Sosyal Piyasalar

Bölümü dinle

Yukarıda belirttiğimiz gibi, açık kaynak yazılım (AKY) dünyanın en dinamik ⿻ ekosistemlerinden biridir. Ne var ki yazılım ücretsiz sunulduğundan, uzun süredir güvenilir finansman kaynakları bulmakta zorlanıyor. Aynı zamanda pek çok kamusal ve hayırsever fon sağlayıcı ekosistemde değer görüyor, ama ekosistemin örneğin geleneksel akademik araştırmaya kıyasla türdeş olmayışı nedeniyle hangi projeleri destekleyeceğini kestirmekte zorlanıyor.

Bu zorluğu aşmaya yönelik son girişimler eşleştirme fonlarına ve topluluk bağışlarına odaklandı; burada bir sponsor bir proje sınıfını destekler, ama bu fon havuzu projelerdeki katılımcıların küçük bağışlarıyla yönlendirilir. Geleneksel olarak bu tür sistemler (GitHub Sponsors gibi), bağışları eşleştirme fonlarının çoğunu ele geçirebilen zengin katılımcılarca (şirketler gibi) manipüle edilebiliyordu.

Bunu aşmak için GitCoin Grants gibi bir dizi yeni eşleştirme platformu, sponsorları (küçük bağışçılar ve hibeler), yalnızca alınan toplam finansmanı değil, kaynağının bireysel katkı sunanlar ve bağlantılı toplumsal gruplar arasındaki çeşitliliğini de hesaba katan bir "çoğul fonlama" formülüyle birbirine bağlıyor. Bu platformlar AKY için önemli finansman kaynakları hâline geldi; toplamda yüz milyon dolardan fazla finansman yönlendirdiler. Bu özellikle Web3 ile ilgili projeler, Tayvan ve bu kitabın desteklenmesi için önemli oldu. Ayrıca giderek AKY dışındaki alanlara da (örneğin çevre, yerel iş geliştirme) uygulanıyorlar.

İki kaydırmalı ölçek çizimi. Soldaki 0 dolardan 1000 dolara düz kayıyor ve şu anda 10 dolara ayarlı. Sağdaki, buna karşılık gelen karesel bir kaydırıcı; 10 doların 74 dolarla eşleşeceğini ve soldaki 1000 dolara kadar kaydırılsa eşleşmenin 5000 dolar olacağını gösteriyor. Birlikte, karesel eşleştirme sayesinde daha küçük bağışların dolar başına daha yüksek eşleşme aldığını gösteriyorlar.

Şekil 5-7-A. Gitcoin'deki katkılar, Karesel Fonlama ile çalışan bir eşleştirme havuzuyla eşleştirilir. Karesel Fonlama ⿻ bir fonlama formülüdür; çünkü toplumsal mesafe boyunca pek çok küçük katkıyı yükseltir. Kaynak: GitCoin Ekibi katkısı.



Çoğulluk kitabının Gitcoin'deki proje sayfasının ekran görüntüsü. Projenin ayrıntılarını ve açıklamasını, iletişim bilgilerini, oluşturulma tarihini, kaç turun sona erdiğini, katkı sunan sayısını ve bugüne dek alınan miktarı gösteriyor.

Şekil 5-7-B. ⿻ kitabının Gitcoin'deki proje sayfası. 2 Şubat 2024 itibarıyla ⿻ kitabı 87 katkı sunandan 332,84 dolar finansman almıştı. Kaynak: Uygulamadan doğrudan ekran görüntüsü, adil kullanım kapsamında.




Hiçbir kurum, küresel kapitalizmin kurumları kadar çok insanı bu kadar geniş bir toplumsal çeşitlilik boyunca işbirliğine dayalı alışverişte birbirine bağlamaz. Uluslararası yönetişimin sınırlı yetki alanı ve gücü, oylama ve müzakere yoluyla ulus ötesi kamusal mallar sağlama yetisine ağır sınırlar getirir; ama kadir-i mutlak dolar (ve yuan) gezegenin çoğu köşesinde saygı görür. Sermaye akışları ve yatırıldıkları teknoloji, dünya genelinde yaşamları biçimlendirir. Uluslararası ticaret ve diğer ticari anlaşmalar, en güçlü ve neredeyse evrensel olarak saygı gören anlaşmalar arasındadır. Özel mülkiyet, gezegen genelinde "hukukun üstünlüğü"nün başka herhangi bir özelliğinden çok daha tutarlı bir örüntü hâline gelmiştir.[1] Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu yana ulusal sınırlar neredeyse hiç kımıldamamış ve pek az yeni ulus doğmuşken, Amazon, Google ve Meta gibi şirketler tartışmasız biçimde gezegen genelinde bir avuç ulus devlet dışında hepsini aşan bir öneme büyüdü.

Aynı zamanda, üzerlerine kurulmuş bütün ayrıntılı finansal ve şirket yapılarına karşın piyasalar, insan işbirliği için bir örüntü olarak belki de düşünülebilecek en basitleştirici yapıdır. Göreceğimiz gibi daha geniş biçimde uygulanabilseler de, arzu edilirliklerine ilişkin sav, her biri benzer konumdaki ve dolayısıyla eşit ölçüde güçsüz bir alıcılar ve satıcılar denizini temsil eden bir alıcı-satıcı çifti arasındaki iki taraflı işlemler vizyonuna dayanır; hepsi, etkileri işlem yapmayan taraflar üzerinde herhangi bir "dışsallık"tan kaçınan önceden belirlenmiş bir özel mülkiyet hakları kümesiyle sınırlanmış bir işleme girişir. Beliren, şaşırtıcı, grup düzeyinde etkiler, süpermodülerlik ve paylaşılan mallar, türdeş olmayış ya da bilgi çeşitliliği kavrayışlarının hepsi, piyasaların doğal, ideal işleyişini engelleyen "kusurlar" ya da "sürtünmeler" olarak paranteze alınır.

Sosyal bilimci Albert Hirschman'ın belgelediği gibi, bu tartışma kapitalizmin yükselişinden çok önce kapitalizm üzerindeki çatışmanın çekirdeğindeydi.[2] Bir yandan piyasalar neredeyse benzersiz biçimde evrensel olarak "uygarlaştırıcı", toplumsal gruplar arası çatışma potansiyelini hafifletici ve "dinamik", girişimciliğin (toplumsal) yeniliği besleyen ve destekleyen yeni büyük ölçekli toplumsal örgütlenme biçimleri yaratmasına olanak tanıyan bir şey olarak görülmüştür.[3] Öte yandan piyasalar, ölçekli toplumsal etkileşimin diğer biçimlerinin serpilmesini desteklemekte zayıftır. Betimlediğimiz diğer işbirliği teknolojilerinin pek çoğunu aşındırırlar. Bazı yeni biçimlerin yaratılmasına olanak tanırken, bunları sömürücü, toplumsal olarak sorumsuz ve çoğu zaman pervasız tekellere dönüştürme eğilimindedirler. Bu bölümde bu paradoksu ve yukarıda betimlediğimiz gibi köktenci yeni piyasa biçimlerinin bu kapsayıcı ve dinamik karakteri korurken ve genişletirken çok daha çeşitli bir zengin insan işbirliği yelpazesini nasıl besleyebileceğini inceleyeceğiz.

Bugün kapitalizm

Kapitalizm tipik olarak, üretim araçlarında özel mülkiyete, gönüllü piyasa temelli değişime ve bu çıkış noktasından kâr güdüsünün özgür ve güçlü işleyişine dayanan bir sistem olarak anlaşılır. Bugünkü küresel kapitalizm (bazen "neoliberalizm" denir) birbirine kenetlenen birkaç sektör ve özellik içerir; bunlar arasında:

  1. Serbest ticaret: Dünya Ticaret Örgütü gibi örgütlerin gözetimindeki kapsamlı serbest ticaret anlaşmaları, geniş bir mal yelpazesinin gezegenin büyük bölümünü kapsayan yetki alanları arasında çoğunlukla engelsiz akmasını güvence altına alır.
  2. Özel mülkiyet: Çoğu gayrimenkul ve fikrî varlık, birleşik kullanma, elden çıkarma ve kâr etme hakları veren özel mülkiyet olarak tutulur. Bu haklar uluslararası toprak ve fikrî mülkiyet antlaşmalarıyla korunur.
  3. Şirketler: Piyasa dışı yönetişim kullanan büyük ölçekli işbirliklerinin çoğu, ya ulus devletler ya da kâr için işletilen, hissedarlara ait ve tek-hisse-tek-oy ilkesiyle yönetilen ulus ötesi şirketler tarafından üstlenilir.
  4. İşgücü piyasaları: Emek, bazı önemli nitelendirmelerle, "kendine sahiplik" fikrine ve ücret sistemine dayanır. İnsanlar genellikle çalışmak için yetki alanı sınırları arasında hareket etmekte özgür değildir.
  5. Finansal piyasalar: Şirket hisseleri, krediler ve diğer finansal araçlar, geleceğe ilişkin öngörülere dayanarak projelere ve fiziksel yatırımlara sermaye tahsis eden gelişmiş finansal piyasalarda alınıp satılır.
  6. Girişimler ve start-up'lar: Yeni şirketler ve dolayısıyla büyük ölçekli uluslararası işbirliğinin çoğu yeni biçimi, "start-up"ların yeni bir iş kurmak için ihtiyaç duydukları finansman karşılığında potansiyel gelecek kazançlarından ya da yeniden satış değerinden hisseleri kamu piyasalarına sattığı bir "risk sermayesi" sistemi aracılığıyla var olur.

Bu yapı üzerine, bazıları yakın dostlarımızca yazılmış pek çok ders kitabı yazılmıştır.[4] Bunun insanların şimdiye dek tasarladığı en güçlü işbirliği kiplerinden biri olduğundan ve son iki yüzyılda dünya genelinde maddi koşullardaki görülmemiş ilerlemenin merkezinde yer aldığından kuşku duymak zor. Dahası, iktisadın en ünlü kuramsal sonuçları, belirli koşullar altında piyasaların bencil bireyleri "görünmez bir el" ile ortak iyiye hizmet etmeye götürdüğünü öne süren "[temel refah teoremleri]"dir(https://en.wikipedia.org/wiki/Fundamental_theorems_of_welfare_economics).[5] Ne var ki bu sonucun koşulları ve kapsamı epey sınırlıdır; kapitalizmin bu kadar çok tanıdık sorunu olmasının nedeni budur.

Artan getirilerin kârlı ve verimli bir piyasayla bağdaşmazlığının çizimi. Soldaki grafik pozitif kârla azalan getirileri, sağdaki grafik negatif kârla artan getirileri gösteriyor.

Şekil 5-7-C. Marjinal getirilerin ödenmesi, çalışanlara ve diğer faktör sağlayıcılara, çıktının girdilerin fonksiyonu olarak grafiğine çizilen teğetin 0 girdiye dek geri izlenmesiyle türetilen bir miktar ödemeyi gerektirir. Başlangıç noktasına olan boşluk kârı gösterir; bu, azalan getirilerde pozitif, artan getirilerde ise negatiftir (yani zarar).



  1. Artan getiriler ve kamusal mallar: Modern iktisadı başlatan "marjinal devrim"in kurucu babalarının vurguladığı belki de en kısıtlayıcı koşul, işbirliğini tanımlamak için kullandığımız süpermodülerliğin tersi olan "azalan getiriler"dir. Bu, üretimin "azalan marjinal getirilere" sahip olmasını ya da daha genel ve daha az resmî biçimde, "bütünün parçaların toplamından küçük olmasını" gerektirir. Ancak o zaman kârlı üretim, örneğin çalışanlara üretime marjinal katkılarını ödeme ilkesiyle tutarlı olabilir; artan getiriler olduğunda herkese marjinal ürününü ödemek, Şekil C'de gösterildiği gibi zarar verir. Çok sayıda insana az ek maliyetle yarar sağlayan ve insanların kullanmasını engellemenin zor olduğu kamusal mallar uç bir örnektir ve iktisatçılar uzun süredir piyasaların bunları çarpıcı biçimde eksik sağladığını savunmuştur. Ama artan getirilerin/süpermodülerliğin daha az uç örnekleri bile kapitalizm tarafından ciddi biçimde eksik sağlanır. Bu malların büyüme ve kalkınma için ne kadar temel olduğunu gösterdikleri için, diğerlerinin yanı sıra Paul Romer ve Paul Krugman'a Nobel Ödülleri verildi.[6] Kısacası, küresel kapitalizmin belki de en büyük paradoksu, aynı anda hem en büyük ölçekli işbirliği örneği olması hem de tam da müjdelediği teknolojik işbirliği biçimlerini desteklemekte zorlanmasıdır.
  2. Piyasa gücü: Paylaşılan mallardan dışlamanın engellerle ya da şiddetle dayatılabildiği bazı durumlarda, böyle bir işbirliğinin finansmanı erişim için ücret alınarak kısmen hafifletilebilir. Ama bu, gücü yoğunlaştıran ve işbirliğini ölçeklendirmenin yarattığı değeri azaltan tekelci bir denetim yaratma ve desteklemeyi amaçladığı işbirliğinin ta kendisini baltalama eğilimindedir.
  3. Dışsallıklar: John Dewey'nin 1927 tarihli klasiği The Public and its Problems'ın çekirdeğinde, yeniliğin iyi ve kötü yeni karşılıklı bağımlılık biçimleri yaratma dehasının tanınması vardır.[7] On dokuzuncu yüzyılın motorları insan yaşamını dönüştürdü, ama çevreyi de beklenmedik biçimlerde başkalaştırdığı ortaya çıktı. Radyo, uçuş, kimyasallar… hepsi nasıl işbirliği yapabileceğimizi yeniden tasarladı, ama önceki "mülkiyet hakları" sistemlerinin ve kuralların genellikle hesaba katmadığı riskler ve zararlar da yarattı. Bu "dışsallıkların" kurbanları (ya da bazı durumlarda yararlanıcıları), yapı gereği piyasa işlemlerinin doğrudan tarafı değildir. Böylece, tam da piyasalarda geliştirilen yeni işbirliği araçlarının devrimci olduğu ölçüde, piyasalar ve doğurdukları şirketler yeniliklerinden etkilenenleri doğrudan dâhil etmeyecek; bu da ya yararlarının tam olarak kullanılmasını ya da risklerinin hafifletilmesini engelleyecektir.
  4. Dağılım: Kuramsal olarak piyasalar dağılıma basitçe kayıtsızdır ve istenen dağıtımsal hedeflere ulaşmak için "başlangıç donanımları" yeniden düzenlenebilir. Ama bu ideal yeniden dağıtımı gerçekleştirmek muazzam pratik engellerle karşılaşır ve bu yüzden piyasalar, bazen sözde "verimlilik" yararlarından epey kopuk nedenlerle, çoğu zaman şok edici ölçüde eşitsiz sonuçlar üretme eğilimindedir. Bunların yarattığı doğrudan kaygılara ek olarak, önceki bölümlerde betimlenen diğer işbirliği biçimlerinde çoğu zaman varsayılan ya da yararlanılan daha büyük eşitliği baltalamaya da yardım ederler.

Bu zorlukların tanınması ve bunlara yanıt, tartışmasız biçimde dünyanın büyük bölümünde son yüz elli yılın siyasetinin başlıca akımlarıdır; bu yüzden bunları ancak çok yüzeysel biçimde gözden geçirebiliriz.

  1. Antitröst ve kamu hizmeti düzenlemesi: ABD'de on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başındaki popülist hareketin başlıca odağı, yapısal (örneğin şirket bölünmeleri ya da birleşmelerin önlenmesi) veya davranışsal (örneğin fiyat ya da ayrımcılık yapmama düzenlemesi) müdahalelerin karışımını kullanarak şirket tekellerinin gücünü dizginlemekti.[8] Bunlar tekelin bazı suistimallerini ele almaya yardım etse de, çoğu zaman bunu işbirliğinin (ölçeğin) üstünlüklerini azaltma ve/veya girişimciliğin aşmaya yardım etmesinin büyük üstünlüğü olduğu ulus devlet temelli yönetişimin katılıklarını yeniden sokma pahasına yaparlar.
  2. Sendikalar ve kooperatifler: Piyasa gücünü ele almaya yönelik alternatif bir yaklaşım, bir şirketin üzerinde güç sahibi olduğu kişilere ses vermeye çalışan şirket yönetişimi kiplerinin yaratılması oldu. Şirketlerin işgücü piyasası gücünü "dengelemek" için güçlü sendikalar kurulur ve kooperatif ya da "birlikte belirleme" yapıları aracılığıyla müşteri veya çalışan temsili şirket yönetişimine dâhil edilir.[9] Bunlar şirket gücüne yönelik en canlı ve etkili düzelticilerden bazıları olsa da, öncelikle, işgücü piyasalarının dinamizmine ve uluslararasılığına ve dijital çağda işbirliğinin çeşitliliğine ayak uydurmakta zorlanan geleneksel bir tam zamanlı istihdam modeliyle sınırlı kaldılar.
  3. Kamulaştırma/zorunlu satın alma ve arazi/servet vergileri: Daha küçük ölçekli piyasa gücünü (örneğin toprak ve belirli servet parçaları üzerinde) ele almak için pek çok yetki alanında, özel mülkiyetin kamu otoritelerinin desteğiyle, genellikle tazminatla ve yargısal denetime tabi olarak zorla geri satın alınmasına olanak tanıyan "kamulaştırma" ya da "zorunlu satın alma" hakları vardır. Bazı yetki alanları ayrıca hem eşitsizliği azaltmak hem de varlıkların onları tekelleştirebileceklerden uzağa dolaşımını artırmaya yardım etmek için toprak, servet ya da miras vergileri alır. Toplumsal hakkaniyet ve kalkınma için kritik olsalar da, bu yaklaşımlar hakkaniyetli değerlemelere ulaşmak için çoğu zaman kırılgan olan idari süreçlere büyük ölçüde dayanır.
  4. Sanayi, altyapı ve araştırma siyasası: Piyasaların kamusal malları ve daha genel olarak süpermodüler işbirliğini eksik fonlama eğilimini aşmak için pek çok hükûmet altyapıya (örneğin ulaşım, iletişim, elektrifikasyon), yeni teknolojilerin araştırılıp geliştirilmesine ve (ülke için) yeni sanayilerin ölçeğe ulaşmasına finansman sağlar. Teknik, sınai ve toplumsal ilerleme için kritik olsalar da, bu yatırımlar kapitalizmin yaptığı gibi ulusal sınırları aşmakta zorlanır ve çoğu zaman, destekledikleri alanlardaki katılımcıların sahip olduğundan çok daha az bilgiye sahip bürokrasilerce yönetilir.
  5. Açık kaynak, hayırseverlik ve üçüncü sektör: Benzer hedeflere daha esnek bir yaklaşım, gönüllü, kâr amacı gütmeyen bir temelde ölçeklenebilir işbirliği kuran hayırseverlik ve gönüllü çaba (AKY topluluğu gibi) dâhil "üçüncü" ya da "sosyal" sektör çabalarıdır. Bugün ölçekli işbirliğinin en dinamik biçimleri arasında olsalar da, bu çabalar en güçlü piyasa ve hükûmet kurumlarından mali destek görmedikleri için çoğu zaman ölçeklenmekte ve kendilerini sürdürmekte zorlanır.
  6. İmar ve düzenleme: Piyasaların dış zararları ve yararları hesaba katmama riski genellikle, daha geniş düzeylerde "düzenleme", daha yerel düzeylerde "imar kısıtlamaları" denen hükûmet dayatmalı piyasa etkinliği kısıtlamalarıyla ele alınır. Ara sıra, özellikle çevre meselelerinde, iktisatçıların yeğlediği "Pigoucu" vergiler ya da alınıp satılabilir izinler çözümü kullanılır. Bu kısıtlamalar dışsallıkları ele almanın merkezî ve dolayısıyla vazgeçilmez yolu olsa da, yukarıda tartıştığımız katı, ulus devlet (ya da karşılık gelen yerel gerekçe) temelli karar almanın bütün sınırlarıyla kuşatılmıştır ve iktisadi payları göz önüne alındığında çoğu zaman sözde ilgili kamunun bile çıkarlarıyla kusurlu biçimde hizalanmış çıkar gruplarınca ele geçirilir/denetlenir.[10]
  7. Yeniden dağıtım: Çoğu gelişmiş kapitalist ulusun, diğer şeylerin yanı sıra, aşırı eşitsizliğe karşı bir denetim olarak bir dizi hizmetin ve mali desteğin bulunabilirliğini güvence altına alan sosyal sigorta ve kamu refahı düzenlerini fonlayan kapsamlı gelir ve ticaret vergisi sistemleri vardır. Ne var ki toprak ve servet vergilerinin vaadinin tersine, bu başlıca gelir kaynakları genellikle piyasaların işleyişini kısmen engeller, en kaçak servetlerin pek çoğunu çıkarmakta zorlanır ve eşitsizliğin diğer işbirliği biçimlerini engellemesinin yapısal yollarını ancak kusurlu biçimde düzeltir.

Bu çözümlerin sınırlılıkları o kadar geniş biçimde anlaşılmıştır ki 1970'lerden başlayarak pek çok ülkede ciddi bir tepkiye, sözde "neoliberal tepki"ye yol açtı. Ne var ki piyasaların sınırları sürüyor ve son on yılda hem bu çözümlerin her ikisinde bir canlanma hem de onları aşmaya ve yarattıkları ödünleşimlerin pek çoğundan kaçınmaya yönelik yaratıcı girişimler görüldü.

Yarın sosyal piyasalar

Yukarıda Bağlantılı Toplum bölümünde vurguladığımız gibi, piyasaların dinamizmini birleştirme, hatta artırma ve aynı zamanda sınırlarını ele alma arzusu, ⿻ için, özellikle Henry George'un ve bu kitabın yazarlarından birinin yazdığı önceki kitabın adandığı Nobel ödüllü iktisatçı William Vickrey dâhil izleyicilerinin düşüncesi için başlıca güdüydü.[11] Vickrey, bu olanakları araştıran ve geçtiğimiz on yıllarda hayata geçirilen yaratıcı olanakların pek çoğuna yol açan "mekanizma tasarımı" iktisat alt alanının öncülüğünü yaptı.

  • Kısmi ortak mülkiyet: Arazi vergilerini yönetmenin zorluklarını aşmak için, Çin Cumhuriyeti'nin kurucusu Sun Yat-Sen (Yushan'dan Bir Bakış bölümümüzde kapsamlı biçimde tartıştık) ve iktisatçı Arnold Harberger dâhil çeşitli tarihsel düşünürler, mal sahiplerinin mülklerinin değerini, bu kendi belirledikleri değerden satmak zorunda kalma cezası altında kendilerinin belirlemesini önerdi.[12] Bu, aynı anda vergilendirme için doğru değerlemeleri zorlama ve eksik kullanılan ya da tekelleştirilen varlıkların daha geniş kamulara devrini zorlama etkisi yaratır. Blokzincirler gibi dijital varlık kayıtlarında uygulatılması özellikle kolaydır ve bu yüzden son yıllarda, özellikle değiştirilemez jeton (NFT) sanat yapıtları için popülerlik kazandı; Tayvan'da toprak için de uzun yıllardır kullanılıyor.[13]
  • Karesel ve ⿻ fonlama: Bu bölümün başında betimlendiği gibi, kamusal/süpermodüler malları yöneticilerin sınırlı bilgisine aşırı dayanmadan fonlamanın doğal bir yolu, böyle bir yöneticinin, hayırseverin ya da kamu otoritesinin dağınık bireylerin katkılarını eşleştirmesidir. Mekanizma tasarımı kuramı, önceki bölümde karesel oylamayı destekleyen mantığa benzer biçimde, atomlaşmış davranışa ilişkin benzer varsayımlar altında eşleştirme fonlarının bireysel katkıların kareköklerinin toplamının karesiyle orantılı olması gerektiğini, yani çok sayıda küçük katkı sunana az sayıda büyük olandan daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini göstermek için kullanılabilir.[14] Son dönemde tasarımlar, ⿻ grup çıkarlarını ve bağlılıklarını hesaba katmak üzere geleneksel bireyci tasarımların ötesine uzandı.[15]
  • Paydaş şirketi: Kısmi ortak mülkiyet ve karesel fonlama, örgüt ve varlık denetiminin devrini güvence altına almaya yardım edebilirse de, örgütlerin müşteriler ve çalışanlar gibi "paydaşları" üzerinde gayrimeşru güç kullanmak yerine onlara hizmet etmesini doğrudan güvence altına almaz. Yukarıda betimlediğimiz geleneklerden yararlanarak, son yıllarda bir "paydaş" şirketi yaratmaya yönelik çeşitli yenilenmiş hareketler var; bunlar arasında Çevresel, Sosyal ve Yönetişim ilkeleri, platform kooperatifçiliği, dağıtık özerk örgütler (DAO'lar), antitröstte "paydaş çözümleri" (yani antitröst ihlallerini, suistimal edilen paydaşların söz sahibi olmasını zorunlu kılmak için kullanmak), veri sendikaları ve en önemli büyük temel model şirketlerinin pek çoğunun (örneğin OpenAI ve Anthropic) kısmen kâr amacı gütmeyen ya da uzun vadeli yarar şirketleri olarak örgütlenmesi yer alır.[16]
  • Katılımcı tasarım ve tahmin piyasaları: Dijital platformlar ve mekanizmalar ayrıca hem şirketler içinde hem de şirketler ile müşterileri arasındaki bağlantılarda daha dinamik kaynak tahsisine olanak tanımak için giderek daha çok kullanılıyor.[17] Örnekler arasında, Roblox ya da Lego Ideas gibi eğlence platformlarında müşterilerin yeni ürün tasarımlarına katkıda bulunma ve bunun için ödüllendirilme yolları ile paydaşların yeni bir ürünün satışları gibi şirketle ilgili sonuçları tahmin etmek için ödüllendirilebileceği tahmin piyasaları sayılabilir.
  • Piyasa tasarımı: Son dönemde birkaç Nobel Ödülü verilen piyasa tasarımı alanı, işlemlerin toplumsal sonuçlarını göz ardı etmekten doğan piyasa gücü ya da dışsallık sorunlarını hafifleten piyasa kurumları yaratmak için mekanizma tasarımını uygular. Örnekler arasında alınıp satılabilir karbon izinleri piyasaları, yukarıda Mülkiyet ve Sözleşme bölümünde tartıştığımız açık artırma tasarımı örnekleri ve dış para birimi kullanmanın temel değerleri ciddi biçimde baltalayabileceği topluluklarda (örneğin eğitim, sosyal konut ya da organ bağışı) piyasa benzeri kurumları kolaylaştırmak için topluluk para birimleri ya da başka araçlar kullanan bir dizi piyasa sayılabilir.[18]
  • Saygınlık ekonomileri: Bu yerel para birimi piyasalarıyla ilgili olan bir şey de, toplumsal saygınlığın/sermayenin çeşitli niceliksel işaretlerinin (örneğin rozetler, takipçiler, liderlik tabloları, bağlantılar) başarının "para birimi" olarak devredilebilir paranın yerini kısmen ya da tamamen aldığı çevrimiçi sistemlerdir.[19] [20] Bunlar da çoğu zaman reklamcılık, sponsorluk ve kitlesel fonlama gibi çeşitli paraya çevirme kanalları aracılığıyla daha geniş piyasalarla kısmen birlikte çalışabilir.

Basitleştirici piyasalara alternatiflerin bu serpilişi, piyasanın geleneksel sınırlarının ötesine geçmek için güçlü bir kavram kanıtı olsa da, bunlar geleceğin teknolojiyle olanaklı kılınan sosyal piyasalarının olanaklarının sonunu değil başlangıcını temsil eder.

Sosyal piyasaların sınırları

Bu deneylerin üzerine inşa ederek, kapsamlı biçimde dönüştürülmüş bir piyasa sisteminin neye benzeyebileceğine ancak şöyle bir göz atabiliyoruz. En umut vadeden ögelerden bazıları şunlardır:

  1. Döngüsel yatırım: İktisat kuramının en dikkate değer sonuçlarından biri Henry George'un adını taşır. Özgün olarak Vickrey'nin kanıtladığı ama ilk kez Richard Arnott ile Nobel ödüllü Joseph Stiglitz'in yayımladığı Henry George Teoremi kabaca, doğru tasarlanmış ortak mülkiyet vergilerinden toplanabilecek vergilerin süpermodüler yatırımları fonlamak için gereken bütün sübvansiyonları fonlayabileceğini söyler.[21] Sonuç çok daha genel olsa da, basit bir örnek, daha iyi yerel devlet okulları inşa etmenin arazi değerlerini yükseltme eğilimidir: bu değer bir arazi vergisiyle toplanabilirse, ilkece fonlamaya değer her eğitim yatırımı desteklenebilir. Daha genel olarak sonuç, ilerleme üretmek için vergilendirmede/ortak mülkiyette ve fonların süpermodüler etkinliğe tahsisinde yenilik için, bir süperiletken devrede gerçekleşen gibi neredeyse sınırsız bir potansiyele işaret eder.
  2. ⿻ mülkiyet: Bu fonlar nasıl toplanabilir? Kısmi ortak mülkiyet düzenleri ilginç bir başlangıç olsa da, toprağın ve diğer varlıkların kullanılma biçiminde ve istikrarında ortak çıkarları tanıyıp koruyabilecek araçlarla eşleştirilmeleri gerekir. Önceki bölümde betimlediğimiz oylama sistemleri burada doğal bir yanıttır ve bunları bir araya getirebilecek, bir dizi servetin değerinin büyük bölümünü kesişen kamulara geri döndürürken ("fructus") bu topluluklara önemli erişim ("usus") ve elden çıkarma ("abusus") hakları da veren ⿻ mülkiyet sistemlerinde büyük potansiyel olabilir.
  3. Sınırlar ötesi ⿻ fonlama: ⿻ fonlama, böylece toplanan kaynakları tahsis etmek üzere mevcut sınırlarının çok ötesine de çarpıcı biçimde genişleyebilir. En ilginç iki yön, yetki alanları arası ve zamanlar arasıdır. Mevcut uluslararası ticaret antlaşmaları öncelikle, yukarıda tartıştığımız gibi süpermodüler üretimi desteklemeye yardım eden sübvansiyonlar dâhil ticaret engellerini yıkmaya odaklanır. Uluslararası iktisadi işbirliğinin gelecekteki bir biçimi, ⿻ fonlama gibi bir mekanizmadan yararlanarak yetki alanları arası iktisadi girişimler için eşleştirme fonları toplayabilir. Kapitalizmin kilit bir üstünlüğü, şirketlerin uzak görünen kârlar için fon topladığı, kayda değer bir zamanlar arası planlama bileşeni olan az sayıdaki ölçekli sistemden biri olmasıdır.[22] Ne var ki örneğin kuşaklar arası ya da henüz doğmamış olanlarla işbirliğini teşvik eden kurumlar için eşleştirme fonları içeren daha da iddialı zamanlar arası iktisadi sistemler hayal edilebilir. Bu, pek çok çevrede uzun vadeli planlama eksikliğine ve değer verilen geçmiş kurumların korunmasına ilişkin kaygıları aşabilir ve bir "gelecek bakanlığı"nın organik bir sürümünü yaratabilir.[23]
  4. Beliren kamular: Böylece desteklenen örgütlerin paydaşlarına gerçekten hesap verebilir kılınması açısından da olanaklar aynı ölçüde umut vadediyor. Çeşitli türde paydaşlık (çalışan, müşteri, tedarikçi, kirlilik boşaltımı ya da yanlış bilgi gibi olumsuz dışsallıkların hedefi vb. olarak), yukarıda tartıştığımız türden ⿻ kimlik sistemlerinden yararlanılarak izlenebilir. Bunlar daha sonra, daha önce vurguladığımız gibi oylama ve müzakere sistemleri kullanılarak, bireylerin zamanı ve dikkati üzerinde mevcut kolektif yönetişimden çok daha az talepkâr olan ve geniş biçimde meşru kararlara daha hızlı ulaşabilen biçimlerde katılıma bağlanabilir.[24] Bunlar da beliren kamuların gerçekten demokratik ve ⿻ yönetişimini geleneksel şirket yönetişimine gerçekçi bir alternatif kılabilir. O zaman, beliren teknolojileri hükûmetler kadar meşruya yakın biçimlerde yöneten yeni demokratik kuruluşların start-up'lar kadar sık belirdiği, dinamik ve meşru bir yönetişim ağı yaratan bir gelecek hayal edilebilir.
  5. ⿻ yönetim: İçeride de, şirket denetimine tipik olarak egemen olan hiyerarşik yapının ötesini görmek giderek daha mümkün. Bu kitabı yaratmak için kullandığımız Çoğul Yönetim Protokolü, çeşitli katılımcıların katkılarının türlerini ve kapsamını izler ve yukarıda betimlediğimiz gibi mekanizmalardan yararlanarak işi önceliklendirmelerine (bu da o konuları ele alanların tanınmasını belirler) ve otorite kullanma ile başkalarının ne karar vereceğini tahmin etme temelinde hangi işin bir projeye dâhil edilmesi gerektiğini belirlemelerine olanak tanır.[25] Bu, hiyerarşinin önemli bileşenlerinden bazılarına (güvenilir otoritelerce değerlendirme, bu otoritenin o otoritelere göre başarıma dayanarak yer değiştirmesi) herhangi bir doğrudan hiyerarşik raporlama yapısı olmaksızın olanak tanır ve ağların katı hiyerarşilerin yerini potansiyel olarak almasını sağlar. Reinventing Organizations, şimdi ⿻ olarak anlayabileceğimiz örgütsel uygulamalara yararlı bir genel bakış sunar.
  6. Çok kentli göç siyasası: İlgili mekanizmalar aracılığıyla uluslararası işgücü piyasalarının katılığını kırmayı hayal etmek de giderek mümkün. Filozof Danielle Allen'ın önerdiği gibi, göç, alıcı ülkedeki bir ya da daha fazla sivil toplum grubunun onayına ya da desteğine bağlanabilir; bu, sırasıyla özel topluluk temelli sponsorluğa ve uzun vadeli çalışma izinleri için çeşitli nitelendirme yollarına olanak tanıyan Kanada ve Tayvan gibi ülkelerdeki mevcut uygulamaları genişletip birleştirir.[26] Bunlar, toplumsal bütünleşmeyle ilgili zararlardan ya da zorluklardan kaçınmak için hesap verebilirliği korurken ulus devletlerin emek hareketliliği üzerindeki katı denetimini dağıtabilir.

Bunlar olanakların yüzeyini ancak çizmeye başlasa da, umarız piyasaların ⿻ ilkelerinden yararlanılarak ne kadar bütünüyle yeniden kavranabileceğini gösteriyorlar. Piyasalar ve devlet üzerine tartışmalar çoğu zaman öngörülebilir örüntülere düşse de, bu basitleştirici ikiliğin köktenci biçimde ötesine geçme olanakları, ⿻'nin başka herhangi bir alanında olduğu kadar geniştir.

Sosyal piyasaların sınırları

Ne var ki piyasaların potansiyeli, bir mucize ilaç ya da ⿻'nin geleceği için başlıca örüntü sanılmamalıdır. Bu büyük ölçüde zenginleştirilmiş biçimlerde bile piyasalar, en iyi durumda çeşitli daha zengin insan ilişkilerine rahatça uyup onlara maddi destek ve arayüz sağlayabilen, en kötü durumda ise onları baltalayabilen ince bir kabuk olmayı sürdürür. Bu yüzden umabileceğimizin en iyisi, destekledikleri beliren toplumsal biçimlerin serpilişinin arka planına karışacak kadar esnek piyasa biçimleri yaratmaktır.

En titizlikle karşı korunmamız gereken şey, piyasaların gücü özel örgütlerde ya da sınırlı kültürel gruplarda çeşitliliği türdeşleştiren ve aşındıran biçimlerde yoğunlaştırma eğilimidir. Buna ulaşmak, vurguladıklarımız gibi, mevcut güç yoğunlaşmalarını aşındırırken yeni çeşitliliği bilinçli olarak teşvik eden kurumlar gerektirir. Ayrıca, önerdiğimiz gibi, ister oylama, ister müzakere, ister yaratıcı işbirliği olsun, çeşitlilik boyunca diğer işbirliği biçimlerini[27] sürekli olarak piyasalarla kesişmeye getirmeyi ve bunları daha geniş piyasa güçlerinden bilinçli olarak yalıtabilecek piyasa sistemleri (⿻ para gibi) yaratmayı gerektirir.

Yine de bütün açık tehlikelerine ve sınırlılıklarına karşın, ⿻'yi izleyenler piyasaların yok olmasını dilememelidir. Bir şeyin en geniş toplumsal mesafeler boyunca işbirliğini değilse bile en azından bir arada var oluşu eşgüdümlemesi gerekir ve buna ulaşmanın pek çok başka yolu, oylama kadar ince olanlar bile, tam da daha derin bağlar içerdikleri için çok daha büyük türdeşleşme riskleri taşır. Toplumsal olarak bilinçli küresel piyasalar, ⿻ için küresel bir hükûmetten çok daha büyük olanak sunar. ⿻ bir geleceği güvence altına almak için piyasalar, pek çok başka işbirliği kipiyle birlikte evrilmeli ve serpilmelidir.


  1. Pistor, op. cit. ↩︎

  2. Albert Hirschman, The Passions and the Interests, (Princeton: Princeton University Press, 1997). ↩︎

  3. Joseph Schumpeter, Capitalism, Socialism and Democracy (New York: Harper & Brothers: 1942). Quinn Slobodian, Globalists: The End of Empire and the Birth of Neoliberalism (Cambridge, MA: Harvard University Press, 2018). ↩︎

  4. Daron Acemoglu, David Laibson and John List, Economics (Upper Saddle River, NJ: Pearson, 2021). ↩︎

  5. Adam Smith, An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations (London: W. Strahan and T. Cadell, 1776). ↩︎

  6. Paul Krugman, "Scale Economies, Product Differentiation and the Pattern of Trade", American Economic Review 70, no. 5 (1980): 950-959. Paul Romer, "Increasing Returns and Long-Term Growth", Journal of Political Economy 94, no. 5 (1986):1002-1037. ↩︎

  7. John Dewey, The Public and its Problems, op. cit. ↩︎

  8. Matt Stoller, Goliath: The 100-Year War Between Monopoly Power and Democracy (New York: Simon & Schuster, 2020). ↩︎

  9. John Kenneth Galbraith, American Capitalism: The Concept of Countervailing Power (New York: Houghton Mifflin, 1952). ↩︎

  10. Edward L. Glaeser and Joseph Gyourko, "The Impact of Zoning on Housing Affordability" (2002) at https://www.nber.org/papers/w8835. ↩︎

  11. Eric A. Posner and E. Glen Weyl, Radical Markets: Uprooting Capitalism and Democracy for a Just Society (Princeton, NJ: Princeton University Press, 2018). ↩︎

  12. Sun, op. cit. Arnold C. Harberger, "Issues of Tax Reform for Latin America" in Joint Tax Program of the Organization of American States eds., Fiscal Policy for Economic Growth in Latin America (Baltimore, MD: Johns Hopkins Press, 1965). ↩︎

  13. Emerson M. S. Niou and Guofu Tan, "An Analysis of Dr. Sun Yat-Sen's Self-Assessment Scheme for Land Taxation", Public Choice 78, no. 1: 103-114. Yun-chien Chang, "Self-Assessment of Takings Compensation: An Empirical Analysis", Journal of Law, Economics and Organization 28, no. 2 (2012: 265-285. ↩︎

  14. Vitalik Buterin, Zoë Hitzig and E. Glen Weyl, "A Flexible Design for Funding Public Goods", Management Science 65, no. 11 (2019): 4951-5448. ↩︎

  15. Ohlhaver et al., op. cit. and Miler et al., op. cit. ↩︎

  16. Colin Mayer, Prosperity: Better Business Makes the Greater Good (Oxford, UK: Oxford University Press, 2019). Zoë Hitzig, Michelle Meagher, André Veig and E. Glen Weyl, "Economic Democracy and Market Power", CPI Antitrust Chronicle April 2020. Michelle Meagher, Competition is Killing us: How Big Business is Harming our Society and Planet - and What to Do About It (New York: Penguin Business, 2020). ↩︎

  17. Bkz. Erich Joachimsthaler, The Interaction Field: The Revolutionary New Way to Create Shared Value for Businesses, Customers, and Society, PublicAffairs, 2019. Ayrıca bkz. Gary Hamel, and Michele Zanini, Humanocracy: Creating Organizations as Amazing as the People inside Them, (Boston, Massachusetts: Harvard Business Review Press, 2020). ↩︎

  18. Atila Abdulkadiroğlu, Parag A. Pathak and Alvin E. Roth, "The New York City High School Match", American Economic Review 95, no. 2 (2005): 365-367. Nicole Immorlica, Brendan Lucier, Glen Weyl and Joshua Mollner, "Approximate Efficiency in Matching Markets" International Conference on Web and Internet Economics (2017): 252-265. Roth et al., op. cit. ↩︎

  19. Nicole Immorlica, Greg Stoddard and Vasilis Syrgkanis, "Social Status and Badge Design", WWW '15: Proceedings of the 24th International Conference on World Wide Web (2015: 473-483. ↩︎

  20. Daniel Kronovet, Seth Frey, and Joseph DeSimone, "Cybernetic Governance in a Coliving House" (May 28, 2024). Available at SSRN: https://ssrn.com/abstract=4856267 ↩︎

  21. William Vickrey, "The City as a Firm" in Martin S. Feldstein and Robert P. Inman, eds., The Economics of Public Services: 334-343. Richard Arnott, and Joseph Stiglitz, “Aggregate Land Rents, Expenditure on Public Goods, and Optimal City Size,” The Quarterly Journal of Economics 93, no. 4 (November 1979): 471. https://doi.org/10.2307/1884466. ↩︎

  22. Zamanlar arası iktisadi sistemlerin dikkate değer bir örneği, Ken Suzuki'nin geliştirdiği PICSY'dir (Propagational Investment Currency SYstem). PICSY, geçmiş işlemleri katkı olarak izleyen ve yakın tarihli katkıların bir bölümünü geçmiş katkı sunanlara atayan bir değer yayılım sistemidir. Böylece PICSY çerçevesinde işlemler, yatırımlar için sicil kayıtlarıdır. Ken Suzuki, Propagational investment currency system (PICSY): proposing a new currency system using social computing. PhD diss., Tokyo University, 2009. Ken Suzuki, "The Nameraka Society and its Enemies", Keiso Shobo Publishing (2013). ↩︎

  23. Robinson, op. cit. ↩︎

  24. Bu yöndeki ilginç bir ilk deney, protokolünü yönetmek için farklı "meclislerde" tek-hisse-tek-oy ile daha demokratik yöntemlerin karışımını kullanan Web3 protokolü Optimism tarafından yürütülüyor. ↩︎

  25. South et al., op. cit. ↩︎

  26. Danielle Allen, "Polypolitanism: An Approach to Immigration Policy to Support a Just Political Economy" in Danielle Allen, Yochai Benkler, Leah Downey, Rebecca Henderson & Josh Simons, etc., A Political Economy of Justice (Chicago, IL: University of Chicago Press, 2022): ch. 14. ↩︎

  27. Çeşitlilik boyunca havuzlama çok genel bir ilkedir. Büyüklük önemli olsa da, daha büyük her zaman daha iyi değildir ve kurulan bağların gücü daha önemli olabilir. Örneğin aileler, takımlar ya da birlikler — yüksek değerli etkileşimlerle bağlanmış küçük ağlar — ⿻ malların üretiminde çok daha büyük ağlardan üstün başarım gösterebilir. Paleolitik sanatın kayıtlarını düşünürsek, kilit toplumsal işlevleri yerine getirmek için bir araya gelmek son derece kadimdir; bu yüzden devlet dışı ve piyasa dışı aktörlerce de olsa çeşitli ölçeklerde işbirliğine dayalı havuzlama, "kamusal malların" her zaman eksik sağlandığı kuralının bir istisnası gibi görünüyor. ↩︎