İleriye Doğru · 7-1
Sonuç
Bu kitap, teknolojinin ve toplumun geleceğine dair, Liberteryenlerin ve Teknokratların geliştirdiğine gerçek bir rakip olacak kadar iddialı ve ciddi olmasını, ama çoğu okur için ondan daha çekici gelmesini umduğumuz bir vizyonu anlatıyor. Haklıysak ve bu vizyonu paylaşıyorsanız, ⿻ hareketinde bize katılın.
Somut özlemlerimiz iddialı vizyonumuzla örtüşüyor. 2030'a gelindiğinde ⿻, dünya genelinde insanlar için bir teknoloji yönelimi olarak yapay zekâ ya da blokzincir kadar tanınır, bir siyasi hareket olarak da Yeşil hareket kadar tanınır olacak. İnsanlar demokrasilerinin cihazları kadar hızlı ilerlemesini bekleyecek. Tayvan'ı ⿻ için bir yol gösterici ışık ve simge olarak, dolayısıyla ⿻'nin serpilmesi için İsrail'in Yahudi halkı ya da Ukrayna'nın Avrupa'da özgürlük için taşıdığı önem kadar önemli görecekler. Dünyanın dört bir yanındaki insanlar ⿻ aracılığıyla şaşırtıcı müttefikler ve kahramanlar bulacak; otoriter yayılmacılıktan kaygı duyanların bu çatışmanın ön saflarındaki trans bir Tayvanlı lidere hayranlık duyması ya da daha fazla ⿻ teknoloji arayanların dindar muhafazakârlar arasında müttefik bulması gibi.
Teknoloji, dünyamızı dönüştüren en güçlü kuvvettir. İç işleyişini anlayalım ya da anlamayalım, onu çekingence ya da doymak bilmezce kullanalım, gelişimini bugüne dek biçimlendiren şirketlerle ve politika yapıcılarla aynı fikirde olalım ya da olmayalım, kolektif geleceğimizi biçimlendirmek için elimizdeki en büyük kaldıraç olmayı sürdürüyor.
Bu kolektif yalnızca bir bireyler topluluğu değil, bir ilişkiler dokusudur. İster bilimsel, ister tarihsel, sosyolojik, dinsel ya da siyasi bir bakış açısından bakın, gerçekliğin yalnızca kim olduğumuzla değil, nasıl bağlandığımızla da tanımlandığı giderek daha açık hâle geliyor.
Teknoloji bu bağlantıları hem yönlendirir hem tanımlar. Demiryolundan telgrafa, telefondan bizi eski anaokulu arkadaşlarımıza ve benzer düşünen yeni müttefiklere bağlayan sosyal medyaya, Kovid sırasında işletmeleri ve aileleri bir arada tutan telekonferansa kadar, teknolojinin farklılıklarımızı onurlandırırken insan bağını kurma ve güçlendirme kapasitesinden muazzam ölçüde yararlandık.
Ne var ki teknoloji bizi apaçık biçimde birbirimizden uzaklaştırdı ve farklılıklarımızı bastırdı da. Dikkat için verilen savaşa dayanan iş modelleri, merakın yerine öfkeyi, ortak anlayışın yerine yankı odalarını önceledi ve yanlış bilgiyle dezenformasyonu çoğalttı. Bilginin çevrimiçi ortamda bağlamından kopuk ve mahremiyet beklentilerimize aykırı biçimde hızla yayılması, çoğu kez topluluklarımızı aşındırdı, kültürel mirasımızı dışarı itti ve küresel bir tekkültür yarattı. ÜTM'ler, Web3 ve artırılmış gerçeklik dâhil yeni bir teknoloji kuşağı yaşamlarımıza yayıldıkça, teknolojinin iyi ve kötü etkilerini kökten artırmayı vaat ediyor.
Böylece bir yol ayrımındayız. Teknoloji bizi birbirimizden uzaklaştırabilir, toplumsal düzeni yıkacak kaos ve çatışma ekebilir. Can damarı olan insan çeşitliliğini bastırabilir, bizi tekil bir teknik vizyonda türdeşleştirebilir. Ya da çeşitliliğimizi çarpıcı biçimde zenginleştirirken onun boyunca uzanan bağları güçlendirebilir, ⿻'nin potansiyel enerjisini kullanabilir ve sürdürebilir.
Kimileri frene basarak, teknolojik ilerlemeyi yavaşlatarak bu seçimden kaçınmak isteyecektir. Ne var ki elbette bazı yönelimler akıllıca değildir ve bilinmeyene ne kadar hızlı ilerlememiz gerektiğinin sınırları vardır; ancak rekabetin ve jeopolitiğin dinamikleri, ilerlemeyi yalnızca yavaşlatmanın sürdürülebilir olmasını olanaksız kılar. Bunun yerine karşımızdaki seçim, hızdan çok yönelime ilişkindir.
Peter Thiel, Marc Andreesen ve Balaji Srinivasan gibi Liberteryenlerin isteyeceği üzere, bireyleri kısıtlardan ya da sorumluluklardan azade atomcu özneler olarak mı özgürleştirmeliyiz? Sam Altman ve Reid Hoffman gibi Teknokratların isteyeceği üzere, teknoloji uzmanlarının sorunlarımızı çözmesine, geleceğimizi planlamasına ve yarattığı maddi konforu bize dağıtmasına mı izin vermeliyiz?
Yüksek sesle ve açıkça söylüyoruz: ikisi de değil! Hem kaos hem yukarıdan aşağıya düzen, yalnızca demokrasinin ve özgürlüğün değil, insan toplumundaki ve doğadaki bütün yaşamın, karmaşıklığın ve güzelliğin karşıtıdır. Yaşam ve ⿻, "kaosun kıyısındaki" dar koridorda serpilir. Bu gezegendeki yaşamın hayatta kalması ve serpilmesi için, teknolojinin ve siyasetin merkezî görevi bu koridoru genişletmek, bizi büyümenin ve ⿻'nin mümkün olduğu o kaos kıyısına sürekli geri yöneltmek olmalıdır. ⿻'nin özlemi ve zorunluluğu budur.
Böylece ⿻, tıpkı yaşamın katı düzen ile kaosun ötesinde üçüncü yol olması gibi, Liberteryenizmin ve Teknokrasinin ötesinde üçüncü yoldur. Harekete geçirmek için belki üç ila beş yılımız olan bir harekettir. Bu zaman diliminde, insanların ve şirketlerin her gün kullandığı teknolojinin kritik bir kütlesi "yapay zekâya" ve "metaverse"e derinden bağımlı hâle gelmiş olacak. O noktada, Teknokrasinin ve Liberteryenizmin bizim için ürettiği oldubittiyi tersine çeviremeyeceğiz. Ama şimdiyle o an arasında rotayı yeniden çizmek için seferber olabiliriz: farklı insan gruplarının, tam da aynı fikirde olmadıkları için, hayal gücümüzü ve özlemlerimizi sürekli ileri itmek üzere işbirliği yapabildiği, ilişki merkezli ve güçlendirici bir dijital demokrasiye doğru.
Böyle bir eksen kayması, toplumun bütününü kapsayan bir seferberlik gerektirecek. İşletmeler, hükûmetler, üniversiteler ve sivil toplum örgütleri; teknolojimizin çeşitliliğin birçok biçimi boyunca bağlarımızı derinleştirmesini ve genişletmesini talep etmeli, bunun mümkün olduğunu bize göstermeli, buna ulaşmak için gereken araçları inşa etmeli ve gerçeğe dönüştürmelidir. Geleceğe doğru insan istikrarını, refahını ve serpilmesini güçlendirmenin anahtarı ve tek yolu budur. Sunduğu onca şeye karşın internetin gerçekten dönüştürücü ilerleme potansiyeli hiçbir zaman gerçekleşmedi. Bu potansiyeli gerçekleştirmek istiyorsak, eyleme geçmek için kısa bir fırsat penceremiz var.
⿻'nin vaadi
Son yarım yüzyılda çoğu Batılı liberal demokrasi, teknoloji karşısında çaresiz olmayı öğrendi. Ondan etkileniyor, dönüşümlü olarak keyif alıyor ve hayal kırıklığına uğruyorlar; ama onu küçük mühendis gruplarının seçimlerinin toplamı olarak değil, tıpkı modernliğin kendisi gibi amansızca beliren bir şey olarak varsayma eğilimindeler. Bu siyasal topluluklardaki çoğu yurttaş, "biz halkın" yaşamlarımızın işletim sistemi olan platformların yönünü etkileme yetisi bir yana, hakkı bile olduğuna inanmıyor.
Oysa daha iyisini talep etme hakkımız, hatta ödevimiz var. Bazı teknolojiler bizi birbirimizden koparır ve farklılıklarımızı düzleştirir; bazıları bizi bir araya getirir ve onları kutlar. Bazıları hıncımızı ve itaatimizi besler, bazıları karşılıklı bağımlılığı bulmamıza yardım eder. İkincisini, yani farklılık boyunca işbirliği yapmamıza yardım etmek üzere tasarlanmış ⿻ teknolojileri talep etmek için seferber olursak, o işletim sistemini yeniden tasarlayabiliriz.
Eyleme geçme fırsatımızı üç ufukta görüyoruz: yakın, ara ve dönüştürücü.
Yakın ufuk
Bu değişimin bir bölümü bugün eyleme hazır. Bu kitabı okuyan herkes onu açıklayabilir, tavsiye edebilir, hikâyelerini arkadaşlarına anlatabilir ve çevresindeki çeşitli medya içeriğinin yayılmasına yardım edebilir. Herkes, sürükleyici paylaşılan gerçeklikte toplantılardan topluluklarıyla kolektif kararlar almaya yarayan açık kaynaklı araçlara kadar, hâlihazırda yaygın biçimde erişilebilir bir dizi aracı benimseyebilir.
Herkes, önceki bölümde geliştirdiğimiz politika gündemi etrafında siyasi liderleri destekleyebilir ve siyasi hareketlerde örgütlenebilir; özellikle siyasi ve politika liderleri bu fikirleri hayata geçirmek için birlikte çalışabilir, ayrıca sıralı tercihli ya da onaylı oylama gibi ⿻ yönünde yakın vadeli siyasi reformları uygulayabilir. Herkes kullandığı teknoloji beslenmesini açık kaynaklı araçlara ve ⿻'yi çalışmalarına katan şirketlerin araçlarına doğru eğebilir. Bu şirketlerdeki iş liderleri, mühendisler ve ürün yöneticileri hem ⿻ teknolojilerini ürünlerine mütevazı biçimlerde katabilir, hem bu araçları verimlilik iş akışlarında kullanabilir, hem müşterilerden daha etkili geri bildirim alabilir hem de bunları cisimleştiren kamu politikalarını destekleyebilir.
Akademisyenler ⿻ teknolojilerini ve bunların bugün sahadaki etkisini inceleyebilir. Neyin gerçekten işe yaradığını bilmemize yardımcı olacak titiz ölçütler tasarlayabilirler. Yeni kuşak ⿻ teknolojilerinin tasarımına olanak tanıyacak bir dizi alandaki kilit açık soruları ele alabilir ve Plurality Institute gibi ağlar aracılığıyla akademik kurumlar arasında ilişkiler ve işbirlikleri kurabilirler. Araştırmanın yayılmasında ve hakem değerlendirmesinde ⿻'yi benimseyebilirler.
Kültür liderleri, sanatçılar, gazeteciler ve diğer iletişimciler, Oscar ödüllü Yönetmen Cynthia Wade ile Emmy ödüllü Yapımcı Teri Whitcraft'ın yakında çıkacak bir belgeselde yaptığı gibi, ⿻ hareketinin hikâyelerini anlatabilir. Bu kitabın yaptığı ve Mat Dryhurst ile Holly Herndon'ın yaptığını gördüğümüz gibi, ⿻'yi yaratıcı pratiklerine katabilirler. Tokyo'daki Miraikan'ın yaptığı gibi, yurttaşları daha ⿻ bir geleceği yapıcı biçimde hayal etmeye daldırabilirler.
Ara ufuk
Daha sistemik bir hayal gücü ve iddiayla, daha ara bir ufukta ⿻'yi izlemek; kurumları daha çeşitli sesleri içerecek, daha derin bağlar kuracak ve daha fazla çeşitliliğin yeniden üremesini besleyecek biçimde yeniden icat etmek için fırsatlar vardır. Herkes dünyanın dört bir yanındaki yerel ⿻ topluluklarının parçası olabilir; daha ⿻ bir geleceğin potansiyelini çok çeşitli deyişlerle, dillerle ve biçimlerle anlatabilir ve arkadaşlarını onu ortaklaşa yaratmaya çağırabilir. Herkes açıkça ⿻'ye adanmış, giderek daha örgütlü hâle gelecek siyasi hareketlere katılabilir, büyüyen bir ⿻ sivil ve hayır amaçlı davalar yelpazesine katkıda bulunabilir, çeşitli toplulukların yerel kaygılarını ⿻ kullanarak ele almaya yardımcı olan gitgide artan sayıda hackathon ve ideathon'a katılabilir.
Politika liderleri kapsamlı ⿻ gündemleri etrafında siyasi platformlar, hatta belki siyasi partiler kurabilir. Düzenleyiciler ve kamu görevlileri ⿻'yi pratiklerine derinlemesine gömerek kamusal katılımı iyileştirebilir ve girdi döngüsünü hızlandırabilir. Uluslararası ve ulusötesi kuruluşların çalışanları, ⿻'yi kullanmak ve özlü biçimde cisimleştirmek üzere yapılarını ve pratiklerini reformdan geçirmeye başlayabilir; "uluslararası ticaretten" özlü, süpermodüler uluslararası işbirliğine ve standart belirlemeye geçebilirler.
İş ve daha geniş anlamda örgüt liderleri, iç operasyonlarını, müşteri ilişkilerini, işe alım pratiklerini ve kurumsal yönetişimlerini dönüştürmek için ⿻'yi kullanabilir. Kaynakları ve gücü silolanmış hiyerarşik bölümlerden beliren dinamik işbirliklerine kademeli olarak kaydırarak daha dinamik iç girişimciliği teşvik edebilirler. Daha iyi toplantıları ve daha iyi müşteri araştırmasını kolaylaştırmak için genişletilmiş müzakereden yararlanabilirler. Daha çeşitli yetenek aramak ve kurumsal biçimlerini daha geniş bir düzenleyiciler yelpazesine karşı daha doğrudan hesap verebilir kılacak şekilde yeniden örgütlemek, bu süreçte toplumsal ve düzenleyici gerilimi yatıştırmak için üretici temel modelleri (ÜTM) uygulayabilirler.
Akademisyenler ve araştırmacılar ⿻ etrafında yeni araştırma alanları kurabilir ve sosyoloji, iktisat ve bilgisayar bilimi gibi alanları köprüleyen bu yeni işbirliklerini güçlendirmek için ⿻'den yararlanabilir. ⿻ konusunda düzenli olarak uzman yetiştiren disiplinler icat edebilir, yeni bir öğrenci kuşağına çalışmalarında ⿻'yi kullanmayı öğretebilir ve araştırma fikrinden pratik deneye uzanan döngüyü kısaltmak için çeşitli pratik topluluklarıyla daha yakın ilişkiler kurabilirler.
Kültür liderleri ⿻'den yararlanarak kültürel pratikleri yeniden tahayyül edebilir; kültürel uçurumları köprüleyen, güçlü biçimde empatik ve beliren deneyimler yaratabilir. Bunu, reklamverenlere ve son tüketicilere değil kamusal, sivil ve ticari örgütlere hizmet eden yeni iş modelleri benimsemiş medya kuruluşlarına satabilirler. Fiziksel mekânların somut tasarımından potansiyel bilimkurgu senaryolarının ayrıntılı etkileşimli geri-tasarımına kadar, geleceği birlikte tasarlama ve hayal etme yetimizi genişleten katılımcı deneyimler kurabilirler.
Dönüştürücü ufuk
Daha da geniş bir vizyona sahip olanlarınız için, bu kitabın önemli bir bölümünü, nihayetinde insanların iletişim ve işbirliği biçimini yeniden kurabilecek gerçekten dönüştürücü ⿻ türlerini dile getirmeye ayırdık. Bu iddia, ⿻ hareketinin kavrayışının köküne iner: demokrasinin çekirdek birimi olan kişilik yalnızca atomcu ya da "monist" değildir, aynı zamanda toplumsal ilişkilerce de tanımlanır — dolayısıyla bireysel hakların ötesine geçip aidiyetin, ticaretin, mülkiyetin ve toplumumuzun diğer yapı taşlarının ⿻ kavramlarını tanıyan daha geniş bir haklar anlayışına yol açar. Bütün bunlar bir dizi teknik altyapının, toplumsal ilişkinin ve örgütleyici kurumun köklü biçimde yeniden yazılmasını gerektirecektir.
Böyle bir değişim doğrudan gelemez; bunun yerine, birbiri üzerine inşa eden bir dizi toplumsal sektörde gerçekleşen kademeli bir dönüşüm sürecini izlemelidir. Gerçekten ⿻ olabilmesi için, bunların birçok farklılık çizgisi boyunca insanları katması ve güçlendirmesi gerekir; bu da onların geleceklerinden ne istediklerini anlamalarını ve dile getirebilmelerini gerektirir. Yukarıda ele aldıklarımız gibi kültürel yaratım, bunu mümkün kılmak için biçiminde ve özünde ⿻'yi giderek daha fazla açığa vurmak zorunda kalacak. Bu, teknolojinin yönünün kamusal olarak yönlendirilmesine ve tasarımına çeşitli toplumsal katılıma dair geniş bir kamusal anlayış ve beklenti yaratabilir.
Farklılık çizgileri boyunca uzanan bu ⿻ hayal gücü temeli, böylesi hedefler etrafında toplumsal ve siyasi örgütlenmeyi güçlendirebilir. Bu da siyasi liderlerin bu tür vizyonları gündemlerinin merkezine koymasına ve ⿻'nin yaratılmasını hükûmetlerin işleyişinde, birbirleriyle ve özel kuruluşlarla ilişkilerinde ve politika gündemlerinde hayata geçirmesine olanak tanıyabilir.
Böylesi politikalar ve pratikler de yeni teknolojilerin gelişiminin kökten farklı olmasına, Üçüncü Sektörün kapsamının çarpıcı biçimde genişlemesine ve ulusötesi olarak yeni toplumsal ve demokratik girişimlerin sürekli belirmesine olanak tanıyabilir. Bu beliren girişimler, demokratik hesap verebilirlikleri sayesinde giderek artan bir sorumluluk yelpazesini meşru biçimde üstlenebilir, genellikle ulus devletlere atfedilen sorumluluk sınırlarını bulanıklaştırabilir ve yeni bir ⿻ düzen kurabilir.
Böylesi girişimler de disiplin sınırlarını ve bilgi üretimi ile uygulama arasındaki sınırları aşan, bu beliren toplumsal girişimlerle derinlemesine ilişki kuran yeni araştırma ve öğretim kurumlarına dayanabilir. O eğitim sektörü sürekli olarak ⿻'nin sınırlarını zorlayan yeni teknolojiler üretecek, yeni toplumsal girişimlerin temelini kurmaya yardım edecek ve bütün bunların üzerine oturduğu kültürel hayal gücünün ilerlemesini destekleyecek bir fikir tabanı oluşturacaktır.
Böylece kültür, siyaset ve eylemcilik, iş ve teknoloji ile araştırma birlikte karşılıklı olarak birbirini pekiştiren erdemli bir çember oluşturabilir: hayal gücü eylemi yönlendirir, eylem de hayal gücünün değerini doğrulayarak onu daha da güçlendirir. Bu yüzden, hangi alanda olursanız olun, o erdemli döngüyü kurmanın parçası olarak, başka toplumsal sektörlerde aynısını yapanları pekiştirerek ivmeyi yukarı doğru iterek bu gerçekten dönüştürücü ufka katkıda bulunma şansınız var. ⿻'ye giden en iyi ya da en önemli bir yol yoktur, çünkü ⿻ ⿻'dir ve ancak hepimizin destek ve karşılıklı bağımlılık ağlarının parçası olma biçimlerindeki muazzam çeşitliliği temel alarak ve çoğaltarak başarıya ulaşır.
Seferberlik
İşte bu yüzden ⿻'ye giden yukarıdan aşağıya, herkese uyan tek bir yol elbette olamaz. Ancak olabilecek şey — ve bu kitap amaçladığı etkiyi yaratırsa yakında olacak olan şey — ⿻'yi karşıtlarına, yani Liberteryenizme ve Teknokrasiye tercih etmeye kararlı, dünya genelinde gruplar ve bireyler hâlinde gevşekçe federe olmuş, kesişen insan çemberleridir. Üçüncü bir rota çizerken çoğulcular, teknolojinin ilişkileri yıkmak yerine güçlendirmesine ve çeşitlendirmesine, tektipliliği beslemek yerine çeşitliliği yeniden üretmesine bağlıdır. Yaşamı oluşturan şey ilişkiler ve sevgi, kayıp, sıkıntı ve başarıdır; Sineklerin Tanrısı gibi kitaplarda açığa vurulan orman şiddeti ya da farklılaşmamış veri noktalarının eniyilenmesi değil.[1]
Serpilen, ilerleyen ve doğru bir toplumun merkezî koşulunun toplumsal çeşitlilik ve böylesi zengin bir çeşitlilik boyunca işbirliği olduğuna inanıyorsanız — gelin katılın. Günümüz toplumunun en güçlü aracı olan teknolojinin, hem bireyler olarak hem de çoklu ve anlamlı aidiyetlerimiz boyunca serpilmemize yardımcı olacak biçimde yapılabileceğine inanıyorsanız — gelin katılın. ⿻'nin yakın ufkuna, ara ufkuna ya da gerçekten dönüştürücü ufkuna — ya da hepsine birden — katkıda bulunmak istiyorsanız, birden çok giriş noktanız var. Teknolojide, işte, devlette, akademide, sivil toplumda, kültür kurumlarında, eğitimde ve/veya ev cephesinde çalışıyorsanız, fark yaratmak için sınırsız yolunuz var.
Bu kitap büyük bir dokumanın yalnızca bir parçası. Örneğin bu kitabın yazarlarından biri, diğerinin yaşamı hakkında yakında çıkacak bir belgeselin (yukarıda anılan) Yönetici Yapımcısı; bu belgeselin bu kitabın ulaşabileceğinden çok daha geniş bir kitleye ulaşacağını sanıyoruz; birlikte, ⿻ üzerine çalışan akademisyenleri ağa bağlamak için başka bir kurum kurduk ki bu açıkça çok daha dar bir kitle. Bunlar yalnızca birkaç örnek olsa da, hayati ve daha geniş bir noktayı örnekliyorlar: 1000 kişinin derinlemesine katılması için (diyelim kitabı yazarak), her biri için onu okuyacak 100 kişiye, onların her biri için de ondan haberdar olan ve genel fikri destekleyen 100 kişiye ihtiyaç olacak. Dolayısıyla başarılı olmak için karşılıklı destekleyici ilişkiler içinde geniş katılım düzeylerinde insanlara ihtiyacımız var.
1000 kişi bu kitapla kamuoyu önünde konuşacak kadar derinlemesine ilgiliyse, 10.000 kişi topluluğun parçasıysa ve etkin biçimde katkı sunuyorsa, 100.000 kişi malzemeyi derinlemesine sindiriyorsa, 1 milyon kişi satın alıyor ya da indiriyorsa, 10 milyon kişi bununla ilgili bir saatlik medya içeriği tüketiyorsa, 100 milyon kişi ilgili bir temayı işleyen bir film ya da başka bir eğlence yapımı izliyorsa ve 1 milyar kişi amaçlardan haberdar ve onlara sempati duyuyorsa, 2030 hedeflerimize ulaşacağız.
Çoğulcular dünyanın her ülkesinde ve ekonominin her sektöründe. Bağlanın, birleşin, toplanın, seferber olun… ve daha dinamik ve uyumlu bir dünya kurmaya yönelik bu bilinçli ve kararlı harekette bize katılın; geleceği hep birlikte özgürleştirelim.
William Golding, The Lord of the Flies (Londra: Faber and Faber, 1954). ↩︎