteklemek üzere geri dönüştürülebilir ve dönüştürülmelidir. Bu değeri çıkarmak genellikle piyasa gücünü azaltan ve dolayısıyla varlıkların aslında daha tam kullanılmasını teşvik eden bir biçimde yapılabilir.

Bu kuramsal ideale karşın, pratikte buna ulaşacak uygulanabilir vergileri belirlemek, kitabın Demokrasi kısmında tartıştığımız teknolojik zorlukların herhangi biri kadar teknolojik deneme yanılma süreci olacak gibi görünüyor. Yine de daha da yineledikçe bu hedeflerin pek çoğunu karşılamaya makul ölçüde yakın görünen bir dizi umut vadeden yakın tarihli öneri var:

  1. Yoğunlaşmış hesaplama varlığı vergisi: Hesaplama, depolama ve bazı veri türleri gibi dijital varlıklara artan oranlı (oranda ya da cömert bir muafiyet vererek) bir ortak mülkiyet vergisi uygulanması.[21]
  2. Dijital arazi vergisi: Kıt dijital alanın ticarileştirilmesinin ya da tutulmasının vergilendirilmesi; çevrimiçi reklamcılık, spektrum lisanslarının ve web adres alanının daha rekabetçi biçimde tutulması üzerine vergiler ve sonunda sanal dünyalardaki münhasır alanların vergilendirilmesi dâhil.[22]
  3. Örtük veri/dikkat değişimi vergisi: Aksi hâlde tipik olarak emek ve katma değer vergilerine tabi olacak, çevrimiçi "ücretsiz" hizmetlerde yer alan örtük veri ya da dikkat değişimleri üzerine vergiler.
  4. Dijital varlık vergileri: Dijital para birimleri, fayda jetonları ve değiştirilemez jetonlar gibi salt dijital varlıklar üzerine ortak mülkiyet vergileri.
  5. Müştereklerden türetilmiş veri vergisi: Lisanssız, müştereklerden türetilmiş veri üzerinde eğitilen modellerden elde edilen kârlar vergilendirilebilir.
  6. Esnek/geçici çalışma vergileri: Öncelikle "geçici işçi" çalıştıran ve böylece geleneksel çalışma hukukunun pek çok yükümlülüğünden kaçınan şirketlerin kârları vergilendirilebilir.[23]

Bu vergileri yukarıdaki ölçütlerimize göre kapsamlı biçimde "puanlamak" için çok daha ayrıntılı bir siyasa çözümlemesi gerekse de, birkaç örnek umarız bu önerilerin ardındaki tasarım düşüncesi örüntüsünü gösterir. Yoğunlaşmış hesaplama varlığı vergisi aynı anda dijital varlıkların daha tam kullanımını teşvik etmeyi (her ortak mülkiyet vergisinin yapacağı gibi), yoğunlaşmış bulut sahipliğini caydırmayı (böylece olası güvenlik tehditlerini azaltırken rekabeti artırmayı) ve kamu gözetimi dışında potansiyel olarak tehlikeli ölçekte modellerin eğitilmesine olanak tanıyabilecek türden hesaplama kaynakları biriktirme teşviklerini frenlemeyi amaçlar; hepsi D⿻'yi hayata geçirir. Dijital arazi vergisinin çoğu biçimi doğal olarak herhangi bir ulus devlete değil, internet altyapısını, erişimini ve içeriğini destekleyen ulus ötesi kuruluşlara giderek YH'ye ulaşır. Örtük veri değişimi vergisi, dijital ekonomilerde yaratılan gerçek değerin daha açık bir sinyalini sağlar ve bunu kolaylaştıran altyapıyı o değeri enbüyüklemeye teşvik ederek GH'ye ulaşır.

Elbette bunlar yalnızca ilk öneriler ve çok daha fazla çözümleme ve hayal gücü olasılıklar uzayını genişletmeye yardım edecek. Ne var ki bu örneklerin bugünün dijital dünyasındaki başlıca iş modelleriyle (yani bulut, reklamcılık, dijital varlık satışları vb.) epey yakından örtüştüğü göz önüne alındığında, biraz ayrıntılandırmayla o dünyadan akan değerin kayda değer bir bölümünü toplamak için kullanılabilecekleri ve böylece dijital ekonomiyi temelden dönüştürecek ölçekte bir yatırımı desteklemek için gereken FY'ye ulaşabilecekleri akla yatkın görünüyor.

Bu siyasal olarak baştan olanaksız görünebilirse de, aydınlatıcı bir örnek ABD'deki akaryakıt vergisidir; başlangıçta kamyon taşımacılığı sektörünce karşı çıkılan bu vergi, siyasa yapıcılar fonları yol altyapısının inşasını desteklemek üzere ayırmayı kabul edince sonunda o sektörce kucaklandı.[24] Vergi açıkça sektöre doğrudan bir yük bindirse de, yol inşasına dolaylı desteğinin, kamyoncuların işleri için ihtiyaç duyduğu zemini sağlayarak bunu fazlasıyla dengelediği görüldü. Bazıları haklı olarak bu amaç için daha iyi hedeflenmiş vergiler olabileceğine (yol tıkanıklığı ücretleri gibi) itiraz edebilir, ama akaryakıt vergilerinin kirliliği caydırmada yan yararları da vardı ve tıkanıklık için ücret almanın maliyetli olabileceği bir dönemde yolların başlıca kullanıcılarına genellikle iyi hedeflenmişlerdi.

Bugün böylesine iddialı bir dijital altyapı destekleyen vergiler kümesini destekleyecek uygun bir işletmeler ve hükûmetler koalisyonu kurmayı hayal etmek ancak mümkün. Bunu yapmak, toplanan fonların doğru biçimde ayrılmasını, çevrimiçi bol veriden yararlanan daha zekice vergi araçlarını, vergileri toplamanın gelişmiş ve düşük sürtünmeli yollarını, başkalarını da izlemeye ikna edecek biçimde vergileri koymak ve toplamak için uygun ama evrensel olmayan yetki alanlarından özenle yararlanmayı ve elbette aşağıda tartıştığımız gibi epey kamu desteği ve baskısı gerektirir. Etkili siyasa liderliği ve kamu seferberliği umarız bunlara ulaşabilir ve ⿻ altyapıyı destekleyecek koşulları yaratabilir.

Geleceğimizi sürdürmek

⿻'yi somutlaştırmak için, bu tür kaynaklarla desteklenen örgütler ağı de novo yekpare bir küresel hükûmet olamaz. Bunun yerine, ⿻'nin çeşitliliği ve kolektif işbirliğini yükseltme taahhütlerini gerçekleştirmek için hem yapısında hem mevcut forumlarla bağlantısında kendisi ⿻ olmalıdır. Dijital toplumun karakterini temelden dönüştürmeyi hedeflesek de, mevcut kurumları yıkmaya ya da baltalamaya çalışırsak ⿻'ye ulaşamayız. Amacımız, tam tersine, temel ⿻ altyapının inşasını, dijital pastanın çarpıcı biçimde genişleyip çeşitlenmesine olanak tanıyabilecek, olabildiğince çok tekneyi yükseltirken deney ve büyüme alanını da genişleten bir platform olarak görmek olmalıdır.

Vizyonumuzun farklı ögeleri çok farklı derecelerde hükûmet katılımı gerektirir. Örneğin sürükleyici paylaşılan gerçeklik gibi en mahrem teknolojilerin pek çoğu görece mahrem ölçeklerde işlemeyi amaçlar ve dolayısıyla doğal olarak görece "özel" bir biçimde (hem finansman modellerinde hem veri yapılarında), onları olası tuzaklardan uzaklaştıran bir ölçüde kamusal destek ve düzenlemeyle geliştirilmelidir. Öte yandan piyasaların yapısına yönelik en iddialı reformlar, pek çok durumda ulusal sınırları aşarak temel hükûmet ve hukuk yapılarının yeniden biçimlendirilmesini gerektirecek. Bütün bu çalışmanın dayandığı temel protokollerin geliştirilmesi belki de en büyük eşgüdüm derecesini ama aynı zamanda, ağdaki düğümler (Hindistan ve Tayvan gibi) çerçevelerini küresel standartlara ihraç etmek için yarışırken ARPA'nın rekabetçi işbirliği yapısından tam olarak yararlanarak epey deney gerektirecek. Etkili bir ⿻ hukuk, düzenleme, yatırım ve denetim hakları dokusu, olabildiğince, bu ihtiyaç çeşitliliğine denk gelebilecek ulusal ve ulus ötesi kuruluş çeşitliliğinin varlığını güvence altına alacak ve bunların birlikte çalışırken ilgili rollerini yerine getirmesini sağlamak için vergileri ve hukuki yetkileri ustaca eşleştirecek.

Neyse ki, çarpıcı biçimde yetersiz fonlanmış, çoğu zaman kusurlu biçimde eşgüdümlenmiş ve burada ana hatlarını çizdiğimiz iddialı misyondan yoksun olsalar da, dijital ve internet yönetişimi için mevcut ulus ötesi yapıların pek çoğu kabaca bu özelliklere sahip. Kısacası, belirli yeni yeteneklerin eklenmesi, finansmanın iyileştirilmesi, ağların ve bağlantıların güçlendirilmesi ve kamu katılımının artırılması gerekse de, internet, ARPANET kurucularının hayal ettiği gibi yapısında ve yönetişiminde zaten ⿻'dir. Her şeyden çok yapılması gereken, bu çalışmayı yükseltmek, savunmak ve desteklemek için gereken kamusal anlayışı ve katılımı inşa etmektir.

Değişimi örgütlemek

Elbette buna ulaşmak muazzam bir girişimdir. Bu bölümde ve bu kitap boyunca tartışılan fikirler derinlemesine tekniktir ve buradaki epey kuru tartışma bile yüzeyi zar zor sıyırıyor. Pek az kişi bu kitaptaki fikirlerle bile derinlemesine ilgilenecek; hem siyasa alanında hem de onun çok ötesinde, o siyasa dünyasının güçlendireceği geniş araştırma, geliştirme ve uygulama yelpazesinde yapılması gerekecek çok daha geniş kapsamlı çalışmayla ise çok daha az.

Tam da bu nedenle "siyasa", ⿻'yi inşa etmek için gereken çalışmanın yalnızca küçük bir dilimidir. Her siyasa lideri için, dile getirmeye yardım ettikleri vizyonları inşa eden onlarca, muhtemelen yüzlerce kişi olması gerekecek. Ve onların her biri için, teknik kaygılara odaklanmasa da teknolojinin aksi hâlde gidebileceği varsayılan Liberteryen ve Teknokratik yönlere genel bir isteksizliği paylaşan ve ⿻ vizyonunu geniş biçimde destekleyen yüzlerce kişi gerekecek. Bunu teknik ya da düşünsel düzeyden çok duygusal, içgüdüsel ve/veya ideolojik bir düzeyde anlamaları ve siyasa ve teknik manzaranın çekirdeğindekiler için ahlaki destek, yaşanmış bakış açıları ve benimseme ağları kurmaları gerekecek.

Bunu yapabilmeleri için ⿻'nin bir yaratıcı teknolojiler ve düşünsel çözümlemeler kümesinin çok ötesine geçmesi gerekecek. Çevrecilik, yapay zekâ ve kripto gibi, hem düşünsel hem toplumsal derin bir temel araştırma gövdesine dayanan, çeşitli ve örgütlü bir girişimler kümesinde geliştirilip uygulanan ve örgütlü siyasal çıkarlarca desteklenen, geniş biçimde anlaşılan bir kültürel akım ve toplumsal hareket hâline gelmesi gerekecek. Oraya giden yol siyasa yapıcıları içerir ama onların çok ötesine, aktivizm, kültür, iş dünyası ve araştırma dünyasına uzanır. Bu yüzden, bu dünyalardan herhangi birine dokunan her birinizi bunu gerçeğe dönüştürme projesinde bize katılmaya çağırarak bitiriyoruz.


  1. Anu Bradford, Digital Empires: The Global Battle to Regulate Technology (Oxford, UK: Oxford University Press, 2023). ↩︎

  2. Daniel Yergin and Joseph Stanislaw, The Commanding Heights: The Battle for the World Economy (New York: Touchstone, 2002). ↩︎

  3. Tarnoff, op. cit. ↩︎

  4. Licklider, "Computers and Government", op. cit. Thomas Philippon, The Great Reversal (Cambridge, MA: Harvard University Press, 2019). ↩︎

  5. Lina Khan, "The New Brandeis Movement: America’s Antimonopoly Debate", Journal of European Competition Law and Practice 9, no. 3 (2018): 131-132. Akush Khandori, "Lina Khan's Rough Year," New York Magazine Intelligencer December 12, 2023 at https://nymag.com/intelligencer/2023/12/lina-khans-rough-year-running-the-federal-trade-commission.html. ↩︎

  6. Central Committee of the Chinese Communist Party, 14th Five-Year Plan, March 2021; translation available at https://cset.georgetown.edu/publication/china-14th-five-year-plan/. ↩︎

  7. Licklider, "Computers and Government", op. cit. ↩︎

  8. Vivek Raghavan, Sanjay Jain and Pramod Varma, "India Stack—Digital Infrastructure as Public Good", Communications of the ACM 62, no. 11: 76-81. ↩︎

  9. Danny Hakim, "The Danish Politician Who Accused Google of Antitrust Violations", New York Times April 15, 2015. ↩︎

  10. Benjamin Bertelsen and Ritul Gaur, "What We Can Expect for Digital Public Infrastructure in 2024", World Economic Forum Blog February 13, 2024 at https://www.weforum.org/agenda/2024/02/dpi-digital-public-infrastructure. Özellikle kalkınmakta olan dünyada pek çok ülkenin, böyle bir işlevi doğal olarak barındırabilecek ya da ondan türetebilecek planlama bakanlıkları vardır. ↩︎

  11. Alexander Wendt, Social Theory of International Politics (Cambridge, UK: Cambridge University Press, 1999). Orta Doğu işbirliğinde dinin rolüne ilişkin yakın tarihli bir vaka çalışması için bkz. Johnnie Moore, "Evangelical Track II Diplomacy in Arab and Israeli Peacemaking", Liberty University dissertation (2024). ↩︎

  12. Anne-Marie Slaughter, A New World Order (Princeton, NJ: Princeton University Press, 2005). Bu kitabın birimizin kalbinde özel bir yeri var; çünkü yayın öncesi imzalı bir kopyasını edinmek, bir yazarın eşi olacak kadına verdiği ilk doğum günü hediyesiydi. ↩︎

  13. Sarah Hamburg, "Call to Join the Decentralized Science Movement", Nature 600, no. 221 (2021): Correspondence at https://www.nature.com/articles/d41586-021-03642-9. ↩︎

  14. Jessica Lord, "What's New with GitHub Sponsors", GitHub Blog, April 4, 2023 at https://github.blog/2023-04-04-whats-new-with-github-sponsors/. GitCoin impact report at https://impact.gitcoin.co/. Kevin Owocki, "Ethereum 2023 Funding Flows: Visualizing Public Goods Funding from Source to Destination" at https://practicalpluralism.github.io/. Open Collective, "Fiscal Sponsors. We need you!" Open Collective Blog March 1, 2024 at https://blog.opencollective.com/fiscal-sponsors-we-need-you/. Optimism Collective, "RetroPGF Round 3", Optimism Docs January 2024 at https://community.optimism.io/docs/governance/retropgf-3/#. ProPublica, "The Linux Foundation" at https://projects.propublica.org/nonprofits/organizations/460503801. ↩︎

  15. OpenAI, "OpenAI Charter", OpenAI Blog April 9, 2018 at https://openai.com/charter. Anthropic, "The Long-Term Benefit Trust", Anthropic Blog September 19, 2023 at https://www.anthropic.com/news/the-long-term-benefit-trust. ↩︎

  16. Open Collective Team, "Open Collective Official Statement - OCF Dissolution" February 28, 2024 at https://blog.opencollective.com/open-collective-official-statement-ocf-dissolution/. ↩︎

  17. Burada olasılığa işaret eden ilginç bir araştırma çizgisi, bir ekonomideki piyasalarla bağlanmış şirket ağları ile sinir ağları arasında doğrudan benzeşimler kurmaya çalışan sinir ağı ve genetik algoritma öncüsü John H. Holland'ınkidir. John H. Holland and John M. Miller, "Artificial Adaptive Agents in Economic Theory", American Economic Review 81, no. 2 (1991): 365-370. ↩︎

  18. Hitzig et al., op. cit. ↩︎

  19. Eric A. Posner and E. Glen Weyl, "Quadratic Voting as Efficient Corporate Governance", University of Chicago Law Review 81, no. 1 (2014): 241-272. ↩︎

  20. İktisatçılar bu tür vergilere "dışsallıklar" üzerine "Pigoucu" vergiler der. Aşağıdakilerin bazılarını betimlemenin makul bir yolu olsa da, Piyasalar bölümümüzde belirtildiği gibi dışsallıklar istisnadan çok kural olabilir ve bu yüzden bu alternatif formülasyonu yeğliyoruz. Örneğin bu vergilerin pek çoğu, dışsallık yaratan ama genellikle Pigoucu vergilendirmenin kapsamında sayılmayan yoğunlaşmış piyasa gücü meselelerini ele alır. ↩︎

  21. Bu fikri geliştiren süregiden çalışma için bkz. Charlotte Siegmann, "AI Use-Case Specific Compute Subsidies and Quotas" (2024) at https://docs.google.com/document/d/11nNPbBctIUoURfZ5FCwyLYRtpBL6xevFi8YGFbr3BBA/edit#heading=h.mr8ansm7nxr8. ↩︎

  22. Paul Romer, "A Tax That Could Fix Big Tech", New York Times May 6, 2019, ilgili fikirleri savunmuştur. ↩︎

  23. Gray and Suri, op. cit. ↩︎

  24. John Chynoweth Burnham, "The Gasoline Tax and the Automobile Revolution" Mississippi Valley Historical Review 48, no. 3 (1961): 435-459. ↩︎