Demokrasi · 5-4
Genişletilmiş Müzakere
Yukarıda belirttiğimiz gibi, sosyal medyaya ilişkin en yaygın kaygılardan biri, mevcut toplumsal bölünmeleri kökleştirme ve paylaşılan gerçeklik duygusunu baltalayan "yankı odaları" yaratma eğilimidir.[1] "İşbirliğine dayalı süzme"ye dayanan haber akışı algoritmaları, kullanıcı etkileşimini enbüyüklemesi olası içeriği seçer; kullanıcıların mevcut inançlarını pekiştiren ve onları çeşitli bilgiden yalıtan, kendileriyle aynı görüşteki içeriği önceler. Bu algoritmaların siyasal kutuplaşmayı gerçekten ağırlaştırıp müzakereleri engelleyip engellemediğine ilişkin bulgular karışık olsa da, bu sistemlerin kalabalığı "köprüleme" gibi tam tersi bir niyetle nasıl yeniden tasarlanabileceğini sormak doğaldır. Bunun en büyük ölçekli girişimi, X (eski adıyla Twitter) sosyal medya platformundaki Topluluk Notları (eski adıyla Birdwatch) sistemidir.
Topluluk Notları (TN), topluluk temelli bir "doğrulama" platformudur. TN, X topluluğu üyelerinin potansiyel olarak yanıltıcı paylaşımları işaretlemesine ve paylaşımların neden yanıltıcı olabileceğine dair ek bağlam sunmasına olanak tanır. TN katılımcıları bu notları platforma göndermekle kalmaz; başkalarının önerdiği notları da derecelendirir. Bu derecelendirmeler, Şekil A'da gösterildiği gibi notların yararlı olup olmadığını ve X platformunda kamuya açık yayımlanmaya uygun olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır.[2]
Özellikle, derecelendirenler istatistiksel çözümlemeyle verilerden keşfedilen ama pratikte çoğu uygulamada Batı yarımküresinin büyük bölümünün siyasetindeki "sol-sağ" ayrımına karşılık gelen tek boyutlu bir görüş yelpazesine yerleştirilir. Sonra (ya da aslında aynı anda), her notun herhangi bir topluluk üyesinden aldığı destek, o üyenin bu yelpazedeki konumuna yakınlığı ile altta yatan, konumdan bağımsız bir "nesnel nitelik"in bileşimine atfedilir. Ardından notlar, toplam derecelendirmeler değil bu nesnel nitelik yeterince yüksekse "yararlı" sayılır. Sistem, yanlı ve aynı görüşteki bir kullanıcı kümesinin desteklediği notları öncelemek yerine, çeşitli kullanıcı gruplarının desteklediği notları ödüllendirir ve siyasal ve toplumsal parçalanmanın sürüklediği yanlılıkları düzeltir. Bu yaklaşım, insan müzakerelerini genişletmek için alternatif sosyal medya algoritmalarından yararlanır; içeriği, ⿻ ile tutarlı biçimde çeşitlilik boyunca işbirliği ilkesine dayanarak önceler ve şu anda her hafta yüz milyonlarca insan buna maruz kalıyor.[3] Bu platformun, yanlış bilgiyi denetlemeye yönelik önceki yöntemlere kıyasla çeşitli siyasal bilginin keşfini teşvik ettiği gösterilmiştir.[4]
Bu bölümde insan konuşmalarının hatırı sayılır gücünü ve sınırlılıklarını inceliyor ve ⿻'deki ilerlemelerin konuşmaları, çeşitli bakış açılarını daha önce hayal edilemeyen biçimlerde hem yükseltmek hem birbirine bağlamak için daha güçlü bir motora dönüştürebileceği umudunu dile getiriyoruz.
Bugün konuşma
Konuşmaların en eski, tipik olarak en zengin ve hâlâ en yaygın biçimi "yüz yüze toplantı"dır. Demokrasinin idealleştirilmiş portreleri tipik olarak oylara ya da medyaya değil, geleneksel kabilelerde, Atina pazaryerlerinde ya da New England kasaba meclislerinde gerçekleşenler gibi yüz yüze konuşmalardaki tartışmalara gönderme yapar. Yakın tarihli film Women Talking, travma yaşamış bir topluluğun tartışma yoluyla ortak bir eylem planına varışını resmederek bu ruhu parlak biçimde yakalar. Arkadaş grupları, kulüpler, öğrenciler ve öğretmenler; hepsi yüz yüze konuşma yoluyla bakış açısı alışverişinde bulunur, öğrenir, büyür ve ortak bir amaç oluşturur. Etkileşimli doğalarına ek olarak, yüz yüze etkileşimler çoğu zaman daha zengin, sözel olmayan iletişim ögeleri taşır; çünkü katılımcılar fiziksel bir bağlamı paylaşır ve konuşmadaki diğerlerinden yüz ifadeleri, beden dili ve jestler gibi pek çok sözel olmayan ipucunu algılayabilir.
Sonraki en eski ve en yaygın iletişim biçimi yazıdır. Çok daha az etkileşimli olsa da yazı, sözcüklerin çok daha büyük mesafeler ve zaman boyunca yolculuk etmesini sağlar. Tipik olarak tek bir "yazar"ın sesini yakaladığı düşünülen yazılı iletişimler, baskı ve çevirinin yardımıyla geniş biçimde, hatta küresel olarak yayılabilir. Binlerce yıl dayanabilir ve mesajların amfitiyatroların ya da hoparlörlerin ulaşabileceğinden çok daha uzağa "yayınlanmasına" olanak tanır.
Bu, kritik bir ödünleşimin altını çizer: yüz yüze tartışmaların zenginliği ve dolaysızlığına karşı yazılı sözün geniş erişimi ve kalıcılığı. Pek çok platform, yüz yüze konuşmaların fiziksel ve toplumsal olarak yakın bireyler arasında bağlantı, yazının ise coğrafi olarak birbirinden uzak insanları birbirine bağlayan köprü işlevi gördüğü bir ağ yaratarak hem yüz yüze hem yazılı iletişimin ögelerini harmanlamaya çalışır. World Cafe[5] ya da Açık Alan Teknolojisi[6] yöntemleri, onlarca hatta binlerce insanın bir araya gelip diyalog için küçük gruplarda yer almasına olanak tanırken, o küçük kümelerden çıkan yazılı notlar sentezlenip geniş biçimde dağıtılır. Diğer örnekler arasında anayasa ve kural yapım süreçleri, kitap kulüpleri, yayınların yayın kurulları, odak grupları, anketler ve başka araştırma süreçleri sayılabilir. Tipik bir örüntü şudur: bir grup bir yazı üzerinde müzakere eder, yazı sonra bir başka müzakereci gruba sunulur, bu başka bir belgeyle sonuçlanır, o da geri gönderilir ve böyle sürer. Bunu hukuk geleneğinde sözlü ve yazılı savunmalarda, akademik akran değerlendirmesi sürecinde de tanıyabiliriz.
Bu biçim çeşitliliğinin yol almaya çalıştığı en temel zorluklardan biri, çeşitlilik ile bant genişliği arasındaki ödünleşimdir.[7] Bir yandan, son derece çeşitli bakış açılarına sahip bireyleri konuşmalara katmaya çalıştığımızda, tartışmalar daha az verimli, uzun, maliyetli ve zaman alıcı hâle gelebilir. Bu çoğu zaman kesin ve zamanında sonuçlar üretmekte zorlandıkları anlamına gelir; sonuç, kurumsal ortamlarda sık sık yakınılan "çözümleme felci" ve (bazen Oscar Wilde'a atfedilen) "sosyalizm fazla akşam alıyor" yakınmasıdır.
Öte yandan, konuşmaların bant genişliğini ve verimliliğini artırmaya çalıştığımızda, çoğu zaman çeşitli bakış açılarını kapsayıcı kalmakta zorlanırlar. Konuşmaya katılan insanlar çoğu zaman coğrafi olarak dağınıktır, farklı diller konuşur, farklı konuşma normlarına sahiptir vb. Konuşma üsluplarındaki, kültürlerdeki ve dildeki çeşitlilik çoğu zaman karşılıklı anlayışı engeller. Dahası, herkesin uzun uzadıya dinlenmesi olanaksız olduğundan, aşağıda uzun uzun tartışacağımız gibi konuşmanın geniş toplumsal çeşitliliği aşabilmesi için bir tür temsil kavrayışı zorunludur.
Bütün bu yaklaşımlar üzerindeki belki de temel sınır şudur: yayın yöntemleri (pek çok kişinin tek bir açıklamayı duymasına olanak tanıyan) çarpıcı biçimde iyileşmişken, geniş dinleme (bir kişinin bir dizi bakış açısını düşünceli biçimde sindirmesine olanak tanıyan) son derece maliyetli ve zaman alıcı olmayı sürdürüyor.[8] Nobel ödüllü iktisatçı ve bilgisayar bilimi öncüsü Herbert Simon'ın gözlemlediği gibi, "bilgi zenginliği dikkat yoksulluğu yaratır."[9] Bir bireyin çeşitli bakış açılarına odaklanmaya çalışırken verebileceği dikkat miktarındaki bilişsel sınırlar, çeşitlilik ile bant genişliği arasında ve zenginlik ile kapsayıcılık arasında keskin ödünleşimler dayatma potansiyeli taşır.
Bu zorluklarda ölçekli biçimde yol almak için tarihsel olarak ve daha yakın dönemde bir dizi strateji kullanıldı. Konuşmalar için temsilciler çeşitli yöntemlerle seçilir; bunlar arasında:
- Seçim: Temsilcileri seçmek için, çoğu zaman coğrafi ya da siyasal parti gruplarına dayanan bir kampanya ve oylama süreci kullanılır. En yaygın olarak siyasette, sendikalarda ve kiliselerde kullanılır. Bir ölçüde geniş katılım, meşruiyet ve uzmanlık sağlama üstünlüğü vardır, ama çoğu zaman katı ve pahalıdır.
- Kura ile seçim: Bir insan kümesi rastgele seçilir; bazen gruplar arasında bir tür denge sağlamak için denetimler ya da kısıtlar uygulanır. En yaygın olarak odak gruplarında, anketlerde ve tartışmalı siyasa konularında yurttaş müzakere konseylerinde[10] kullanılır.[11] Düşük maliyetle makul meşruiyet ve esneklik sağlar, ama uzmanlıktan ödün verir (ya da onunla desteklenmesi gerekir) ve sınırlı katılıma sahiptir.
- Yönetim: Bir insan kümesi, farklı ilgili bakış açılarını ya da seçmen gruplarını temsil etmek üzere "liyakate" ya da yönetsel kararlara dayanan bürokratik bir atama usulüyle seçilir. En yaygın olarak iş dünyasında ve meslek örgütlerinde kullanılır; düşük maliyetle görece yüksek uzmanlık ve esneklik sağlama eğilimindedir, ama daha düşük meşruiyete ve katılıma sahiptir.
Bir müzakerenin katılımcıları seçilip geldikten sonra, anlamlı bir etkileşimi kolaylaştırmak da aynı ölçüde önemli bir zorluktur ve başlı başına bir bilimdir. İletişim kipleri ve üslupları ne olursa olsun bütün katılımcıların tam olarak dinlenebilmesini sağlamak bir dizi toplumsal teknoloji ve uygulama gerektirir: açık amaç ve gündem belirleme, etkin kapsama, küçük grup ayrılmaları, notların özenli yönetimi (çoğu zaman pek çok küçük grup konuşmasının "hasadı" denir), söz sırası, etkin dinlemenin teşviki ve çoğu zaman işitsel ve görsel iletişim üsluplarına yönelik farklı yetiler için çeviri ve uyarlama. Son 50-60 yılda çok zengin bir "diyalog ve müzakere" araştırma ve yöntem alanı geliştirildi ve Ulusal Diyalog ve Müzakere Koalisyonu bunları keşfetmek için bir merkezdir.[12][13] Bu araçlar, adil olmayan gayriresmî normların ve baskınlık hiyerarşilerinin kapsayıcı alışveriş niyetlerini geçersiz kıldığı, kapsayıcı ve demokratik yönetişim girişimlerini sıkça etkileyen "yapısızlığın tiranlığı"nı aşmaya yardımcı olabilir.[14]
Dijital teknolojilerin uygun kullanımı katılıma yönelik toplumsal teknolojileri genişletebilir ve ikisinin kesişimi verimli olabilir. Fiziksel yolculuk mesafesi eskiden müzakerenin önünde ciddi bir engeldi. Ne var ki telefon ve video konferanslar bu zorluğu ciddi biçimde hafifletti; çeşitli uzaktan/sanal toplantı biçimlerini zorlu tartışmalar için giderek yaygınlaşan mekânlar hâline getirdi.
E-posta, mesaj panoları/usenet'ler, web sayfaları, bloglar ve özellikle sosyal medya gibi biçimler dâhil internet aracılı yazının yükselişi, yazılı iletişimde "kapsayıcılığı" ciddi biçimde genişletti. Bu platformlar, bireylerin kullanıcı etkileşimleri (örneğin "beğeniler" ya da "yeniden paylaşımlar") ve algoritmik sıralama sistemleri aracılığıyla kolayca görünürlük ve dikkat kazanması için benzersiz fırsatlar sunar. Bu paradigma kayması, bir zamanlar eski medyanın editöryal usullerince sıkı biçimde denetlenen bir süreç olan bilginin halk arasında yayılmasını olanaklı kıldı. Ne var ki bu platformların dikkati eniyi biçimde dağıtmadaki etkililiği tartışma konusu olmaya devam ediyor. Yaygın bir sakınca, bilginin yayılmasında bağlam ve kapsamlı denetim eksikliğidir; bu, "yanlış bilgi" ve "dezenformasyon" yayılması ve kaynağı bol kuruluşların egemenliği gibi sorunlara katkıda bulunur. Dahası, algoritmik sıralamaya dayanmak istemeden "yankı odaları" yaratabilir; kullanıcıları mevcut inançlarını yansıtan dar bir içerik akışına hapseder ve böylece çeşitli bakış açıları ve bilgi yelpazesine maruz kalmalarını sınırlar.
Yarın konuşma
Son ilerlemeler ödünleşimlerin dinamiklerini giderek kaydırıyor; zengin, yüz yüze müzakerelerin daha verimli ve ağsal biçimde paylaşılmasını sağlıyor. Aynı zamanda bu gelişmeler, giderek daha kapsayıcı sosyal medya biçimleri içinde daha düşünceli, dengeli ve bağlamlandırılmış denetimi kolaylaştırıyor ve böylece bu platformların genel niteliğini ve erişimini artırıyor.
Yukarıda Bir Dijital Demokrasinin Yaşamı bölümünde tartıştığımız gibi, Tayvan'daki en başarılı örneklerden biri, Polis adlı AKY'den yararlanan vTaiwan sistemi oldu.[15] Bu platform X gibi sosyal medya hizmetleriyle bazı özellikleri paylaşır, ama kapsayıcı kolaylaştırmanın bazı ilkelerinin soyutlamalarını dikkat tahsisine ve kullanıcı deneyimine katar. X'te olduğu gibi kullanıcılar bir soruya kısa yanıtlar gönderir. Ama birbirlerinin yorumlarını yükseltmek ya da yanıtlamak yerine, bunlara yalnızca olumlu ya da olumsuz oy verirler. Bu oylar ardından, kullanıcı bakış açıları diyebileceğimiz şeyi oluşturan ortak tutum örüntülerini öne çıkarmak üzere kümelenir. Bu farklı görüş gruplarının bakış açılarını öne çıkaran temsilî ifadeler, kullanıcıların kilit görüşleri anlamasını sağlamak için gösterilir; ayrımları "köprüleyen" bakış açıları, yani başka türlü bölen çizgilerin ötesinde onay alanlar da öyle. Bu evrilen konuşmaya yanıt olarak kullanıcılar, daha fazla köprülemeye, mevcut bir konumu dile getirmeye ya da henüz belirgin olmayan yeni bir görüş grubunu ortaya çıkarmaya yardım eden ek bakış açıları sunabilir.
Polis, önde gelen ⿻ teknoloji insanları Aviv Ovadya ile Luke Thorburn'ün "kolektif yanıt sistemleri" ve "köprüleme sistemleri", başkalarının ise "vikianket" dediği şeyin öne çıkan bir örneğidir.[16] Diğer önde gelen örnekler arasında, kullanıcı deneyimi, açık kaynak derecesi ve diğer özellikler açısından çeşitli ödünleşimleri olan All Our Ideas ve Remesh yer alır. Bu sistemlerin paylaştığı şey, sosyal medyanın katılımcı, açık ve etkileşimli doğasını düşünceli dinlemeyi, konuşma dinamiklerinin anlaşılmasını ve paylaşılan görüşler ile kaba uzlaşı noktalarına ilişkin bir anlayışın özenli belirişini teşvik eden özelliklerle birleştirmeleridir. CrowdSmart gibi diğer sistemler, kolektif zekâyı öngörücü modelleme için kullanmaya odaklanır. Özgün olarak bir risk sermayesi şirketi içinde ortak yatırım için geliştirilen CrowdSmart, grup önceliklerini ve istenen sonuçları bulmak üzere nedensel işbirliği modelleri kurmak için Bayesçi öğrenmeyle birleştirilmiş bir sıralama mekanizması kullanır. Bu tür sistemler, araç çağırma uygulamalarının düzenlenmesi ve önde gelen bazı üretken temel modellerin (ÜTM) yönü gibi konularda giderek daha sonuç doğuran siyasa ve tasarım kararları almak için kullanıldı.[17] Özellikle, ⿻ STK'sı Collective Intelligence Project (CIP) ile yakın işbirliği içinde çalışan Anthropic'in, pek çok kişinin ÜTM'lerde güncel son teknoloji saydığı yakın zamanda yayımlanan Claude3 modeli, model davranışını yönlendirmek için kullanılan anayasayı Polis aracılığıyla topladı.[18] Bugün ÜTM'lerin diğer önde gelen sağlayıcısı OpenAI da CIP ile yakın işbirliği içinde, bu alandaki araştırmayı çarpıcı biçimde hızlandıran "yapay zekâya demokratik girdiler" üzerine bir hibe programı yürüttü ve bu temelde şimdi bu girdileri OpenAI modellerinin yönlendirilmesine katmak üzere bir "Kolektif Hizalama Ekibi" kuruyor.[19]
Benzer hedeflere sahip ama biraz karşıt bir çıkış noktası olan bir yaklaşım, yüz yüze konuşmaları merkeze alır ama içgörülerinin ağa bağlanma ve paylaşılma biçimini iyileştirmeyi amaçlar. Bu kategoride önde gelen bir örnek, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nün Yapıcı İletişim Merkezi'nin sivil toplum işbirlikçileriyle birlikte geliştirdiği, Cortico adlı yaklaşımdır. Fora adı verilen bu yaklaşım ve teknoloji platformu, kitabın Özgürlük kısmında tartıştığımız kimlik ve ortaklık protokollerinin ve doğal dil işlemenin bir karışımını kullanarak, zorlu konulardaki kayıtlı konuşmaların korunmuş ve mahrem kalmasını sağlarken bu konuşmalar arasında yolculuk edebilen ve daha fazla tartışmayı ateşleyebilen içgörüleri yüzeye çıkarır. Topluluk üyeleri, konuşanların izniyle, sonuç doğuran önemli noktaları hükûmet, siyasa yapıcılar ya da bir örgüt içindeki liderlik gibi paydaşlara taşır. Cortico bu teknolojiyi, Michelle Wu'nun 2021'de büyük bir ABD kentinin ilk Tayvan asıllı Amerikalı belediye başkanı olarak Boston'da seçilmesi gibi yurttaşlık süreçlerine bilgi sağlamaya yardım etmek için kullandı.[20] Yeterli hizmet almayan topluluklarla işbirliği içinde derin konuşma verileri aracılığıyla bakış açıları toplama eylemi, çabaya daha hızlı iletişim kiplerinde bulunmayan bir meşruiyet kazandırır. Farklı gelişmişlik derecelerinde ilgili araçlar StoryCorps ve Braver Angels gibi örgütlerce kullanılıyor ve milyonlarca insana ulaştı.
Üçüncü bir yaklaşım, katılımcıları yeni içerik üretmeye yöneltmek yerine mevcut medya içeriğinden ve alışverişlerinden yararlanmaya ve bunları düzenlemeye çalışır. Bu yaklaşım, insan kültürel çıktısını ölçekli biçimde anlamak ve düzenlemek için hesaplamadan yararlanan "dijital beşerî bilimler" üzerine akademik çalışmalarla yakından bağlantılıdır. Society Library gibi örgütler, hükûmet belgelerinden, sosyal medyadan, kitaplardan, televizyondan vb. mevcut materyali toplar ve mevcut olguları yüzeye çıkarmak da dâhil tartışmanın hatlarını öne çıkarmak üzere yurttaşlar için düzenler. Bu uygulama, farklı mekânlardaki konuşmaları birbirine bağlayarak müzakerenin ölçeğini genişletmek yoluyla yukarıda betimlenen geleneği genişletmek üzere dijital teknolojiden yararlanan, aşağıda betimlediğimiz bazı araçlarla giderek daha ölçeklenebilir hâle geliyor.
Yukarıda Sürükleyici Paylaşılan Gerçeklik bölümümüzde tartışılan tekniklerle yakından uyumlu diğer daha deneysel çabalar, uzaktan müzakerelerin derinliğini ve niteliğini artırmayı, yüz yüze etkileşimlerde tipik olarak bulunan zenginliği ve dolaysızlığı taklit etmeyi amaçlar. Yakın tarihli çarpıcı bir örnek, Meta CEO'su Mark Zuckerberg ile önde gelen podcast sunucusu Lex Fridman arasındaki, her ikisinin de sanal gerçeklikte diğerinin en küçük yüz ifadelerini algılayabildiği bir konuşmaydı. Daha az çarpıcı ama belki daha anlamlı bir örnek, kentlerde kargo konteynerlerinin belirdiği Portals Polislik Projesi'ydi…
Genişletilmiş müzakerenin sınırları
Bu daha iddialı deneylerin bazıları, özellikle "geniş dinleme" sorununu ele almada çok daha ileri gitmek için ÜTM'lerin dil yetilerinden yararlanarak, şimdiye dek hayal edilmesi zor bir nitelik ve ölçekte müzakereyi güçlendiren bir geleceğe işaret etmeye başlıyor. İnternet, olası ortak eylem uzayını al/sat piyasa işlemleri gibi biçimlere indirgeyerek ve bilgi iletiminde benzer bir indirgemeden, yani beş yıldızlı derecelendirme sistemlerinden yararlanarak uç bir ölçekte işbirliğine olanak tanır. Bilgiyi iletme ve sindirme yetimizdeki etkili bir artış, zor ve incelikli toplumsal konularda müzakere etme yetimizde buna karşılık gelen bir artışla sonuçlanabilir.
Etkin biçimde geliştirilen en bariz yönlerden biri, Polis ve Topluluk Notları gibi sistemlerin modern graf kuramı ve ÜTM'lerle nasıl genişletilebileceğidir. Örneğin AI Objectives Institute'ün "Talk to the City" projesi, bir grubun görüşlerini niteleyen bir ifadeler listesinin yerine, konuşup bakış açısını sezebileceğiniz etkileşimli bir ajan koymak için ÜTM'lerin nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Yakında daha da ileri gitmek mümkün olmalı; ÜTM'ler katılımcıların sınırlı kısa ifadelerin ve basit olumlu-olumsuz oyların ötesine geçmesine olanak tanıyacak. Bunun yerine konuşmaya tepki olarak kendilerini tam olarak ifade edebilecekler. Bu arada modeller bu konuşmayı yoğunlaştırarak sonra katılabilecek başkaları için okunabilir kılacak. Modeller ayrıca, yalnızca ortak oylara değil, ifade edilen konumların doğal dille anlaşılmasına ve bunlara yanıta dayanan kaba uzlaşı alanlarını aramaya da yardımcı olabilir.
Bu tür son teknoloji yaklaşımlar yalnızca siyasa müzakerelerinde ve topluluk diyaloglarında değil, seçim süreçlerinde de belirmeye başlıyor. 2024 Tokyo valilik seçiminde aday Takahiro Anno, manifestosunu yayımlamak için Google Slaytlar ve GitHub'dan yararlandı[21], X (eski adıyla Twitter), Google Formlar, yapay zekânın karşıladığı gelen aramalar ve GitHub aracılığıyla seçmen geri bildirimi istedi, bakış açılarını Talk to the City ile görselleştirdi[22] ve GitHub tartışmaları yoluyla siyasa iyileştirmelerine girişti[23]. Dahası, YouTube'da gece gündüz soruları yanıtlayan bir yapay zekâ sanal avatarı (AI-Anno[24]) konuşlandırarak etkileşimli bir "geniş dinleme" biçimi sergiledi. Görece tanınmayan bir aday olmasına karşın Anno 150.000'den fazla oy topladı; bu, Talk to the City'nin örneklediği teknolojik potansiyelin ve vTaiwan ile Polis gibi platformların katılımcı, müzakereci niteliklerinin seçim alanına anlamlı biçimde uzanabileceğini düşündürüyor[25].
Yakın tarihli büyük ölçekli bir çalışma, bu tür araçların çevrimiçi demokratik tartışmaları geliştirmedeki olumlu etkisini vurguluyor. Bu deneyde bir ÜTM, konuşmadaki her katılımcıya siyasal söylemin niteliğini iyileştirmeyi amaçlayan gerçek zamanlı, kanıta dayalı öneriler sunmak için kullanıldı.[26] Sonuçlar konuşmaların genel niteliğinde gözle görülür bir iyileşme gösterdi; daha demokratik, karşılıklı bir fikir alışverişini besledi.
Köprüleme sistemlerine ilişkin tartışmaların çoğu uzlaşı inşasına odaklanırken, bir başka güçlü rol de çeşitliliğin ve üretken çatışmanın yenilenmesini desteklemektir. Bir yandan, farklı görüş gruplarını tarihsel varsayımların ya da kimliklerin belirlenimci bir fonksiyonu olmayan biçimlerde tanımlamaya yardım ederler; bu da bu grupların birbirini bulup bakış açıları çevresinde örgütlenmesine potansiyel olarak olanak tanır. Öte yandan, çeşitli desteği olan konumları uzlaşıyı temsil eder olarak yüzeye çıkararak, mevcut bölünmeleri pekiştirmeyen yeni bir çatışmada birleşebilecek çeşitli bir muhalefet de yaratırlar; bu da o bakış açısı çevresinde örgütlenmeye potansiyel olarak olanak tanır. Kısacası kolektif yanıt sistemleri, çatışmayı üretken biçimde yönetmeye yardım etmek kadar onu dinamik olarak haritalamada ve evriltmede de önemli bir rol oynayabilir.
Benzer bir ruhla, sosyal medya dinamiklerini daha bütünsel biçimde yeniden biçimlendirmek için Topluluk Notları'nın tasarımının ögelerinden yararlanıp bunları ilerletmek hayal edilebilir. Sistem şu anda platform genelindeki bütün görüşleri tek bir yelpazeye dizerken, platform içinde bir topluluklar yelpazesini haritalamak ve köprüleme temelli yaklaşımından yalnızca notları öncelemek için değil, en baştan içeriği dikkat için öncelemek üzere yararlanmak hayal edilebilir. Dahası, köprüleme yalnızca platformun geneline değil, pek çok farklı ölçekte ve çeşitli kesişen gruplara uygulanabilir. Aşağıda Medya bölümümüzde vurguladığımız gibi, bir akıştaki farklı içeriğin köprüleyici olarak ve üyesi olunan bir dizi topluluk (dinî bir topluluk, fiziksel olarak yerel bir topluluk, siyasal bir topluluk) arasında paylaşılıyor olarak öne çıkarıldığı, bir dizi toplumsal bağlılıkta bağlamı, ortak bilgiyi ve eylemi pekiştiren bir gelecek hayal edilebilir.
Toplumsal yaşamın bu tür dinamik temsilleri, yüz yüze ya da zengin sürükleyici paylaşılan gerçekliklerde olduğu gibi daha derin müzakere için temsile ve katılımcı seçimine yaklaşımımızı da çarpıcı biçimde iyileştirebilir. İlgili toplumsal farklılıkların daha zengin bir muhasebesiyle, temsil edilmesi gereken gruplar olarak coğrafyanın ya da basit demografik özelliklerin ve becerilerin ötesine geçmek mümkün olabilir. Bunun yerine, kimliğin tam kesişimsel zenginliğini kapsama ve temsili değerlendirmenin temeli olarak giderek daha çok kullanmak mümkün olabilir. Bu biçimde tanımlanan seçmen grupları seçimlere katılabilir ya da kura ile seçim yerine, örneğin bilinen toplumsal bağlantılara ve bağlılıklara dayanarak temsilden en dışlanmış katılımcıların ne kadar dışlandığını enküçükleyen bir katılımcılar toplamı seçerek, bir müzakere için azami çeşitliliğe sahip komiteleri seçecek protokoller tasarlanabilir. Böyle bir yaklaşım, özellikle aşağıda oylama bölümünde tartıştığımız akışkan demokrasi yaklaşımlarının bazılarıyla birleştirilirse, kura ile seçimin, yönetimin ve seçimin yararlarının pek çoğuna aynı anda ulaşabilir.
Bazı durumlarda temsil fikrini daha da köktenci biçimde yeniden hayal etmek bile mümkün olabilir. ÜTM'ler bireylerin fikirlerini ve üsluplarını giderek daha doğru taklit edecek biçimde "ince ayarlanabilir".[27] Bir insan topluluğunun metni üzerinde (Talk to the City'de olduğu gibi) bir model eğitmek ve böylece tek bir kişinin bakış açısını temsil etmek yerine, belki o grubu temsil etmesi amaçlanan bir kişinin takdirine yardımcı, tamamlayıcı ya da denetleyici olarak, epey doğrudan bir kolektif temsilci olarak işlemesi hayal edilebilir. Bu kavramın çarpıcı bir gerçek dünya uygulaması, Danimarka'nın Sentetik Parti'sidir (Det Syntetiske Parti). 2022'de kurulan parti, resmî olarak dünyanın yapay zekâ güdümlü ilk siyasal partisidir[28]; üretken metinden metne modelleri salt popülist değil gerçekten demokratik kılmayı amaçlar. Bu sentetik parti, temsil edilmeyen seçmenlerin çeşitli ve parçalı görüşlerini yansıtmak için çoğu zaman çelişkili geniş bir siyasalar yelpazesini kapsar. Asker Bryld Staunæs ile Benjamin Asger Krog Møller'in "Computer Lars" sanatçı grubu ile teknoloji merkezi MindFuture arasındaki bir işbirliği olan Sentetik Parti, bu girişimi Danimarka'nın seçmen katılımı istatistiklerini inceleyerek kavramsallaştırdı. Kalıcı bir yüzde 15-20 çekimserlik oranı saptadılar ve bunu, seçimde sandalye kazanamayan 200'den fazla mikro partinin varlığıyla ilişkilendirdiler.[29] ÜTM'lerini bu mikro partilerin verileri üzerinde ince ayarlayarak Sentetik Parti, çekimserlik oranlarını ve haklarından yoksun bırakılmış varlığı algoritmik olarak bütünleştirir; varsayımsal olarak seçmen nüfusunun yüzde 20'sini, yani 179 sandalyeli parlamentoda yaklaşık 20-36 sandalyeyi yakalamayı amaçlar. Veri güdümlü temsile bu yaratıcı yaklaşım, temsilî sandalyelerini seçmen kopukluğuna dayanarak olasılıksal biçimde belirleyerek demokratik kapsama ve dışlama süreçlerine neredeyse yabancı bir bakış açısı getirir ve böylece çekimser seçmen gruplarının söylemine bir kanal sağlar.
En cesur biçimde, bu fikir ilkece, aşağıda Çevre bölümümüzde daha ayrıntılı incelediğimiz gibi yaşayan insanların ötesine uzanabilir. Filozof Bruno Latour klasik yapıtı We Have Never Been Modern'da doğal ögelerin (nehirler ve ormanlar gibi) bir "şeyler parlamentosu"nda temsili hak ettiğini savundu.[30] Zorluk elbette nasıl konuşabilecekleridir. ÜTM'ler, bu sistemlerin durumuna ilişkin bilimsel ölçümleri, Dr. Seuss'un kendi adına konuşamayan ağaçlar ve hayvanlar adına konuşan efsanevi yaratığı bir tür "Lorax"a çevirmenin yollarını sunabilir.[31] Kim Stanley Robinson'ın Ministry for the Future'ında olduğu gibi henüz doğmamış gelecek kuşaklar için de benzer bir şey olabilir.[32] İyi ya da kötü, bu tür ÜTM temelli temsilciler müzakereleri çoğu insanın izleyebileceğinden daha hızlı yürütebilir ve ardından insan katılımcılara özetler iletebilir; böylece tek tek insanları içeren ve aynı zamanda doğal dil alışverişinin başka üsluplarına, hızlarına ve ölçeklerine de olanak tanıyan müzakerelere izin verebilir.
Genişletilmiş müzakerenin sınırları
Doğal dilin insan etkileşimindeki merkezîliği, onun ağır sınırlılıklarını unutmayı çekici kılar. Sözcükler sayılardan daha zengin simgeler olabilir, ama insanın duyusal deneyiminin zenginliğiyle, propriosepsiyondan söz etmeye bile gerek yok, karşılaştırıldığında toz gibidirler. "Sözcüklerin yakalayamadığı" şeyler yakalayabildiklerinden çok daha fazladır. Ne kadar duygusal hakikat taşırsa taşısın, sözcük yalnızca bilgidir; bu yüzden ortak eylemde ve deneyimde sözlü alışveriştekinden çok daha derin bir dikkat oluşturmamız kuramsal olarak mantıklıdır. Böylece müzakere ne kadar ilerlerse ilerlesin, zaten tartıştığımız daha zengin işbirliği biçimlerinin yerini alamaz.
Karşı taraftan bakıldığında, betimlediğimiz gelişmiş sürümlerde bile konuşmak zaman alır. Pek çok karar müzakerenin seyrini tamamlamasını bekleyemez; özellikle büyük toplumsal mesafelerin köprülenmesi gerektiğinde, ki bu genellikle süreci yavaşlatır. Aşağıda tartıştığımız diğer işbirliği yaklaşımları, pek çok durumda tipik olan zamanında karar ihtiyacını ele alacak.
Tartışmanın yavaş temposunun aşılabileceği yolların pek çoğu (örneğin kısmen "in silico" müzakere yürütmek için büyük dil modellerini kullanmak), konuşmanın bir başka önemli sınırlılığını gösterir: diğer yöntemler çoğu zaman daha kolay şeffaf ve dolayısıyla geniş biçimde meşru kılınabilir. Konuşmaların girdi alıp çıktı üretme biçimini, ister insanlar arasında ister makinelerde gerçekleşsin, tam olarak betimlemek zordur. Nitekim bir makineye doğal dil girmek ve bir makine diktesi üretmek, oylamanın yalnızca daha gelişmiş, doğrusal olmayan bir biçimi sayılabilir. Ama sonraki iki bölümde tartışacağımız yönetim ve oylama kurallarının tersine, bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğine dair ortak anlayışa ve meşruiyete ulaşmak ve böylece bunu, oylamanın ve piyasaların çoğu zaman olduğu gibi ortak eylemin temeli kılmak çok zor olabilir. Bu yüzden müzakerelerin gerçekleşme ve gözlemlenme biçimi üzerinde o diğer sistemlerden doğan denetimler, daha uzun süre önemli olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Dahası, demokratik süreçte müzakere, insanların daha yetkin ÜTM'leri pratikte denetleyebilme yetisiyle de sınırlıdır. ÜTM'lerin talimatlara, bazı bakış açılarını sansürlemelerine yol açabilecek biçimde körü körüne uyduğu da gösterilmiştir.[33] Gerçekten ⿻ olmak için modellerin, çeşitli bakış açılarına uyum sağlayıp onları yansıtmalarını olanaklı kılan ve belirli nüfusların inceliklerine doğru biçimde ayarlanmalarını güvence altına alan, makul yanıtlardan oluşan çeşitli bir yelpaze sunması gerekir.
Son olarak müzakere bazen bölünmeleri aşmaya ve gerçek bir "ortak irade"ye ulaşmaya yardım eden bir şey olarak idealleştirilir. Ne var ki örtüşen ve kaba uzlaşı noktalarına ulaşmak ortak eylem için kritik olsa da, dinamizmi beslemek ve gelecekteki müzakerelere üretken girdiler sağlamak için çeşitliliğin ve üretken çatışmanın yenilenmesi de öyledir. Bu yüzden müzakereler ve bunların diğer işbirliği kipleriyle dengesi, yukarıda gösterdiğimiz gibi, çatışmanın çözülmesine ve patlayıcı çatışmanın hafifletilmesine olduğu kadar üretken çatışmanın bu uyarılmasına da her zaman dikkat etmelidir.
Cass Sunstein, republic.com (Princeton, NJ: Princeton University Press, 2001) and #republic: Divided Democracy in the Age of Social Media (Princeton, NJ: Princeton University Press, 2018). ↩︎
Vitalik Buterin, "What do I think about Community Notes?" August 16, 2023 at https://vitalik.eth.limo/general/2023/08/16/communitynotes.html. ↩︎
Stefan Wojcik, Sophie Hilgard, Nick Judd, Delia Mocanu, Stephen Ragain, M.B. Fallin Hunzaker, Keith Coleman and Jay Baxter, "Birdwatch: Crowd Wisdom and Bridging Algorithms can Inform Understanding and Reduce the Spread of Misinformation", October 27, 2022 at https://arxiv.org/abs/2210.15723. ↩︎
Junsol Kim, Zhao Wang, Haohan Shi, Hsin-Keng Ling, and James Evans, "Individual misinformation tagging reinforces echo chambers; Collective tagging does not," arXiv preprint arXiv:2311.11282 (2023), https://arxiv.org/abs/2311.11282. ↩︎
"The World Cafe", The World Café Community Foundation, last modified 2024, (https://theworldcafe.com/) ↩︎
"Open Space", Open Space World, last modified 2024, https://openspaceworld.org/wp2/ ↩︎
Sinan Aral, and Marshall Van Alstyne, "The diversity-bandwidth trade-off," American journal of sociology 117, no. 1 (2011): 90-171. ↩︎
Bildiğimiz kadarıyla bu "geniş dinleme" kavramı Andrew Trask'tan kaynaklanıyor. Ne var ki ona ait yazılı bir referansımız yok ve bu yüzden burada kendisine hakkının teslim edildiğinden emin olmak istiyoruz. ↩︎
Herbert Simon, “Designing Organizations for an Information-Rich World,” In Computers, Communications, and the Public Interest, edited by Martin Greenberger, 38–72. Baltimore: The Johns Hopkins Press, 1971. https://gwern.net/doc/design/1971-simon.pdf. ↩︎
Co-Intelligence sitesinde bir Yurttaş Müzakere Konseyi (CDC) makalesi https://www.co-intelligence.org/P-CDCs.html ↩︎
Tom Atlee, Empowering Public Wisdom (2012, Berkeley, California, Evolver Editions, 2012) ↩︎
Ulusal Diyalog ve Müzakere Koalisyonu (NCDD), diyalog ve müzakere uygulayıcıları için ABD merkezli bir ağ ve kaynak merkezidir; bir kaynak merkezi, yöntem sözlükleri ve topluluk etkinlikleri sunar; ayrıca bkz. Katılım Akışları Çerçevesi. ↩︎
Liberating Structures (2024), insanların özgürleştirici biçimlerde birlikte çalışması için 33 yöntem içerir. Participedia, yöntemleri ve vaka çalışmalarını belgeleyen bir kamu katılımı ve demokratik yenilikler platformudur. İyi ve etkili süreçlerin altında yatan örüntülerin özüne inmek için iki topluluk örüntü dilleri geliştirdi: 1) Group Works: Toplantılar ve Diğer Buluşmalar İçin Bir Örüntü Dili (2022) ve 2) Wise Democracy Pattern Language. ↩︎
Jo Freeman, “The Tyranny of Structurelessness.” WSQ: Women’s Studies Quarterly 41, no. 3-4 (2013): 231–46. https://doi.org/10.1353/wsq.2013.0072. ↩︎
Christopher T. Small, Michael Bjorkegren, Lynette Shaw and Colin Megill, "Polis: Scaling Deliberation by Mapping High Dimensional Opinion Spaces" Recerca: Revista de Pensament i Analàlisi 26, no. 2 (2021): 1-26. ↩︎
Matthew J. Salganik and Karen E. C. Levy, "Wiki Surveys: Open and Quantifiable Social Data Collection" PLOS One 10, no. 5: e0123483 at https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0123483. Aviv Ovadya and Luke Thorburn, "Bridging Systems: Open Problems for Countering Destructive Divisiveness across Ranking, Recommenders, and Governance" (2023) at https://arxiv.org/abs/2301.09976. Aviv Ovadya, "'Generative CI' Through Collective Response Systems" (2023) at https://arxiv.org/pdf/2302.00672.pdf. ↩︎
Yu-Tang Hsiao, Shu-Yang Lin, Audrey Tang, Darshana Narayanan and Claudina Sarahe, "vTaiwan: An Empirical Study of Open Consultation Process in Taiwan" (2018) at https://osf.io/preprints/socarxiv/xyhft. ↩︎
Anthropic, "Collective Constitutional AI: Aligning a Language Model with Public Input" October 17, 2023 at https://www.anthropic.com/news/collective-constitutional-ai-aligning-a-language-model-with-public-input. ↩︎
Tyna Eloundou and Teddy Lee, "Democratic Inputs to AI Grant Program: Lessons Learned and Implementation Plans", OpenAI Blog, January 16, 2024 at https://openai.com/blog/democratic-inputs-to-ai-grant-program-update ↩︎
Meghna Irons, “Some Bostonians Feel Largely Unheard, With MIT’s ‘Real Talk’ Portal Now Public, Here’s a Chance to Really Listen,” The Boston Globe, October 21, 2021, https://www.bostonglobe.com/2021/10/25/metro/some-bostonians-feel-largely-unheard-with-mits-real-talk-portal-now-public-heres-chance-really-listen/. ↩︎
21 Haziran'dan 6 Temmuz'a dek 15 günde 232 konu açıldı, 104 değişiklik önerisi sunuldu ve 85'i kabul edildi. ↩︎
16 günlük bir dönemde AI-Anno yaklaşık 7.400 soruyu yanıtladı. Bu, gönderilen soruların yüzde 77'sini temsil ediyor ve bir konuşmacı ile çok sayıda izleyicinin bulunduğu konferans biçiminde tek bir insan yanıtlayıcının kapasitesini önemli ölçüde aşıyor. ↩︎
150.000 oy yüzde 2,3'e karşılık geliyordu; bu, geçmiş 22 Tokyo valilik seçiminde 30'lu yaşlarındaki bir adayın tarihte aldığı en yüksek oy sayısıydı. Anno beşinci sırada bitirdi. Bu tanınırlık kazanımının ardından, 15 Ekim'de Temsilciler Meclisi için özel bir seçim programı, görevdeki siyasetçileri yurttaşların kaygılarıyla yüzleştirmek için Talk to the City'yi kullandı. 22 Kasım'dan başlayarak Tokyo'nun 2050'ye yönelik uzun vadeli planı için kamu görüşü toplama projesinde Talk to the City'yi kullanıyor. 13 Aralık itibarıyla 10.000'den fazla görüş toplandı; bu, kamuoyu görüşü çağrılarına tipik yanıtı çok aşıyor. ↩︎
Lisa Argyle, Christopher Bail, Ethan Busby, Joshua Gubler, Thomas Howe, Christopher Rytting, Taylor Sorensen, and David Wingate, "Leveraging AI for democratic discourse: Chat interventions can improve online political conversations at scale." Proceedings of the National Academy of Sciences 120, no. 41 (2023): e2311627120. ↩︎
Junsol Kim, and Byungkyu Lee, "Ai-augmented surveys: Leveraging large language models for opinion prediction in nationally representative surveys," arXiv (New York: Cornell University, November 26, 2023): https://arxiv.org/pdf/2305.09620.pdf. ↩︎
Chloe Xiang, This Danish Political Party is Led By an AI, Vice: Motherboard, 2022 ↩︎
The Synthetic Party (Denmark), Wikipedia ↩︎
Bruno Latour, We Have Never Been Modern (Cambridge, MA: Cambridge University Press, 1993). ↩︎
Dr. Seuss, The Lorax (New York: Random House, 1971) ↩︎
Kim Stanley Robinson, Ministry for the Future (London: Orbit Books, 2020). ↩︎
David Glukhov, Ilia Shumailov, Yarin Gal, Nicolas Papernot, and Vardan Papyan, “LLM Censorship: A Machine Learning Challenge or a Computer Security Problem?” arXiv (New York: Cornell University, July 20, 2023): https://arxiv.org/pdf/2307.10719.pdf. ↩︎